Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
DAMGA…
02/01/2018
Ormanda çıplak ayakla yürüyüp, incir ağaçlarının dallarından inmediğimiz yıllardı.
 
O günlerde mahallemize yeni bir aile taşınmıştı. Çocukları ile kısa sürede arkadaş olmuştuk. Çok geçmeden, çocukların annelerinin başından geçen acı bir olaydan dolayı aklını yitirdiğini ailelerimizden öğrenmiştik. Bu durum biz çocukları çok etkilemiş, hepimizi bir korku sarmıştı. Mahallelinin el ayak çektiği, bizim tabirimizle “deli kadın”, hiç sokağa çıkmıyor, kimseyle konuşmuyordu. Hiç görünmeyen bu kadından öylesine ürküyorduk ki, kapısının önünden koşarak geçiyor, çoğu kez yolumuzu değiştiriyorduk.
 
Bir hafta sonuydu. Hep yaptığımız gibi, arkadaş grubumuzla, önce her baharda kıpkırmızı laleler açan Lâletepe’ye çıktık. Ardından, hazinecilik oynamaya karar verdik. Erkekli kızlı gruplar halinde, mahallemizde inşaat halindeki evleri (kalelerimizi) paylaştık. Her zamanki gibi grup liderimiz Cemal’di. Cemal biz kızlara dönerek, adeta komut verircesine:
 
- Biz kalemize giriyoruz. Size sürpriz hazırlayacağız… Çağrılmadan sakın gelmeyin..! dedi.
 
 Bizler de gülüşerek “Ya gelirsek?” diyecek olduk.
 
- Sakın ha! Çağrılmadan gelen cezasını çeker!
 
Cemal, kale olarak nitelendirdiği evin derme çatma kapısını yüzümüze kapadı. Kapanan bu kapı, bizi heyecanlandırmış, merakımızı daha da arttırmıştı. Acaba bize hazırladıkları sürpriz neydi? Ben öylece düşünürken, birden kapıda büyük bir delik olduğunu farkettim. Kızlara dönerek “Bakın” dedim, “Kapıda bir delik var!”. Kızlar koşarak yanıma geldiler. Ben de onlardan güç alarak kapıya abanıp, gözümü deliğe iyice dayadım. Dayamamla birlikte gözüme onlarca iğneler batmışçasına, korkunç bir acıyla, çığlık çığlığa kapıdan uzaklaştım. O sırada Cemal dışarı çıkmış, “Ben size bakmayacaksınız demedim mi!” diye bağırıyordu.
 
Cemal içerideki elenmiş inşaat kumundan bir avuç alarak, kapı deliğine  iyice dayanmış olan gözüme var gücüyle fırlatmıştı.
 
Ben, arkadaşlarımın şaşkın bakışları altında, elim gözümde çaresiz ve acıyla kıvranırken, karşıdan “deli kadının” elinde su dolu bir kovayla bize doğru koşarak geldiğini gördüm. Hep beraber korkuyla kaçışırken, kadın beni kolumdan tuttuğu gibi bir hamlede başımı su dolu kovanın içine sokuverdi. Öylesine güçlüydü ki, ona karşı koyamıyor, beni boğmasına (beni boğduğunu zannediyordum) katlanıyordum. O ise deneyimli bir şekilde başımı sudan hızla çıkarıp tekrar suya sokuyordu. Bu hareketi ne kadar tekrarladığını hatırlamıyorum. Ama beni bıraktığında gözüm tamamıyla iyileşmişti.
 
Etrafımızda kimseler kalmamıştı. Ben, şaşkın ve ürkek öylece kalakalmışken, o gözlerimin ta içine bakarak ve saçlarımı okşayarak, “Korkma” dedi. Bu bakışlardaki ifade, mahallelinin kendisi hakkında yanlış kanıya vardıklarını adeta haykırıyordu.
 
İnsanın savunmasızlığı ve kişisel bütünlüğüne saygı ilkesinden bihaber mahalle sakinleri, o kişiyi kendi sorunlarıyla tek başına bırakıp, deli damgası vurmuşlar, onu acımasızca yargılamış, dışlamışlardı.
 
Ben canımın derdine düştüğümde feryatlarımı sadece o duymuş, zamanında müdahalesi ile, belki de bir gözümün olası körlüğüne, engel olmuştu.


287 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MESERRET ABLA - 08/03/2019
MESERRET ABLA
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN - 25/12/2018
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN
ÇOCUĞUN FENDİ - 22/10/2018
ÇOCUĞUN FENDİ
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
GECENİN MATEMİ - 20/03/2018
GECENİN MATEMİ
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
Kediler de ağlar - 12/02/2017
Kediler de ağlar
 Devamı