Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Çay Mahallesinin Kuğuları…
01/01/2012

Çay Mahallesinin Kuğuları…

Kışın kontrol edilemez durumda akan, yazları kuruyan Bornova çayının halini Bornova’nın eskileri çok iyianımsar. 1950’li yıllarda,  bu çayın iki yanını birbirine bağlayan tek bir köprü vardı ; Demir Köprü. 1960’lı yıllarda Kızılay mahallesine bağlantı yapan ikinci köprü yani Yeni Köprü yapılınca, Demir Köprü’nün adı Eski Köprü oldu.

Biz Kızılay Mahallesinin çocukları, Bornova’ya inmek için, kışın Demir Köprü’yü kullanır, yazın ise kurumaya yüz tutmuş derenin üstünden kestirmeden karşıya geçerdik.

Bornova çayı, çay mahallesinin sonlarına doğru geniş bir delta oluşturur, bu deltadan da, inşaatlar için kum elde edilirdi. Katırlarla taşınan kumlar Bornova’nın gelişmekte olan semtlerindeki inşaatlarda kullanılırdı.

Kum ocaklarında oluşan çukurlarda biriken sularda yüzmeyi öğrenen Bornova’nın çocukları, Bayraklı’ya ova yolundan yaya gider, yüzme tecrübelerini eski Bayraklı iskelesinden denize atlayarak geliştirirlerdi.

Biz de bu oluşan çukurlarda yüzmeyi öğrenmiştik. Doğal havuz görünümünde olan bu su birikintilerinde kuğular gibi yüzerdik.

İleriki tarihlerde bu deltanın ve etrafındaki tepelerin yeniden yapılandırılarak park olacağını duymuştuk. Çocuk aklımızla pek te inandırıcı gelmeyen bu projenin gerçekleşmesi bizim için olanaksız gibiydi.

Yıllar geçti, Bornova deresi ıslah edildi, Çay Mahallesi dere yataklarına kadar genişledi. Biz, eğitimimizi tamamladık, iş güç sahibi olduk. Evlendik çocuklarımız oldu, ama bizim eski kum ocakları ve çevresinin yeniden yapılandırma çalışmaları bir türlü gerçekleşmedi. Zaten, herkes te bunu unutmuştu.

Bornova, aldığı göçle birlikte büyüdü, gelişti, güzelim ovası devasa binalarla doldu, Atatürk Mahallesi oluştu, dağ taş ev oldu, ama, rekreasyon (yeniden yapılandırma) alanı hep boş kaldı.

Görevim icabı 20 yıl yurtdışında kaldım. Bornovamıza her geldiğimde, bizim kuğular gibi yüzdüğümüz bölgenin, kültür etkinliklerinin yapılacağı bir park  olarak tasarlandığını ve çalışmalar yapılacağını duydum. Her seferinde de, « Bu düşünce bizim küçüklüğümüzden beri var, ancak, bir türlü hayata geçirilmedi » diye hayıflanılp durdum.

Son yıllarda, bu alanda ciddi çalışmalar yapıldığını, her gelişimde farketmeye başladım. Bu sene gelişimde ise gözlerime inanamadım. Bizim eski kum ocakları devasa bir kültürel etkinlik alanı olmuştu.

Gezinti yolları, açıkhava tiyatrosu, buz pateni sahası, geniş park alanları. Hangi sihirli el bu güzellikleri bir çırpıda yapıvermişti ?

İşte, çocukluğunuzun geçtiği bu geniş alanda oluşturulan kültür cennetinde, 4 Temmuz günü İzmir’de yapılan etkinlikler çerçevesinde Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün isteği üzerine, Başkoreograf Mehmet Balkan tarafından, İstanbul, İzmir, Samsun, Antalya, Mersin ve Ankara Müdürlükleri bale topluluklarından derlenen 90 kişilik dansçı kadrosunun görev aldığı Kuğu Gölü  Balesi’nin sahneye konulacağını öğrendim. Dünyanın ünlü opera-bale şeflerinden Stutgart orkestrasının genel müzik direktörü James Tuggle’ın yöneteceği İzmir Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’da dansçılara eşlik edecekti.

