Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi

Yavuz Atıl

Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
31/01/2019

Her yer bembeyaz; hani derler ya, «Anamın ak sütü gibi» aynen öyle. İnsanın içini bir huzur kaplar. Basmaya kıyamazsın. Sevdalını kucaklarcasına salıverirsin bedenini, buz gibi ama sımsıcak kollarına.   Gökyüzünün mavisi, yeryüzünün beyazıyla sohbetteyken sen arada kalırsın. Yanı başında, yeşil etekli, beyaz gömlekli, sarı bereli bir çiçek boynu bükük. Dokunmaya kıyamaz, hayranlıkla bakarsın. Kardelen, sözünde durmuş narin gövdesiyle adeta fışkırmıştır karların içinden.

 

Doğa, ne kadar dürüst diye hep düşünmüşümdür. Kardelen, zamanı geldiğinde kendini gösterir. Hiç aksatmaz. Ya lâleye ne demeli? Baharın habercisi dağ lâlesi. İlk baharın karları papatyalar, yapraklarını bir döküp bir açan ulu ağaçlar. Dürüstçe, zamanı geldiğinde görevlerini yerlerine getirirler. Kuşlar, kurtlar, kaplumbağalar, karıncalar aklınıza doğadaki tüm canlıları getirin hepsi dürüsttürler.

 

Ya biz insanlar..?

 

Dürüstlük, insanlığın evrimiyle birlikte gelişen, insanlık tarihinde, toplumla birlikte erdemini ortaya koymaya çalışan bir davranış biçimidir.

 

Günümüzdeki dürüstlük kavramıyla, Sapiens’in ilk ortaya çıktığı çağlardaki dürüstlük kavramı arasında uçurumlar vardır. İnsanlar toplu yaşamaya başlamalarından itibaren, dürüstlüğe ihtiyaç duymuşlardır. Bu gereksinimlerini böylesine değerli bir erdemle ne derece karşıladıklarını anlayabilmek için dünyamızda gelişen olaylara yan tutmadan, dürüstçe bakmamız yeterli olacaktır.

 

Dürüst olmak başlı başına bir cesaret işidir. Olabilecek haksızlıklara ne derecede tepkiliyiz? Yalancıktan, göstermelik dürüstlük oyunları belki bir zeka ürünü olabilir, ne yazık ki dürüstlüğü gerektiren cesaret asla ortaya çıkmaz. Yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye, cesaretini kullan da dürüst olmayı dene.” Victor Hugo’nun bu sihirli teklifi dürüst olarak incelendiğinde, dürüst davranma erdeminin cesur insanlara özgü bir davranış olduğu gerçeği açıkça ortaya çıkar.

 

Farsça “durust (sağ, sağlam, doğru, düzgün)” kelimesinden dilimize “dürüst” olarak giren sözcük, “Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru kimse” olarak açıklanmaktadır.

 

Dürüstlüğün sırtını dayadığı, yıkılmaz bir cengâver olan doğruluk, bir yandan elindeki keskin kılıcıyla haksızlığa, adaletsizliğe, yalancılığa, ikiyüzlülüğe, sahtekârlığa karşı mücadele ederken, diğer yandan da, doğruluk terazisiyle güzeli, yararlı olanı, dürüstlüğü, güvenilirliği tartıp topluma fayda sağlamaktadır.

 

Dürüstlük, taslanabilen bir erdem olmaktan ne yazık ki kendini kurtaramamıştır. İnsanlığın sahip olduğu, olması gereken özgün davranış biçimlerinin hep sahte olanları ortaya çıkmıştır. 1600’lü yıllarda yaşamış ünlü Fransız yazar ve bilge François de la Rochefaucauld’un düşüncesinden hareket ederek bu kanıya varmak pek de zor değildir. Kusurlarını başkalarından, hatta kendilerinden dahi gizleyenler dürüst olamazlar. Dürüst insanlar kusurlarını iyi bilen ve bunları itiraf eden erdemli kişilerdir demektedir bu bilge kişi.

 

İnsanlığın erdemleri, bu erdemlerin kullanımı, yaşama uygulanabilirliği konuları filozofları hep meşgul etmiştir. Dürüstlük, öylesine donanımlı bir erdemdir ki, belki de aşırı bir düşünce olacak ama; var olan tüm erdemleri bünyesinde toplamış bir davranış biçimidir diyebilme cesaretini göstermek onu iyi bir şekilde analiz etmeye yönlendirir bizleri.

 

Dürüstlük, huzuru, sorumluluğu, haksızlığa  karşı  koymayı, içtenliği, saygıyı, abartıdan uzak durmayı, sağlam karakterli olmayı, temizliği, doyumu, vefayı, saygıyı, aldatmamayı, açık sözlülüğü, acıları paylaşmayı, emanete sahip çıkmayı, vatanseverliği, doğaya saygıyı, eleştiri kabullenmeyi, ileri görüşlülüğü, hak yememeyi, sınıf ayrılığı yapmamayı, geleceği düşünmeyi, samimi olmayı, kararlılığı akla gelebilecek tüm pozitif erdemlerin tamamını içine alan bir davranış biçimidir.

 

Hal böyle olunca, dürüstlüğü, insanlık görevi, insan olmanın gereği olarak tanımlamak pek de abartılı olmaz.

 

Dürüst olmayı ilke edinmiş kişilerin önünde, zorlu bir yaşam mücadelesi vardır.  Dürüstlüğün görünmez silahı, kan kusturucu ölüm kurşunları yağdırmaz ancak, kendisine atılan zehirli okları bertaraf edebilir. Dürüst insanların düşünceleri onları ölümsüzlüğe götürür. Bu düşünceler, çevreden gelebilecek karşı konulmaz güçlerle donanmış olabilir. Görünürde yenilgiye de uğrayabilir. Ancak, dürüstlük ölümsüzdür. Onu taşıyan beden bu fani dünyayı terk etse bile, bedeninde taşıdığı, geliştirdiği dürüstlük mücadelesine devam eder.

 

Dürüst olmak denenmez, dürüst olunur. Düşüncelerimizin meyveleri topluma barışı, dostluğu, kardeşliği verdiği sürece, bunu yok etmek isteyen şeytani düşünceler kendi dünyalarında zafer çığlıkları atabilir. Onlar savaş dansları yaparken, Nietzche’nin özdeyişi evrenselleşir, dürüstlüğe kol kanat gerer. “Düşünceleriniz yenilse bile, dürüstlüğünüz zafer çığlığı atmalıdır.”

 

 

 

 

 



154 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı