Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi

Yavuz Atıl

Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
06/08/2019

Sokağımızda herkes ondan korkardı. Oysa, aynı yaştaydık. Ne var ki, öylesine güçlüydü ki, yakamızdan tuttumu ayağımızı yerden keserdi. Doğduğunda yedi kiloymuş, bir yaşına geldiğine 15 kiloyu geçmek üzereymiş; boyu da orantılı bir şekilde uzamış. Üç yaşında, minik bir dev, on yaşında, Herakles’le boy ölçüşecek durumdaymış.

 

Bizim sokağa taşındıklarında, yeni komşumuzu tanımak, sokakta oynamak amacıyla “Ali, pabucu yarım, çık dışarı oynayalım.” tekerlemesiyle aramıza katılmasını istememize karşın, bir türlü dışarı çıkmadığına bir anlam veremezdik.

 

 Nihayet, sıcak bir yaz günü, sokakları dolduran biz çocukların, kafeslerinden serbest bırakılmış Afrika maymunları gibi, neşeli haykırışları, sağa sola koşuşturmalarına gıpta etmiş olacak ki, kapılarının önünde o kocaman cüssesiyle belirivermişti.

 

O afacan, yaramaz, kabına sığmayan bizler, Ali’yi görünce donakalmıştık. Devasa cüssesi karşısında şaşkınlığımızı gizlememiz olanaksızdı. O da bunu anlamış olacak ki, başını suçluymuş gibi öne eğip, kocaman gözleriyle kaşlarının altından bize bakarak “Aranıza katılabilir miyim?” dediğinde, sesindeki o kibarlık, incelik, çekingenlik bizi bir kez daha şaşırtmıştı. Böyle bir cüsseden, böylesine bir ses.

 

Ali, artık oyun arkadaşımız olmuştu. Onun girdiği oyun takımı mutlaka kazanırdı. Oyunlarda bizi incitmemek için dikkat eder, yere düştüğümüzde bir çırpıda elimizden tutar, oyuncak bir bebek gibi ayağa kaldırırdı bizi.

 

Bir gün, o zamanlar ormanlık alan olan, şimdilerde beton yığınına dönüşen, evimizin hemen arkalarında bulunan dağların yamaçlarına gezmeye gitmiştik.  Tilki, çakal, sırtlan, yılan, çıyanın cirit attığı bu bakir ormanlarda korkusuzca gezer, tilkilerin yeraltına yaptıkları barınaklara çomak sokar, yavrularını çıkartmaya uğraşırdık.

 

Gezintimiz sırasında, iki metreye yakın bir karayılan karşımıza çıkmıştı. Zavallı hayvan bizim koşturmalarımız, bağrışmalarımız karşısında ne yapacağını bilemez durumda saklanacak bir yer ararken, Ali’nin yanından geçmişti. Yılanı gören Ali büyük bir dehşete kapılıp, avaz avaz bağırarak uçarcasına “İmdat….İmdaaat!” naralarıyla gözden kaybolmuştu.

 

Oysa biz, Ali’nin korkusuzca yılanın peşine takılacağını, onu yakalayacağını, ardından sokağımıza getirip, gururla herkese göstereceğini umuyorduk.  Ancak, fiziki güç ile iç dünyamızdaki gücün birbiriyle bağlantılı olup olmayacağı konusunu anlayacak olgunlukta değildik.

 

İnsanoğlu tarih sahnesine çıktığı günlerde, fiziki gücünü akıl gücüyle birleştirip, doğanın karşı koyulması bir hayli zor olan koşullarında kendisini geliştirmiştir.

 

Günümüze kadar geçen zaman içinde, fiziki güç ile akıl gücü arasında ters orantılı bir gelişmeyle, fiziki kuvvet yerini akıl kuvvetine bırakmaya başlamıştır. Bunun en çarpıcı örneğini savaşlarda görmekteyiz; günümüzde iki elimizle dahi zorlukla kaldırabileceğimiz kılıçlar, topuzlar yerini hafif silahlara bırakmıştır. Akıl gücü öylesine gelişmiştir ki, atom bombası denilen toplu imha silahları insanlığın başına iflah olmaz bir bela olmuştur. “Silah icat oldu, mertlik bozuldu;” akıl gücünü kötü amaçlara yönelik kullanmanın en isyankar iletisidir.

 

İnsanlık öyle bir aşamaya gelmiştir ki, fiziki gücünü sadece sportif amaçlarla kullanırken, dünya barışını temelden sağlayacak, savaşları yok edecek akıl güçlerini maalesef birbirlerini yoketmek amacıyla kullanmaya başlamışlardır.

 

Ali, küçük yaşlarda akıl gücünü kullanma olgunluğuna erişmediğinden, kendisinden kat kat zayıf cüsseli çocukların yılanın peşine takılmalarına anlam verememişti. Çocuklar da, akıl güçlerini kullanmıyorlardı; korkusuzlukları,   karayılanın zehirsiz olduğunu bildiklerindendi.

Akıl gücü, bilgiyle, araştırmayla, deneylerle gücüne güç katarken, fiziki güç yerini şiddete bırakıyordu. Fiziki güç, akıl kuvvetiyle desteklendiğinde, ortaya çıkacak olan başarı, sportif alanlarda  yenilenen rekorlara doğru yol alıyordu.

 

İnsanoğlu, akıl gücünü kullanarak, hayal dünyasında kurguladığı birçok olguyu hayata geçirmeyi başarmıştır. Akıl gücü her devirde beden gücünün üstünde olmuştur. Akıl ile beslenmeyen fiziki bir güç sadece felaketlere yol açar.

 

İşte bu yüzdendir ki, sadece fiziki gücüne güvenip, savunmasız kadınlarımıza şiddet uygulayan, tecavüz eden, hor gören akıl gücünden yoksun canavar ruhlu, “insan demeye dilim varmıyor,” toplumun yüzkarası yaratıklar, akıl gücüyle desteklenmemiş, hayvansal güçlerini kullanırlar.

 

Fiziki güç kontrol edilebildiğinde tadına doyum olmaz. Sevdalısına, içindeki o derin aşkıyla bağlanan, onu gördüğünde kucaklayan güçlü koların kime zararı  vardır ki.  

 

 



48 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı