Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Deneyimin mirası…
01/01/2012

Deneyimin  mirası…

Dilimizde « sav » ve darb-ı mesel » olarak ta kullanılan atasözleri, geçmişten günümüze  gelen, uzun deneyimlerden yararlanılarak kısa ve özlü öğütler veren, toplum tarafından benimsenmiş, ortak olarak kullanılan kalıplaşmış sözlerdir.

Çoğunun ne zaman, kim tarafından söylendiği bilinmeyen bu özlü sözler, toplumun duygu, düşünce ve inanç yapısını yansıtarak, toplum tarafından benimsenip, yüzyılların düşünce ve mantık süzgeçinen geçerek günümüze ulaşmıştır. Atasözleri,  bir düşünce açıklanırken ya da savunulurken imdadımıza yetişen en özlü tanık deyişlerdir.

Birbiri ardından gelen bir çok cümlenin meydana gelmesiyle oluşan öykü, roman, şiir, deneme gibi yazı türlerinin aksine, atasözleri bir, en fazla iki cümleden oluşarak, tüm duygu ve düşünceler bu kısacık anlatımın içine sığdırılır.

Toplumların ortak olarak kullandığı kalıplaşmış sözlerden oluşan bu özdeyişlerde sözcüklerin yerleri de değişmez, değiştirilemez. Sakla samanı gelir zamanı yerine, samanı sakla zamanı gelir diyemeyiz. Ancak,  tarihsel süreç içinde kullanımını yitiren sözcüklerin  yerine yenileri konulabilir. Örneğin : Ayağını yorganına göre köskıl olan atasözü günümüzde ayağını yorganına göre uzat olarak kullanılmaktadır.

Atasözleri tüm insanlığın yaşam felsefesidir. Sevgi, bencillik, kıskançlık, düşmanlık, dostluk gibi evrensel olan duygular her toplumda yaşanmaktadır. Bu nedenle, bu duyguları yansıtan atasözlerini de evrensel olarak kabul edebiliriz.

Bir de, ulusların gelenek, görenekleriyle bağlantılı atasözleri vardır. Bu sözler yalnızca o toplumun yapısını ve yaşayış biçimini ortaya koyar. Örneğin : Türk toplumunda  tarih boyunca askerlik, çiftçilik ön planda olduğundan dolayı, at, ,it, kurt, koyun, silah ve yiğitlik konusunda  pek çok atasözü söylenmiştir.

Dilimiz atasözleri bakımından hayli zengindir. (deyimlerle birlikte 9000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.) Toplumların tarih sahnesinde bulunma zamanları atasözlerinin çokluğuyla doğru orantılır. İnsan yaşamında yeralan doğum, ölüm, evlilik, arkadaşlık, dostluk, hırsızlık, ana-baba, gelin-kaynana dahil  her kavram atasözlerinin konusunu oluşturur.

Genel konusu, yaşamın temel kuralları, ve toplumda uyulması gereken ilkeler olan atasözlerinde verilmek istenen, dürüstlük, yardımseverlik, başarı, sağlıklı mutlu yaşam nasihatları, ilkeli bir toplumun oluşmasının sağlanmasını amaçlamaktadır.

Uzun yılların yaşanmış deneyimlerinden  bilgece bir söylemle ortaya çıkan bu özlü sözler incelendiğinde, bazı çelişkili durumlar da ortaya çıkabiliyor. Bu da, toplum içinde ayrı düşünen  gruplar arasındaki ayrılıkları ortaya koyuyor. Örneğin : Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar" atasözü kişileri yoksul kimselere yardım etmeye teşvik ederken "Aç yanından kaç" atasözü bunun tersini öğütlemektedir.

"Derdini söylemeyen derman bulamaz" atasözü kişileri derterini dostlarıyla paylaşmaya teşvik ederken "Sırrını verme dostuna o da söyler dostuna" atasözü bunun aksini savunmaktadır.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür : bir taraftan her koyun kendi bacağından asılır denirken diğer tarfatan, kurunun yanında yaş da yanar denilmektedir. Aynı şekilde,
İyi insan lafının üstüne gelirmiş’in aksine,  iti an çomağı hazırla diyebiliyoruz. Taşıma suyla değirmen dönmez, Damlaya damlaya göl olur ile çelikili değil midir ?

Fazla mal göz çıkarmaz / Azıcık aşım ağrısız başım

 

Söz gümüşse,sükut altındır / Sükut ikrardan gelir

 

Eğri otur doğru konuş / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar

 

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır / Lafla peynir gemisi yürümez

 

İyilik yap denize at / Merhametten maraz doğar

 

İnsanın kıymetini insan bilir / İnsanoğlu çiğ süt emmiş


Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur / Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev

 

Türünden bir çok atasözü bizi düşünceye sevketmektedir.

Atasözlerinin bazıları çelişkili olsa dahi, mutlaka yaşanmış bir deneyimin ürünü olmalarından dolayı insanları daha temkinli olmaya sevkedebilir. Ancak, atasözü diye ortalarda dolaşan bazı deyişler vardır ki, bu sözlerin bırakın söyleniş biçimlerini ortaya attıkları mantık  dışı fikirleri akıl almaz boyuttadır.

Dilimize maalesef hangi karanlık düşünce tarafından yerleştirildiği bilinmeyen  bu anlamsız cümleleri kullanmadığımız sürece, kendiliklerinden yokolacağına inanıyorum.

Bu tip sözde savları, atalarımızın yüce fikirleriyle ortaya çıkmış, yüzyıllar boyunca saygıyla söylenen, bizim her konuda imdadımıza yetişen atasözlerimize ve atalarımıza karşı saygısızlık olarak kabul ediyorum.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.

Bal tutan parmağını yalar.

Devletin malı deniz yemeyen keriz.

Baldız baldan tatlıdır.

başarıya ulaşan her yol mübahtır.

Kadının sırtından sopayı, kucağından sıpayı eksik etmeyeceksin.

Binlerce yıl tarih sahnesinde bulunan, yardımseverliği, çalışkanlığı, misafirperverliği, kahramanlığı, yiğitliği ile dünyada ün salmış Türklerin atalarının bu tip savları üretip üretmediğine şüpheyle bakıyorum.

 

Yavuz Atıl 

Blois, 08.06.2011



Paylaş | | Yorum Yaz
1276 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı