Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Okuma 10 kuruş, bakma 5 kuruş…..
01/01/2012

Okuma 10 kuruş, bakma 5 kuruş…..

Eskilerin Karayolları dediği, İzmir’i, İstanbul’a, Ankara’ya bağlayan yolda Bisan bisiklet fabrikası daha kurulmamışken bizim nesil, inşaat arttıklarından kalan telleri eğip bükerek oyuncak bisiklet yapardı.

BMC fabrikası’nın adı bile geçmezken, Mersinli’deki sanayi sitesinde çalışan abilerimizin getirdiği rulmanlarla yaptığımız dört tekerlekli tahta oturaklı kamyonvari araçlarımızla Bornova’da cirit atardık.

İngilizce ders veren özel okullar daha yokken, Şimdiki DYO lojmanlarının bulunduğu yerde golf oynayan Amerikalı Nato görevlilerin golf çantalarını taşırken « Come here » demelerini anlar, şakır şakır İngilizce konuşurduk. Cebinte « taştop » olmayan çocuk çok azdı o zamanlar.

Bornova’nın ilk özel açıkhava Teksas, Tommiks, Redkit kütüphanesi Büyükçarşı’dayken. Okumayı daha sökememiş çocuklar için dahi hizmet vardı. Okuma 10 kuruş, bakma 5 kuruş.

Başımıza, hangi zavallı horozdan kopardığımız tüyü bir bez parçasıyla  bağlar, elimizde okumuz, yayımız, boynumuzda sapanımız, suluboya takımımızla boyanmış suratlarımız ile  Bornova ovasında, dağlarında kuş avlarken, kendimizi yarı kızılderili, yarı Orta Asya Türkleri gibi sanar, vurduğumuz kuşları oracıkta pişirip yerdik.

İlk baharda, rengarenk uçurtmalarımızı uçururken, hangimizinkinin daha çok « çektiğini » tartışır, uçurtmalarını kıskandığımız arkadaşların iplerini, kuyruğuna taktığımız jilet ile havada keser, F16’ların yapamayacağı manevralarla kuyruğu  jiletli düşman uçurtmalarından kendimizi sakınırdık.

Bornova’da daha müzik mağazası yok iken, genç buğday saplarını, baharın ilk otlarını, taze soğan yapraklarını kullanarak istediğimiz sesleri çıkarır, birlikte türküler söylerdik.

Yüzme havuzları ilhamını bizden almıştır. Pırıl pırıl akan Bornova Çayının uygun gördüğümüz yerlerine setler yaparak doğal havuzlar oluşturur, dalıp ta taş çıkarmayanı havuza sokmazdık. Ağzımıza tutuşturduğumuz « Cehennem çiçeği-Hayıt » yaprağıyla son dalışımızı yaparken « Hastalığım suda kalsın » diye bağırır, yaprağı suda bırakırdık. O zamanlar hastahane falan yoktu. Hastalıktan böyle korunurduk.

Dereden yakaladığımız kurbağaları keserek, tıbbi anlamda deneyler yapan bizim nesilden bir çok doktor çıkmıştır.

İki kibrit kutusunun ucuna bağladığımız makara ipiyle, ilk cep telefonunu biz bulmuştuk. Elektronik dehası gençler bizim neslin çocuklarıdır.

İlk bel ağrımızı, uzun eşşek, birdirbir ile hissetmiştik.

Kovboy filimlerine taş çıkartan « Komen » oyunuyla en iyi ölü rolünü biz yapardık. Hollywood’un western filmleri bizimkinin yanında solda sıfırdı.

Kızların kendi elleriyle diktiği bez bebekler, zamanımızdaki  Barbi bebeklerden çok daha sevimliydi.

Çelik çomak yüzünden suratında çizik  izi bulunmayan azdır bizim nesilde. Zaten, eli yüzü yaralı olmayan adam yerine konmazdı.

Bornova Çayından kum taşıyan develerin altından geçerek, ilk sirk hareketini başlatan yine bizdik. Katır çiftesi yemeyen erkekten sayılmaz, eşşek arısı soktuğunda ağlayanı da aramıza almazdık.

Gazoz kapağı kolleksiyonu bizde, cincibir ile 5 metreden vurma, beş taş ile jonklörlük bizdeydi. Topaçların « vınnn » laması kulakları sağır ederdi.

Mahalleler arası yaptığımız sapan savaşlarındaki manevralar, ünlü komutanlara örnek teşkil edecek kadar hesaplıydı.

Sinemanın kadınlar matinesine, büyüklerimizin uzun mantolarının arasına saklanarak kaçak girmek yine bizim marifetimizdi.

Daha ne söyleyeyim ki ? Bizim nesil, Enternet bilmez, televizyon bilmezdi. Yemeklerimiz tel dolaplarında saklanır, buzumuzu Buzcu Yusuf’tan alırdık sıcak yaz günlerinde buzlu ayran içmek için.

Domates, Erik, şeftali, karpuz kısacası mevsimlik sebze ve meyvelerin Manav Mustafa’ya ilk gelişi herkesi bir sevince boğardı.  « Erik çıkmış, şeftali çıkmış » derdik.

Biz, Bornova’nın eski çocukları. Yoksulluk içinde büyümüş ama, eski Bornova’yı yaşayan nesil.

Bornovamızın gençleri. Sizler de bizim yaşımıza geldiğinizde neleri anlatacağınızı merak ediyorum.

Babalarınızın, annelerinizin, ve hatta dede ve ninelerinizin  o günlerini yaşamak mümkün olamayacağına göre, evinize kapanıp, sanal dostlarınızla muhabbete devam edip etmemek, sizi esir almış bilgisayarınızın kölesi olup olmamak,  televizyon karşısına  geçip dizileri izleyip izlememek, spor tesislerinde spor yapıp yapmamak size kalmış.

Bizim neslimizin görmediği, modern yüzme havuzları, yüzbinlerce kitaplık kütüphaneler, müzik okulları, spor tesisleri, dil öğreten kurumlar varken, bize özenmeyin, tıpkı bizim size özendiğimiz gibi.

Birşeyler yapın ki, anılarda kalsın…

 

Yavuz Atıl

Blois

3Nisan 2011

 



1412 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ? - 06/08/2019
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
 Devamı