 

P. I. Çaykovski‘nin müziğiyle dünya bale tarihinin en sevilen yapıtı olarak bilinen özgün hali 4 perde olan Kuğu Gölü’nü Mehmet Balkan iki perde olarak yeniden yorumlamış. Lale Balkan tarafından sahneye konulan yapıtın koreografisi Mehmet Balkan’a ait. Özellikle ”beyaz sahne” olarak bilinen kuğuların toplu danslarında Petipa ve İvanov’un çizgisinden yola çıkan Balkan, danslarda ve akışta pek çok yeniliğe başvurmuş.

Türk bale geçmişinde ilk kez 90 dansçının aynı anda rol aldığı bu dev yapımın bizim kuğular gibi yüzdüğümüz eski kum ocaklarının bulunduğu alana inşa edilmiş açıkhava tiyatrosunda sahnelenmesi beni son derece heyecanlandırmıştı.

Klasik hüzünlü bir Alman masalından esinlenerek kaleme alınmış eserin konusu hepimizin bildiği gibi kısaca şöyledir :

Prens Siegfried,  21.yaş gününü kutlamaktadır, Genç kızlar ümitsizce Prens’in dikkatini çekmeye çalışmaktadır. Prens’in annesi de oğlunun artık evlenme yaşının geldiğini söylemektedir. Bir gün, Prens, arkadaşlarıyla ava gider. Prens zarif kuğuların yüzdüğü güzel bir gölde başında taç olan çok güzel bir kuğu görür. Akşam olunca  bir genç kıza dönüşen kuğunun  ismi Odette’ dir.

Kötü bir büyücü onu ve kız arkadaşlarını kuğuya çevirmiştir. Büyüyü bozacak tek çareyse, bir erkeğin ona tüm kalbiyle aşık olmasıdır.

Tam Prens, Odette’e aşkını söyleyecekken, büyücü gelir, Odette’i elinden alır  ve kuğulara yüzmelerini emreder.

Ertesi gün yaşgünü kutlaması devam etmektedir. Prens’in annesi oğluna kızlardan birini seçmesini ister, ancak, Prens’in aklı Odette’dir.

Yaş günü kutlamaları devam eden ertesi gün, Prens annesinin hatırına kızlarla dans eder. O sırada büyücü kendi kızını büyüyle Odette’e benzetmiştir ve dans salonuna getirir. Prens kıza hayran kalmıştır. Olanları bilmeyen Odette ise pencereden onları izlemektedir. Prens, sahte Odette’e (Odil) aşkını ilan ederken, gerçek Odette, oradan kaçar tam o sırada Prens hatasını anlar ve Odette’in peşine düşer.

Prens, kızı bulur ve olanları anlatıp, kızın kendisini affetmesini ister. O sırada kötü büyücü ve kızı gerçek, korkunç yüzleriyle oraya gelirler. Büyücü Prens’ten sözünü tutup, kendi kızıyla evlenmesini ister, dövüşmeye başlarlar. Prens, Odile’le evlenmektense, ölmeyi tercih edeceğini söyler ve Odette’in elinden tutup, birlikte göle atlarlar ve boğulurlar. Büyü bozulur ve kalan kuğular insana dönerler.

Kötü büyücü ile kızını da suya atarlar, onlar da Prens ve Odette gibi boğulurlar. Kızlar Odette ve Prens’in Kuğu Gölü’nün üzerinde Cennet’e doğru giden ruhlarını izlerler.

Kuğu Gölü Balesini Paris’te de izlemiştim. Ama, 4 Temmuz gecesi Bornovamızda binlerce izleyicinin katıldığı, alkış tufanlarının koptuğu, küçüklüğümüzün kum ocakları havuzcuklarının bulunduğu bu alanda yapılan açıkhava tiyatro salonunda izlerken duyduğum heyecanı dile getirmem mümkün değil.

Birbirinden yetenekli genç bale sanatçıları, gerçek kuğu narinliğinde sahnede dans ederken, havuzcuklarda yüzdüğümüz günler aklıma geliyor, onlarla sahnede ben de dans ediyordum.

Bodrum, 5.7.2011

Yavuz Atıl

 



1304 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı