Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Abaküs’ten Eniac’a
01/01/2012

Abaküs’ten Eniac’a


İnsanoğlu yaşadığı her çağda günlük yaşantısını kolaylaştırmak amacıyla buluşların peşinde koşturmuş, daha rahat bir hayat için araştırmalarına devam etmiş.  Bu davranış, insanın her an kendini yenileme ve geliştirme özelliğinden kaynaklanmakta.

Araştırmalar hep aynı yönetemle devam etmiş, en basit buluşlar geliştirilerek en iyiyi yakalamak hedef olmuş.

İlk insanın  taş parçalarını biçimlendirerek avlanma amacıyla kullanma isteği günümüzdeki en modern av malzemelerinin doğmasına neden olmuş, radarla balık avlar hale gelmiş, denizleri kurutmuşuz !

Savaşlarda kullandıkları, hemcinslerini öldürmeye yarayacak silahlar, atom, hidrojen bombasına kadar gelişebilmiş. Ne kadar zeki şu insanoğlu!

Tabiatta hiçbir örneğine rastlanmadığı halde, M.Ö. 3000 yıllarında  tekerliği icad eden insanlık, bu buluşu  sayesinde  uzakları yakın hale getirmiş.

Telefonun, telsizin, buharlı makinelerin, matbaanın sayısı bilinmeyecek kadar çok buluşun sahibi olan insanlık, hâlâ araştırmalarına devam etmekte, kendilerine hizmet edecek akıllı robotları geliştirmek için çalışmalar yapmakta.

Bu buluşların genelde hepsinin ortak bir yanı vardır. En basit yapıdan en gelişmişine doğru gidiş hedeflenmiştir.

Uçağı ele alalım : Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903'te uçtukları ilk uçak ile günümüz uçakları arasındaki fark inanılmaz olmasına karşın, amaç, bir yerden bir yere uçarak ulaşmaktır. Bir de savunmasız sivilleri bombalamak suretiyle öldürmek !

1876 yılında Alexander Graham Bell telefonu icat ettiğinde insanlığa mükemmel bir hediye sunmuştu. İster kablolu ister kablosuz olsun  amaç uzaktan haberleşmek, sevdiklerimizle hal hatır sormak. Bir de bol bol dedikodu yapmak !

Buharın gücünü kullanarak elde edilen enerjiyle harekete geçen mekanizmalar aynı prensiple buhar yerine petrol ya da atom enerjisiyle çalışmalarına devam ediyor. Amaç, enerji ile  bir mekanizmayı harekete geçirmek ve ondan yararlanmak. Bu, tren, fabrika, bir elektrik santrali olabilir. Ya da savaş silahları üreten bir fabrika !

İnsanlığın bu ilginç buluşlarını sayfalar dolusu örneklemelerle sıralayabiliriz. Ancak, genelde buluşun özü değişmez. Özüne bağlı olarak gelişir.

Buluşlar içinde özüne bağlı olmayarak gelişip kontroldan çıkan bir icat vardır ki bu da bilgisayardır.

İlk bilgisayarın, bundan yaklaşık olarak 5000 yıl önce Asya’da ortaya çıkan abaküs olduğu düşünülebilir. İnsanlık yazmaya ve yazarak hesaplamaya başladıktan sonra Abaküs önemini kaybetmeye başlamıştır.

Her araştırmacı  sıkıcılığı ve zaman kaybını önlemek için çaba harcamıştır. Özellikle hesap işlerinde binlerce matematiksel işlemin yapılması ve hataların oluşmasının önüne geçmek için bilgisayar teknolojisi doğmuştur.

İngiliz matematik profösörü, Charles Babbage’ın (1791-1871), 1812 yılında ortaya attığı fikri bilgisayarın miladı olarak kabul edilir. Yaşamının tamamını « Farklar Makinası », « Analitik Makina » çalışmalarıyla geçiren Babbage, lokomatif kadar büyük ve buhar gücüyle çalışacak bu bilgisayar hayalini gerçekleştiremeden öldü.

Herman Hollerith 1890 yılında delikli kart sistemiyle çalışan bilgisayarı geliştirdi. Bu delikli kartlar, bellek deposu olarak kullanılabiliyor, ayrıca bilgisayara programlar ve veriler bu kartlarla verilebiliyordu.

