Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Sui homicido….
01/01/2012

Sui homicido….

6-7 yaşlarımı çok iyi anımsıyorum. Bu yaşlardan aklımda kalan anılardan biri de, anneciğimin beni misafirliklere götürmesiydi. Gittiğimiz bu misafirliklerde mutlaka diğer annelerin de çocukları olurdu. Bayanlar kendi aralarında sohbet ederken, biz küçükler aramızda oynardık.

Bu ziyaretlerde sunulacak olan limonatalar, kekler, börekler, akide şekerleri, reçeller biz çocukların yaramazlık yapmamaları için bir tehdit unsuruydu. Anneciğim sıkı sıkı tembih ederdi :  « yaramazlık yaparsan sana orada bir şey vermezler. » Biz de içimizdeki yaramazlık genlerini bir zaman içinde dondurur, bize sunulacak olan nimetlerden nasibimizi almak için sabırsızlıkla beklerdik.

Bu haftalık toplantılarda biz çocuklar karnımızı tıka basa doyururken, bayanların gülmeleri, ağlamaları, yakınmaları bizi hiç ilgilendirmezdi. Zaten, kâh ağlamaklı kâh sinirli bir tonda yapılan bu şikayetlerin ne anlama geldiğini de bilmezdik.

Bu toplantıların mahalle kadınlarının bir araya gelip tatlı bir sohbet eşliğinde börek, çörek yemek olmadığını, Türk insanının dostluğunun pekiştiği, sevinçlerin olduğu gibi sıkıntı ve üzüntülerin paylaşıldığı bir nevi grup  terapisi olduğu gerçeğini yıllar sonra anladım.

Ağzımızdan sular aktığı, ellerimizin pasta, böreklerle dolu olduğu, aşırdığımız akide şekerlerini koyacak yer bulamadığımız o misafirliklerde, ağlayan, sızlayan kadınları yıllar sonra anlamıştım.

Halen, günümüzde « Altın Günleri », « Dolar Günleri » adı altında yapılan bu toplantılar, birbirinden dertli bayanlarımızın sıkıntılarını paylaştıkları mükemmel bir ortamdır.

Erkeklerin kahvehanelerde, iskambil, tavla, dama, okey oynamaları, bayanların birbirlerinin evinde toplaşarak unlu mamulleri tüketmeleri gelişmiş ülkelerde pek rağbet görmese de, madalyonun diğer yüzüne baktığımızda toplumsal bazı gerçekler gün ışığına çıkmaktadır.

Dünyada her yıl bir milyon kişi intihar etmek suretiyle hayatına son vermektedir. Bu sayı, ülkeler düzeyinde incelenecek olursa, gelişmiş ülkelerde ürkütücü rakamlar karşımıza çıkmaktadır.

2010 yılı itibariyle 36 bin kişinin intihara teşebbüs ettiği Fransa’da,  12 bin kişi hayatını kaybetmiştir.  Bu ülkede, France Telecom, polis teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlarda çalışanların, işlerinin zorluğundan şikayetle intihar edip yaşamlarına son vermeleri basının devamlı gündemindedir. Son yıllarda tutukevlerinde her 3 günde bir intihar olayının yaşandığı Fransa  Avrupa’da başı çekmekte, hükümet yetkilileri bu duruma çözüm bulmak amacıyla bir dizi önlemler almaktadır.

Amerika, Japonya ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinde de intihar vakaları inanılmaz boyutlardadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, yılda ortalama 1 milyon kişinin intihar ettiği, ayrıca yılda 10 ila 20 milyon arasında kişinin intihar girişiminde bulunduğu dünyamızda ülkemizin konumu nedir :

Her üç saniyede bir kişinin  intihara kalkıştığı dünyada durum böyleyken, ülkemizde de intihar olayları her geçen gün artıyor. Bu  sayı son 30 yılda yüzde 440 artış göstermiş ve son 10 yılda Türkiye’de toplam 25 bin kişi canına kıymış.

Türkiye Psikiyatri Derneği’nce yapılan bir açıklamaya göre, son veriler ışığında  Türkiye’de yılda ortalama 2 bin 800 kişinin intihar sonucu kaybedildiği bildiriliyor. Bu rakam, trafik kazalarında ölenlerin yarısı. İntiharın en önemli nedeni ruhsal rahatsızlık. Çoğu kişi çevresiyle yaşamak istemediğini söyledikten sonra ölümü seçiyor.

Gelişmiş ülkelerde intihar edenlerin sayısı trafik kazalarında ölenlerin sayısından iki kat fazla olmasına karşın, bizim ülkemizde bunun tersi yaşanıyor.

Bu trajik sosyal olayı, ülkelerin nüfus oranlarıyla karşılaştırdığımızda ortaya çıkacak olan ilginç tablo bir doktora tezi olabilecek düzeyde.

Almanya, Fransa, Amerika (ABD), japonya ve birçok gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda ülkemizdeki intihar olaylarının bu ülkeler göre bir hayli düşük düzeyde olması madalyonun diğer yüzüdür.

Toplumumuz, ister işyeri, ister tutukevi, ister komşuevi olsun birbirlerinin dertlerini dinleyen, onların sıkıntılarına ortak olan, ağlayanla ağlayan, gülenle gülen bu mükemmel yapısını korudukça gelişmiş ülkelere kıyasla zaten bir hayli düşük olan intihar teşebbüslerindeki sayının gittikçe azalacağına yürekten inanıyorum.

Eskiden İstanbul’da yıllarca kalmış olan araştırmacı Fransız Dr.A. Bayer :  « Batı ülkelerinde insanların yalnız kalması, hayattan nefret etmeye, hatta intihara yol açmaktadır. Halbuki Müslüman Türkler arasında hiçbir zaman bu hâle tesadüf edilmez; medeni sayılan milletlerde çok sık görülen intiharı onlar bilmez. Müslümanlar, Allah’ın kendilerine bahşettiği varlığa tecavüzün, Allah’a karşı gelmek olduğuna inandıkları için, intiharı düşünmezler. Bunun için, intihar eden hiçbir İslam âlimi yoktur. » diyerek, konuyu dini açıdan da değerlendirmektedir.

Medeniyetin sunduğu olanaklardan yararlanmak, medeni bir ülke düzeyine gelmek için çalışmalar yapmak en doğal hakkımız olduğu gibi, örf adetlerimizden olan komşuluk, kahvehane sohbetlerini de ihmal etmememiz gerektiğine inanıyorum. Zira, insan yalnız yaşamayı beceremeyen bir varlıktır. Medeniyet ise  insanlığı ısrarla yalnızlığa, bencilliğe sürüklemektedir.

« Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar » gelişmiş ülkelerde insanları intiharın eşiğine getirmiş olabilir mi ? Ne dersiniz ?

Yavuz Atıl

Blois, 23.05.2011



1309 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı