Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
22/02/2018

  

Dünyaca ünlü yönetmenimiz Ferzan Özpetek’in yapımcılığını üstlendiği, deneyimli oyuncu Serra Yılmaz’ın yönettiği “Cebimdeki Yabancı” filmini keyifle izledim. Film,  2 Şubat 2018’de vizyona girdi. Bilindiği gibi Ferzan Özpetek, “GQ Türkiye Men Of The Year 2017” ödüllerinde “En İyi Yönetmen” ödülü sahibi.

Rolleri, Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Çağlar Çorumlu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şebnem Bozoklu ve Şükrü Özyıldız'ın paylaşıyor.

İtalyan filmi “Perfetti Sconosciuti - Mükemmel Yabancı”’nin yerli uyarlaması olan senaryo, dünyanın birçok ülkesinde telif hakkı alınarak sinema severlerin beğenisine sunulmuş.

Filmin  konusuna gelince: Bir akşam yemeği için toplanan eski dostlar, sohbet esnasında ortaya atılan bir iddia üzerine, cep telefonlarını masaya bırakmak üzere anlaşırlar. Telefonlara gelecek olan tüm mesajlar sesli olarak okunacak, gelen aramalar ise herkes tarafından dinlenebilecek şekilde cevaplanacaktır. Cebimizde sakladığımız kara kutu, masadaki arkadaşlarımızın, eşimizin bilmesini istemediğimiz sırlarımızı ifşa eden bir düşmana dönüşmüştür. Sırların birer birer ortaya çıkmasıyla film devam eder.

Filmde, cep telefonlarının yaşantımıza girmesiyle birlikte, insanların birbirlerine ne kadar yabancı oldukları gerçeği ustaca ortaya konuluyor.

Filmin sonunda, aslında sözkonusu oyunun oynanmadığı, oynansa idi ne gibi sonuçlar doğuracağı gerçeğiyle seyirci baş başa bırakılıyor. Yalanların elbet bir gün ortaya çıkacağı gerçeğiyle salondan ayrılan izleyicilerin, birlikte geldikleri arkadaşlarına hesap sorarcasına bakışları da gözden kaçmıyor.

Cebimizde taşıdığımız sırdaşımızın kısaca tarihçesine gelince: Martin Cooper tarafından icat edilen ilk cep telefonu, 1.15 kg. ağırlığında ve 25.4 cm. uzunluğundaydı. Bataryası sadace 30  dakika kullanıma izin veriyordu. 3 Nisan 1973’te Cooper tarafından, New York’un 6. Caddesi’nde İlk kablosuz telefon  görüşmesi gerçekleştirildi.

10 yıl sonra, 20 düğmeli, uzun anteniyle Motorola’nn DynaTAC prototipi, pazardaki yerini aldı. Bu telefonun, 30 dakikalık bir konuşma için 10 saat şarjda kalması gerekiyordu.  

Finlandiya merkezli firma Radiolinja, 1991 yılında ikinci nesil (2G) hücre teknolojisi ile pazara girdi. 10 yıl sonra ise aynı durum 3G ile gerçekleşti.

Halen, kullanımı en yüksek düzeyde olan olan cep telefonları, geçtiğimiz birkaç on yıllık dönem içerisinde birçok kez dönüşüme uğramıştır.  Günümüzde cep telefonları, taşınabilir minik birer bilgisayar yetisine sahip, kimi zaman hayat kurtaran, bazen aileleri yıkan, sevgilileri küstüren sinsi bir robota dönüşmüştür.  

Cebimizde, çantamızda taşıdığımız, evde unuttuğumuzda, zaman geçirmeden mutlaka geri dönüp edindiğimiz, kimilerine göre vazgeçilmez olan, kahvaltıda, öğlen, akşam yemeklerinde yanıbaşımızdan ayırmadığımız, yatarken dahi sevdiklerimizden esirgediğimiz iyi geceler busesinden sanki daha önemliymiş gibi son olarak bir göz attığımız, uyandığımızda sevdalımıza günaydın demeden elimize aldığımız, çağımızın bu  kontrol edilemez icadı, ikili ilişkilerin sonu mu olacak diye endişeleniyorum.

Doğru kullanıldığında yararlarının da olduğu yadsınamaz. Ama, biz insanlar, neden yeni buluşları hep yanlış kullanırız anlayamadım gitti.

Cep telefonu diye dilimize yerleşen bu aletle fazla arkadaşlık yaptığımızda, başımıza gelecek felâketleri bilmemize rağmen  “vazgeçilmemiz” olmuş, bebek denilecek yaştaki çocuklarımıza kadar sirayet etmiştir.

Biliyoruz ki, aşırı telefon kullanmak omuz ve boyun ağrılarına sebep olur, telefon şarj olurken sağlığımıza ciddi zararlar verir. Hamilelikte asla kullanılmaması gerektiğini uzmanlar haykırıyor. Radyosyon etkisi artık kanıtlanmış. O alet bir müzik seti değildir; kulaklarımızı mahvediyor. Meme kanseri riskini arttırdığı tıp dergilerinde sayfa sayfa yazılmış. Erken yaşta kullanılması zekâ geriliğine sepep oluyor. Erkeklerde sperm hücrelerinin ölmesine neden oluyor. Kısırlık görülmemiş düzeyde. Yalnız, kendimize değil, çocuklarımıza da zararlarının sirayet edeceği gerçeği, her vesileyle dile getiriliyor.

Bu sayılanlar fiziki zararlar. Bilinçli olarak kullanılmadığı takdirde insan neslini ciddi olarak tehdit eden unsurlar.

Peki, nasıl kullanmalıyız bu sinsi aleti? Atalarımızın bir söz vardır; “Düşmanı yenmek istiyorsan, onun gücünden yararlan.”  Biz de telefonu aynen öyle kullanmalıyız. Bize fayda sağlayacak yönlerini keşfetmeliyiz.

Cebimizdeki mükemmel yabancı, bir sırdaşımız olabilir mi?  Çarpık ilişkilerin, kirli meselelerin aracısı olduğu yadsınamaz. Gün gelir, sevdiklerimizi ihmal ederiz onun yüzünden, gün gelir, dostluk ilişkilerimizi zedeleriz.

Ona “akıllı telefon” diyorlar. Ama, o, insanları gerçek dünyadan koparıp, sanal dünyaya sürükleyen, gerçek arkadaşlıklar yerine geçici arkadaşlıkları meydana getiren, insanları kendine bağımlı kılarak depresyona kadar sürükleyen akıllı bir düşman.

Kullanıcılarını uykusuz bırakır. Yaşam biçimlerini kontrolü altına alır. Aynen alkol, sigara gibi bağımlılar yaratıp kurbanlarını mahveder. Gerçek bir dostmuş gibi sinsice yanaşır. Bütçenize bakmaz, en güçlüsünü satın almanızı size emreder. Zamanla kendine bağlayıp sizi yalnızlaştırır.

İnsanın sosyal bir varlık olma özelliğini hiçe sayıp, yavaş yavaş bireyselleştiren, sırdaşımız sandığımız akıllı dostumuzu bilinçli olarak kullanmadığımız müddetçe, gelecekte gizlerimizi kahkahalarla ortaya çıkaracak olan en yakın düşmanımız olacağı kaçınılmazdır.



210 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı