Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
GECENİN MATEMİ
20/03/2018
          Gençliklerini acı ve sıkıntılar içinde geçirmişlerdi. O zor günlerde bir konserde karşılaştılar. Bir bahar akşamıydı. Genç adam, güzel kadından gözlerini ayıramamıştı. Keza genç kadın da öyle. 
         Orta halli bir ailenin kızıydı genç kız. İstanbul Kız Sanayi Mektebi’nde okuyordu. Ama çocukluk düşlerinde hep tiyatro vardı. Aile içinde babası onun tiyatrocu olmasına karşıydı. Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkmaları da yasaktı. O, bütün bu olumsuzluklara sırtını döndü ve Şehir Tiyatroları’na alınmak üzere sınava girdi. Kazandı da.
 
         Tepkilerden öylesine korkuyordu ki, gerçek kimliğini saklama ihtiyacı ile “Jale” takma ismi ile sahneye çıktı. Ancak ne yazık ki bir süre sonra polis baskını ile karakola götürüldü. “Dinini, milliyetini unutan sen misin?” diye hırpalandı. Babası da olanları duymuş, kendisini kötü kadın olarak ilan etmiş ve evden kovmuştu.
 
         Artık güvencesiz ve parasızdı Jale. Hayat onun için çok zorlaşmıştı.
 
         Bir süre sonra önüne geçilemeyen baş ağrıları başladı. Tiyatrosuz kalması, genç kızın zaten zayıf olan sinirlerini alt üst etmişti. Baş ağrılarını dindirmek adına, Suriyeli bir eczacı ile tanıştı. Eczacının yaptığı iğneler onda zamanla geri dönülemez bir alışkanlık başlatmıştı. Genç kız artık bir morfinmandı. Bu arada ortalık biraz durulmuş, o da Anadolu’da turneye çıkmış, çeşitli kentlerde temsiller vermeye başlamıştı.
 
         Kibarlığı, şık giyimi ve güzel konuşması ile tanınan genç adam (Selahattin) ise, babasının alaycı ve öfkeli bir biçimde “Benim oğlum çalgıcı olacak!” şeklindeki aşağılamalarına dayanamayıp “Hayır, ben sanatçı olacağım. Siz de benim adımla anılacaksınız” diyerek evi terk etti. Onun da ruhu müzik ile doluydu.
 
         İşte bu iki genç, bu ahvalde tanıştılar. Henüz yirmi beş yaşlarındaydılar. Birbirlerini görür görmez aşık oldular. Bu aşk yaralarına merhem olacaktı. “Daha önceleri neredeydiniz?” diyerek evlenmeye karar verdiler. Çok mutluydular. Şimdiye kadar yapmak isteyip de yapamadıkları her şeyi birlikte yapmaya başladılar. Bahçelerinde enginar yetiştirip, tambur eşliğinde şarkılar söylediler.
 
         Ancak güzel günler uzun sürmedi. Jale, morfinden bir türlü kurtaramıyordu kendini. Bir süre sonra, genç adam da eşinin davranışlarındaki tuhaf değişimi gözlemlemeye başladı. Bir gün Jale’nin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında damarına morfin şırınga ettiğini gördü ve çöktü.
 
         Öfkeden çok merhamet hissiyle onu hayata döndürmek için çırpınmaya başladı. Fakat karısının bağımlılığıyla başa çıkamayacağını anlamıştı genç adam. Yine de bu kötü gidişi geri çevirmek için var gücüyle mücadele ediyordu. Ama olmadı… Bir süre sonra Selahattin, Jale’yi terk etti. Boşandılar… Tamburun telleri “Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek” diyordu.
 
         Jale için en kötü günler başlamıştı. Artık kimsesiz ve beş parasız, tenha parklarda yatıp kalkıyor, aşevlerinde karnını doyuruyordu.
 
         Nihayet terk edilmişliğin, yoksulluğun son durağı olan Bakırköy Akıl ve Sinir Hastanesi’ne yatırıldı. Yaşamının son yıllarını orada geçirdi. Hayata veda ettiğinde otuz dokuz yaşındaydı.
 
         Jale’nin ölümüyle yıkılan Selahattin ise daha çok içine kapandı ve ardı ardına besteler yaptı. “Gecenin matemini aşkıma örtüp sarayım” dedi ve ölene kadar Jale’yi unutamadı.
 
         İşte ilk Türk ve Müslüman kadın tiyatro oyuncusu Afife Jale’nin hazin hayat hikayesi. Türk kadınının sahneye çıkması için kendi hayatını feda etmiş bir efsane ve Klasik Türk Müziği bestecisi, udi ve tamburi Selahattin Pınar’ın “Huysuz ve Tatlı Kadını”.


Paylaş | | Yorum Yaz
238 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN - 25/12/2018
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN
ÇOCUĞUN FENDİ - 22/10/2018
ÇOCUĞUN FENDİ
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
DAMGA… - 02/01/2018
DAMGA…
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
Kediler de ağlar - 12/02/2017
Kediler de ağlar
İTİCİ GÜÇ - 28/11/2016
İTİCİ GÜÇ
 Devamı