Howard Hathaway Aiken’in yönettiği bir ekip 1937 yılında, bir çarpma işleminin 3-5 saniyede yapılabildiği Mark-1 adı verilen ilk otomatik dijital bilgisayarı yapmayı başardı.

Bu bilgisayarla bugünkü anlamda bilgisayar dönemi başlamıştı.

Elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip ilk bilgisayar Eniac(Electrical Numerical Integrator And Computer)’tır. 1941 yılında Amerika’nın II. Dünya Savaşı'na katılmasıyla birlikte ordu tarafından gizli olarak Pensylvania Üniversitesi'ne ait elektrik mühendisliği okulu  Moore'a yapım siparişi verilen bu bilgisayar, yaklaşık 167 m² bir alana sığan, ağırlığı 30 ton olan dev cüsseli bir cihazdı. Amaç daha az isabet hatalı uzun menzilli top ve füzelerin hesaplamalarında kullanılmasıydı. O günlerde 60 saniye yol alan bir topun rotasının hesaplanması için, yaklaşık 20 saatlik çalışma gerekiyordu. Eniac bu hesaplama süresini 15 saniyeye indirmişti

500 bin dolar maliyeti olan cihaz 1945 yılında denendi. Ancak, gerçek anlamda çalışabilmesi ise 1947 yılını buldu. 2 Eylül 1945’te Japonya’nın teslim olmasıyla sona eren savaş nedeniyle böyle bir makine’ye ihtiyaç da kalmamıştı.

Savaşta pek kullanma fırsatı olmayan Eniac ağırlıklı olarak endüstriyel amaçlı olarak kullanılmaya başlandı.

Bünyesinde 17.468 vakum tüpü, 1500 röle, 7200 kristal diyot, 70.000 rezistans, 10.000 kapasitör ve yaklaşık 5 milyon el ile yapılmış lehimli bağlantı içeriyordu. Bir saniyede yapabildiği toplama işlemi akümülatör başına 5.000 adetti (toplam 100.000 adet). Saniyede yapabildiği çarpım işlemi 385, bölme veya karekök alma işlemi ise 38 adetti.

Eniac, tam 8 yıl boyunca ( 1947- 1955) hizmet verdi. Ancak çalışma masrafları kendisinden sonra geliştirilen çocukları, Edvac ve Ordvac’dan fazla olmaya başlayınca, 2 Ekim 1955 yılında saat 11:45'de elektrik bağlantıları kesildi. Böylece dünyanın ilk elektronik bilgisayarı görevini tamamlamış olarak tarihteki yerini aldı.

1946-56 yıllarında birinci nesil vakumlu tüplerden oluşan bilgisayarlar, 1957-63 yılları arasında yerini ikinci kuşak transistörlü bilgisayarlara bırakmıştı. 1964-79 yıllarında kullanılan entegre devrelerin kullanıldığı üçüncü nesil bilgisayarların ardından 1980’li yıllardan itibaren kullanılan mikroçipli bilgisayarlara her gün yenileri eklenmekte, bilgisayar teknolojisi başdöndürücü bir hızla gelişmesine devam etmektedir.

Buluşlar içinde özüne bağlı olmayarak gelişip kontroldan çıkan bir icat vardır ki bu da bilgisayar demiştik.

Diğer buluşlarla karşılaştırdığımızda, Babbage’in matamatiksel işlem amacıyla geliştirmek istediği icadı, günümüzde, herkesin elinin altında bulunan, hesap yapmasına gereksinim duymadığımız bambaşka bir cihaz haline gelmiştir.

Sayıları dört işlem ile daha hızlı bir şekilde hesaplamak amacıyla Abaküs  ile yola çıkan insanoğlu, Babbage’in buharlı bilgisayar prensibiyle yoluna devam etmiş, Eniac’ı geliştirmiş, George Boole’un binary (ikili sayı) sistemiyle ilerleyerek, sonunda  amacının dışına çıkarak, insanlığın yaşamına taht kurmuş, evimizde dünyaya açılan bir pencere haline gelmiştir.

Son kuşak bilgisayarların insanlığı kontrolü altına alacağından endişe ediyorum. Eğer böyle olursa Babbage’e hakkımı helal etmem.

 

Yavuz Atıl

Blois, 16.05.2011

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1263 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı