Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi

Nuray Yoltaş

Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
ÇOCUĞUN FENDİ
22/10/2018
Babasının kendisine seslenişinin ardından koşarak geldi. Sene 1952. Zehra 13 yaşında. Simsiyah dalgalı saçları, uzun ve siyah kirpikleriyle süslenmiş iri gözleri, neşesi ve hiperaktivitesi ile arkadaşlarından bir adım ötede bir çocuk.
 
Otoriter bir yapısı olan babasının önünde durdu. Başını öne eğdi. Alttan alta babasına gözlerini dikerek “Buyur babacığım!” dedi. Babasından korkuyordu korkmasına, ama kendi dünyası ve orada yaşamak istedikleri daima ön plandaydı. Bunu babası da biliyordu.
 
Mustafa bey, elinde tuttuğu parayı kızına uzatarak “Burada tamı tamamına bir kilo kıyma parası var. Kasap Hasan efendiye git, bir kilo kıyma al” dedi. Bir ara göz göze geldiler. Babasının sert bakışlarını sevimli bir gülümseyişle bertaraf eden Zehra, parayı aldı ve koşarak evden ayrıldı. Hoplayıp zıplayarak yola koyulduktan bir süre sonra, çarşıya bir sokak kala aniden durdu. Köşe başındaki dükkânda rengârenk bir şeyler görmüştü. Merakla dükkâna yaklaştı. Parlak ambalajlarda sakızdı bunlar. Öylesine imrendi ki, kıyma parasının ucundan kendine birkaç tane satın aldı. Büyük bir keyifle çiğneyerek kasaba vardığında, alabildiğine şişirdiği sakızı yine büyük bir keyifle patlatırken, elindeki parayı kasaba uzattı.
 
- Amca, ben bir kilo kıyma istiyorum.
 
Hasan efendi kıymayı hazırlarken parayı da dikkatle saymaya başladı.
 
- İyi ama… Bu para 20 kuruş eksik!
 
Zehra, kendinden emin ve kararlı bir şekilde,
 
- Hayır… Babam bana parayı tam verdi. Bu bir kilo kıyma parası dedi…
 
Kasap merakla ve şüpheyle elindeki kıymayı bir kenara bıraktı ve çocuğa yaklaştı.
 
- Sen kimin kızısın bakayım? Babanın adı ne?
 
Yanakları hafiften kızaran Zehra,
 
- Peynirci Mehmet Ağa’nın.
 
Kendince babasının ismini saklayarak olası bir şikayeti önleyecekti. Amma velâkin içeriye giren başka bir müşteri küçük kızı hemen tanımıştı.
 
- Aaa! N’aber? Bu bizim Mustafa Bey’in kızı.
 
Kasap iyice şaşırmıştı. Kibarca çocuğun yanına giderek,
 
- Hadi yavrum sen git eksik olan parayı getir, ben de sana kıymayı vereyim.
 
Zehra hoplayıp zıplamayı bırakmış, düşünceli bir şekilde evin yolunu tutmuştu. Ama, eski hevesi kalmasa da, sakızını hala çatlatıp patlatıyordu.
 
Eve girdiğinde kızının elini boş görünce, babası merakla,
 
- Hayrola kızım, kıyma nerede?
 
- Parayı eksik vermişsiniz babacığım…
 
Kararlıydı. Paradan harcadığını söylemeyecekti. Durumu kurtarmak adına söylediği yalan ve dilinin altına sakladığı sakız, konuşmasını peltekleştiriyordu.
 
Mustafa bey sakin olmaya çalışsa da işin içinde bir iş olduğunu anlamıştı.
 
- Kızım parayı ben sana tam verdim!
 
Zehra, yalandan öfkesiyle,
 
- Tam vermemişsiniz işte! Kasap amca söyledi.
 
Kızgınlığını yutmaya çalışan baba, kızının tam karşısına geçti. Çocuğun gözlerinin içine bakarak,
 
- Söyle parayı ne yaptın? Kızmayacağım.
 
Zehra korkudan irileşmiş gözeriyle babasına öylece bakıyordu.
 
- Senin ağzında ne var. Çıkar o ağzındakini!
 
- Hiç…
 
Babası sesini daha da yükselterek, öfkeyle,
 
- Çıkar o ağzındakini!
 
Zehra sakızı yutmaya çalışsa da beceremedi ve sakız ağzından düştü. Anlamıştı Mustafa bey, kıyma parasından eksilen para sakız fiyatıyla denkleşiyordu. Yine de sordu,
 
- Nereden buldun o sakızı?
 
- Yerden…
 
Bu anlamsız cevaptan sonra iyice çileden çıkan baba, kızını kollarından tutmuş sarsıyordu. Biri korkudan diğeri öfkeden titriyorlardı. Mustafa bey kızına vurmak için hışımla kaldırdığı elini “Bunca yıl dayak yedi de ne oldu” diye düşünerek indirdi.
 
Mustafa bey, dürüstlüğün önemini kavramış bir kişilikti. Kararını vermişti. Kızını da yanına alarak doğruca kasaba gittiler. Orada bir süre Hasan Efendi’yle görüşen baba, rahatlamıştı. Kararlı bir şekilde kızının yanına dönerek,
 
- Okul çıkışı bir hafta süreyle işlerinde Hasan amcana yardım edeceksin. Böylece eksilen kıyma parasını ödemiş olacaksın.
 
Zehra şaşkınlık içindeydi. Yaşadığı şokla, ağzı açık öylece babasına bakakaldı. Birkaç gözyaşı dökmek istediyse de, demiri kesen baba emrine karşı gelemeyeceğini ve onu kararından döndüremeyeceğini anlayarak vazgeçti ve çaresiz kabul etti.
 
Bu şok, ona her aklına geleni, her canının istediğini yapmadan önce, sonuçlarına da katlanması gerektiğini öğretecekti.
 
 
 
 


Paylaş | | Yorum Yaz
76 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
GECENİN MATEMİ - 20/03/2018
GECENİN MATEMİ
DAMGA… - 02/01/2018
DAMGA…
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
Kediler de ağlar - 12/02/2017
Kediler de ağlar
İTİCİ GÜÇ - 28/11/2016
İTİCİ GÜÇ
TAŞ - 26/09/2016
TAŞ...
 Devamı