Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Kiraz bizi sever mi ?
01/01/2012

Kiraz bizi sever mi ?

Tanrı insanlara doğayı sunmuş, onun nimetlerinden faydalanmaları için bir de akıl vermiş. İnsanoğluna yaşamını sürdürmesi için mükemmel bir fizik yapısı sunan ilahi kudret bununla da kalmayıp sevme duygusunu kondurmuş yüreklerine.

Bu duygu ortadan kaldırıldığında, insanlıktan bir eser kalmaz. İnsan hayvanlaşır, bitkileşir.

Bize verilen bu muhteşem duyguyu ne derece kullanıyoruz ?

Hayvanlar sevebilir mi ? Bitkiler sevebilir mi ? Siz hiç bir kirazın sizi sevdiğini gördünüz mü ? Ya da bir farenin, karıncanın ? Hayvanlar olsa olsa sadık kalırlar. Bu da hepsine özgü değildir. Onlar birbirlerini de sevmezler. Sorumlulukları yavru kuşun yuvadan uçuşuna kadardır. Bir karanfil bir laleyi sevmez. Kaplan, aslanı sevmez. Onlara bu duygu verilmemiştir.

Oysa, biz insanlarda hal böyle midir ? Bırakın bir kenara sevmeyi, sevilmeye de muhtacızdır. Cinsiyetimiz, fiziğimiz, karakterimiz ne olursa olsun sevmek ve sevilmek ekmek su gibi gereklidir bizlere. Notre Dame’ın kamburu Quasimodo, Esmeralda’yı nasıl sevmişti ve ondan nasıl sevilmeyi beklemekteydi.

Dünyada tek seven varlık insanoğlu olduğuna ve bizlere bu ayrıcalık verildiğine göre, bunu en iyi şekilde kullanmanın vereceği hazzı neden tatmak istemeyiz. Neden düşmanlık, fesat, kıskançlık içinde yaşarız. Sevmenin zıddı olan ve yine bizlere verilen bu zalim duyguları sevmek yokedemez mi ?

Bize, fesatlık, kıskançlık, düşmanlık yapamayan, çiçekleri, hayvanları, doğayı severiz de, hemcinslerimizi neden sevemeyiz. Bir karanfili dalından kopardığımızda bize kızar mı ? Bir kediyi ne kadar da şevkatle severiz. Ama bizi tırmaladığında elimizin tersiyle tokatlarız. Bizi sevmediklerini bildiğimiz halde, bizlere zararları dokunamayan insanoğlu haricindeki diğer canlıları severiz. İlk verdikleri zararda ise yerden yere vururuz.

Çok boyutlu olan sevgi kavramı, biz insanları şekilden şekile sokmaktadır. Anne-baba, kardeş, evlat, torun sevgisi, vatan, toplum, bayrak sevgisi, arkadaş, akraba, dost sevgisi içinde sonsuz okyanuslarda kaybolmuş gibi yaşar gideriz. Ancak,  bu sevgilerden birinin karşılıksız olması ya da bize ters düşmesi bu duyguyu nefrete çevirebilir.

Sevme duygusu, sevilmeyle devam eden bir olgu mudur ? Kişilere göre değişik yanıtlanacak olan  bu hassas soruyu hangimiz cesurca yanıtlayabiliriz?

Bu yüce duygu, nasıl bir histir? Kendisine cevap verildiğinde harekete geçen, aksi takdirde nefrete dönüşebilen sihirli bir bileşik.

Doğadaki herşeyi sevebiliriz. Tüm bu sevgiler bize mutluluk verir ve bizden karşılık beklemezler. Ancak, karşılığını mutlaka isteyen bir sevgili vardır. Ona karşılığını vermezsek, yanar kül olur, ölür gider.

Sözkonusu, karşı cinse duyulan sevgi olduğunda, bu çelişki biraz daha azalır. Karşı cinse duyulan sevgilerde, anlayış, umut vardır. Bu durumda her an kine dönüşebilme riski olan sevgi yerini, tahammüle bırakır.

Sevmek, yaşamaktır, inanmaktır, ölmektir. İkilikler kalkar, bir olmaya gidilir, iki kalp iki gönül yok olur, ortaya tek bir yürek çıkar. Vazgeçiş yoktur, vazgeçilmiş gibi görünülür. Beklemektir, beklentilerin bittiği noktadır. Gücenme ortadan kalkar, sevgilinin sözüne üzülünmez. Sevgilinin ölüm hançerine göğüs açmak demektir. Sevgilinin ihanetine üzülmemektir. Sevmekten ölürken tekrar varolmaktır. Aşk denizinde sevgilinin uzanan eline hayır demektir. Ağlayan gözlere şevkatle yanıt vermektir sevmek. Sevgi, sevgilinin yüzündeki gülücük olmaktır. Onu yaşama döndürecek bir damla su, sevgilinin limanı olmaktır. Sevmek sevdiğinin canı olmaktır. Sevmek, yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Alev olup girmektir gönüllere.

Sevmek fedakarlıktır. Yeri geldiğinde minik bir kuş gibi avuçlarında okşamayı bilmek, yeri geldiğinde de,  onu daha iyi bir gelecek bekliyorsa, avuçlarından salıvermektdir. O özgürce kanatlarını çırparken, onu hep koruyacağına dair söz vermektir sevmek.

Yaşamın  en büyük ödülü ya da zulümü olan sevgi bu karmaşıklığı içinde çaresiz kaldığımız anlarda yine  imdadımıza yetişir. Sihirli bir sözcüktür, yalandan da olsa onu duyduğumuzda rahatlarız, mutlu oluruz.

İnsanoğlunun gelmiş geçmiş en tehlikeli silahıdır. İçinde yalanı da barındırır, doğruyu da. Bazen çöl gibidir yakar, bazen de orman gibidir serin ve yeşil.

İnsanoğlu sevmeyi kullandığı gibi ondan karşılık bekler. Karşılığını alamadığında kan kusturur, kendisini de mahveder. Oysa, sevgi kutsal amaçla insanlığa sunulmuş bir armağan. Neden karşılık beklenir ki? Sadece sevmek bizi neden mutlu etmez?

Sevgi kapımızı açık bıraksak ta, herkes rahatça girse, içimizdeki bitimsiz sevgi pınarından sular içip sonra başını alıp gitse ne çıkar ki. Sonsuz bir kaynak olan sevgi hazinemizi yaşadığımız sürece paylaşıp bu paylaşımdan haz almak kadar mutluluk veren daha güzel bir his olur mu?

Bunu başarabilmenin sırrı Mevlâna’nın o mucivevi çağrısında apaçık belli:

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, 
ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…

Yavuz Atıl

Bodrum, 01.08.2011



Paylaş | | Yorum Yaz
1249 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı