Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Güzeli kullanmak…
09/01/2018

Güzeli kullanmak… 

Arapçadan dilimize girmiş bir sözcük vardır; “Sui”. Sözcüğün etimolojik yapısını, yazılış biçimini Arap dili uzmanlarına bırakıyorum. Sui, bir sözcüğün önüne geldiğinde, “kötü, fena” anlamını yüklüyor. Sözcükler de insanlar gibi sanki, iyileri, kötüleri var. Örneğin; aşk, sevgi, hürriyet, barış ne güzel sözcükler! Daha binlercesi var. Bir de düşman, yalaka, kıskanç, zalim gibi sözcükler var. Dilimize değdikçe acıtacak cinsten. Bunlardan da binlerce var. Dilimiz hep kötü sözcüklerle donansaydı ne dayanılmaz  olurdu!

 

“Sui”    sözcüğü tam bir zalim. Bir kelimenin önüne eklendi mi, vay haline o sözcüğün! Örneğin; “istimal”i bilirsiniz, yine dilimize Arapçadan gelmiş, “kullanma” anlamında. Koyalım bizim “Sui”yi başına, oldu “suiistimal”. Yani kötü kullanma. Dil ve yazım kuralları gereği, zamanla “i” nin biri düşmüş, suistimal olmuş. Yaşamda sık sık karşılaştığımız bir davranış biçimi.

 

Örnekleri çoğaltmak mümkün. “Sui+kasd, kötü kasıt”,   “Sui+niyed, kötü niyet.”, “Sui+zan, Kötü zan, zan altında bırakma, art niyet arama.”, “Sui+nazar, kötü gözle bakma.”

İstimal; kullanmak, faydalanmak anlamına geliyor demiştik. Kullanma, faydalanma, canlı ve cansızlara uygulanan bir eylem olduğuna göre, fayda sağlayacağımız kişi ya da nesneden bir yarar elde edeceğiz demektir. İşte bu yararlanma esnasında, fayda sağlayanın bizlere sunacağı nimetlere teşekkür, takdir yerine kaba davranışlar sergilersek, bizim “sui”, istimalin başına gelip, fayda sağlayanı uyarır, “Suistimal edildin!” der. 

İnsan olabilme koşullarının en başında gelen davranış biçimlerinden biri olan, özellikle dikkat edilmesi, özen gösterilmesi gereken suistimal  etmeme eylemi, günlük yaşantımızda hepimizin başına gelmiştir mutlaka.

İyi niyetli olan öğretmen, öğrencilerince, işveren çalışanlarınca,  ebeveynler evlatlarınca, arkadaşlar da arkadaşlarınca suistimal edilebilirler. İyi niyetliler ise, “Belki bu son olur.” diye umutlanırken,onları fena kullananlar davranışlarına devam etmişlerdir. Burada suçlu kimdir? Suistimal eden mi, edilen mi? 

Yüzü bir karış asık, herkesi hor gören bakışlarıyla, aşağılayıcı sözleri sarfetmekten çekinmeyen bir işverenin, öğretmenin, ebeveynin, yöneticinin davranışlarını suistimal etmek mümkün müdür? İnsanlara iyi niyet beslemeyen yaklaşımlar suistimale kapalıyken, gönlü insanlık sevgisiyle dolmuş olanlar neden suistimal edilirler acaba? 

Düşünüyorum da, insanlığın, doğayı fena kullanması, sunduğu nimetleri mirasyedi zihniyetiyle har vurup harman savurması, doğal kaynakları hiç bitmeyecekmiş gibi bol keseden kullanması, geleceği düşünmeksizin (entellektüelller, “fütursuzca” der!) yaşaması karşısında, doğa sabırla bekler, sonunda sabrı taşar, hırçınlaşır, şimşekleriyle ortalığı birbirine katar, “Beni kötü kullanmayın’” der. 

Suistimal edilenin, elbette birgün fena kullanıldığının hesabını soracağı bir gerçektir. Suistimal edenler bunu neden bilmezler? 

Birbirinden güzel sözcüklerle donanmış, dilimizden döküldüğünde   bizleri heyecanlandıran, duygularımızı en yüce biçimde ifade etmemize olanak sağlayan ana dilimizi kötü kullanırız. Karşılığı dilimizde olmasına karşın, kişiliğimize üstünlük vasfı yüklemek amacıyla, yabancı kökenli sözcükleri kullanıp dilimizi suistimal ederiz. Geçen zaman içinde, güzelim dilimize sinsice yerleşen yabancı sözcükler,   duygularımızın anlatımında binlerce yıl bize hizmet etmiş olan esas sözcüklerimizin yerini aldıklarında artık çok geçtir. Dilimizi suistimalin bedelini ağır öderiz. 

Fena kullanma eylemini yalnızca çevremize uygulamakla kalmayıp, kendimize de yansıtırız. Bir yandan doğanın bir harikası olan bedenimize gereken özeni göstermezken, diğer yandan da kullanmasını bildiğimizde olgunluğun en üst mertebesine bizi ulaştıracak olan ruhumuzu terbiye etmeyiz. Soyut ve somut yaşantımızı suistimal ederek, toplum içindeki saygınlığımızı yitiririz. İster canlı, ister cansız olsun, herhangi bir şeyi fena kullanmanın getireceği zararları bildiğimiz halde, neden böyle davranırız? 

Bir nesne ya da özneyi fena kullanmak, ona zarar vermek demektir. Savunmasız olan nesneler kötü kullanıma karşı kendilerini koruyamaz, yok olur giderler. Savunması mümkün olan özneler ise iyi niyetlerinin kurbanı olurlar. 

Yaşantımızdan “sui” yi atsak, onun yerine “hüsn-ü güzellik” i koysak“,  “İstimal” kullanmak anlamına geldiğine göre, “hüsn-ü istimal” i yaşantımızın temel ilkesi yapsak, dünyamız daha yaşanır bir hale gelmez miydi?

Böylesine karmaşık bir öneriyi daha da kısaltıp; kendimizi, ailemizi, dostlarımızı, yaşadığımız bu güzelim ülkeyi, doğayı “güzel kullansak” ne kaybederiz ki?

 

 

 

 



351 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ? - 06/08/2019
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı