Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
NOEL BABA BAHANE,HEDİYELER ŞAHANE...
01/01/2012

NOEL BABA BAHANE,HEDİYELER ŞAHANE...
Yılbaşından 12 gün sonra doğduğum için 1953 yılbaşını kutlama olanağım olmadı. 1954 yılbaşını da hiç anımsamıyorum. Yüksek ihtimalle iki odalı evimizde, odun sobasında kestane kebablı mütevazi bir kutlama yapılmıştır. Ardından gelen yıllarda da aynı şekilde aile içinde küçük çapta kutlamalar olmuştur mutlaka. Yeni bir yıla girmenin heyecanını, anlamını henüz kavrama yetisinde değildim.

Aklımda kalan ilk yılbaşı kutlaması, gürül gürül yanan odun sobasının etrafında kardeşlerimle toplanmış portakal, mandalin yediğimizdir. Kirli tırnaklarımızla soyduğumuz mandalin kabuklarını sobanın üstüne koyar, onun verdiği hoş kokuyla mest olurduk. Ne zaman mandalin yesem aklıma hep o akşam gelir.

Kireç badanalı duvarda asılı olan gaz lambasının verdiği romantik ışığın eşliğinde, tavana yansıyan odun sobasından sızan alev hüzmeleri, hafiften tüten soba borusunun çıkardığı koku, yanmış mandalin kabukları, pişmekte olan kestane kokusuyla karışınca sihirli bir ortam oluşurdu. Bu yaşımızda bile hafızlardan silenmesi pek mümkün olmayan sahne aklımdan hiç çıkmaz.

Yeni yılı, Ramazan, Kurban  Bayramları gibi heyecanla beklemezdik. Bu bayramlarda en azından üzerimize yeni elbiseler giydirilir, üç beş kuruş ta harçlık verilirdi.  Oysa yılbaşı, soğuk bir kış gecesinde, ertesi günün yeni bir sene olacağı güne geçmekten öteye gitmeyen mütevazi bir kutlamaydı, Yeni elbise yok, harçlık ta yoktu.

« Şu yılbaşı gecelerinin mânâsını bir türlü anlamıyorum. Sevinecek ne var? Evvelâ her şey tersine: Küre-i arz ve insan bir yaş daha ihtiyarlıyor, kâinat bir yıl daha eskiyor, buna, ‘yeni sene’ diyorlarAçıklama: C:UsersexperAppDataLocalTempOICE_6945B4E4-CCAF-4DC6-BBCD-3F32D84D88EA.0msohtmlclip1�1clip_image001.gif
Herkes ölüme bir yıl daha yaklaşıyor, buna seviniyorlarAçıklama: C:UsersexperAppDataLocalTempOICE_6945B4E4-CCAF-4DC6-BBCD-3F32D84D88EA.0msohtmlclip1�1clip_image001.gifHayatın bir parçasını kaybetmek hoş bir şeymiş gibi, hep birbirlerini tebrik ediyorlarAçıklama: C:UsersexperAppDataLocalTempOICE_6945B4E4-CCAF-4DC6-BBCD-3F32D84D88EA.0msohtmlclip1�1clip_image001.gifAçıklama: C:UsersexperAppDataLocalTempOICE_6945B4E4-CCAF-4DC6-BBCD-3F32D84D88EA.0msohtmlclip1�1clip_image001.gifAçıklama: C:UsersexperAppDataLocalTempOICE_6945B4E4-CCAF-4DC6-BBCD-3F32D84D88EA.0msohtmlclip1�1clip_image001.gif »   diyerek konuya nüktedan bir şekilde yaklaşan Peyami Sefa’nın söylediği gibi,  biz de, bu gecede neden eğlenildiğinin düşünsel yönünü anlamaz, yıl içinde bol bol tüketme olanağımız olmayan, mandalin, portakal, elma ve hatta evimize pek sık girmeyen muzu karnımız patlayıncaya kadar yerdik.

Yılbaşlarının vazgeçilmez oyunu olan Hımbıl’ı bir an önce oynamak için, alel acele yemeğimizi yer, meyvelerimizi tüketir, oyunumuza başlardık.  

Hımbıl’ı bilirsiniz. Her oyuncuya dört kart verilecek şekilde, oyuncu sayısı kadar iskanbil kağıtları ayrılır ve oyunculara dağıtılır. Yerde, oyuncu sayısından bir eksik ceviz vardır. Oyuncular birbirlerinden sırayla kağıt çekerek ellerindeki kağıtların aynı olmasını sağlarlar. Dört aynı kağıdı tamamlayan oyuncu, Hımbııııl diye bağırınca herkes yerdeki cevizlerden birini kapmaya çalışır. Tabii ki bir oyuncu cevizsiz kalacak ve cezalandırılacaktır. Cezası da, alnına, yanaklarına odun kömürüyle bir çizgi çizmektir. Son derece eğlenceli, dinamik olan bu oyun modern yılbaşı kutlamaları yüzünden sadece anılarda kalmıştır.

Yılbaşı dendiğinde aklıma, Hımbıl, yanmış mandalin kabuğu, kestane kebab ve gaz lambası kokusu gelir.

Bizim bu yılbaşı kutlamalarımız evlere televizyon girinceye kadar aynı heyecanla sürüp gitti. Televizyon yaşantımıza girince de sadece anılarımızda silinmeyecek şekilde yeraldı.

Televizyondaki yılbaşı eğlenceleri, unutulmaz Zeki Müren konserleri hele hele ilk kez 1980 yılı 31 Aralık  gecesi TRT televizyonunda dansöz Nesrin Topkapı’nın unutulmaz dansı hâlâ hafızalardadır.

Osmanlı döneminde kutlanmayan yılbaşı, ülkede sadece Hristiyan toplulukları tarafından kutlanıyordu. 15 - 31 Aralık tarihleri arasında yapılan etkinliklerde  Hristiyan toplumu  24 Aralık’ta İsa’nın doğuşunu kutlar, 31 Aralık’da  kimi yerlerde İsa’nın sünnet günü olarak anılırdı.

Osmanlı’nın Hıristiyan yılbaşısına gösterdiği ilgi, 1829 tarihine kadar dayanır. O yılbaşında  İstanbul’daki İngiliz elçisi, Haliç’te bulunan bir gemide büyük bir balo verir. Baloya Osmanlı devlet adamları davet edilir. Serasker Hüsrev Paşa, ‘Káfir işi, fakat ne çare? Devletçe bir şey oldu, katılmak lüzum etti,’ dese de, bu kafir işine katılım Cumhuriyet’e kadar sürmüştür.

1926 yılında miladî takvim resmen kabul edildiğinde yılbaşını izleyen gün tatil değildi. Buna rağmen, insanlar, sanki asırlarca yılbaşı kutluyormuş gibi, yeni yıl kutlamalarının sihrine kapılıp, gazinolara, balolara, yılbaşı piyangolarına, dergilerin yeni yıl özel sayılarına rağbet etmeye başladılar. Yılbaşı resmi bir bayram değildi ama, coşkulu bir şekilde kutlanıyordu.

1935 yılında Başbakan İsmet İnönü tarafından ‘Bütün medeni milletlerce tatil günü olarak kabul edilen 31 Aralık öğleden sonrasıyla 1 Ocak günlerinin uygulanmakta olan tatil günlerine eklenmesi’ teklifiyle ve  kanunun kabulüyle, hem ulusal bir eksiğimiz giderildi, hem de yılbaşı geceleri sabahlayanların resmen uyuyabilmeleri sağlandı.

Günümüze kadar heyecanla kutlanan yılbaşı etkinliklerine son yıllarda Noel Baba’yı da ekledik. Hıristiyan dünyasının 24 Aralık ve 5 Ocak’ta kiliselere giderek âyin yapması Noel’in dînî bir kimlik taşımasındandır. Oysa, ticari bir simge haline gelen Noel Baba, mitolojik Santa Claus karakteriyle bütünleşerek yepyeni bir varlık haline gelmişti.

« Santa Claus- Noel Baba » görüntüsü karikatürist Thomas Nast’ın kalemiyle  1863 yılında « Harper’s Weekly » dergisinde  ilk olarak beyaz sakallarıyla siyah-beyaz bir şekilde yayımlandı. Uzun yıllar sonra,  1931 yılında Coca-Cola firması için reklamlar tasarlayan İsveçli Haddon Sundlom’un renkli kalemleriyle  şişman, beyaz sakallı, uçları beyaz kürklü kırmızı bir kıyafet içinde, siyah kemerli, siyah çizmeli bir şekilde  Noel Baba  dünyaya tanıtıldı.

80’li yıllardan itibaren Noel Baba’nın “Demreli” sıfatıyla anılması, onun adına açılan klisede ayinler düzenlenmesi, bu sevimli tonton dedeyi çocukların benimsemesi, sekiz geyikli kızağıyla tüm dünyayı ışık hızıyla dolaşıp, her çocuğa hediye vermesi masalı, piyasanın ilgisini çekip, Noel anne ve hatta Noel köpekler yaratılmasına neden oldu.

Hristiyanlığın mitolojik kahramanı Santa Claus, uyanık esnafın yılbaşı döneminde satışa sunduğu malının en iyi tanıtıcısı olmuştu.  Bu iş öylesine çığırından çıkmıştı ki, aslen tek olan Noel Baba’ya, dünyanın heryerindeki  alışveriş merkezlerinde binlercesine rastlanıyordu. Noel  Baba olmak bir geçim kaynağı haline gelmişti.

Öte yandan, Cenetteki hayat ağacından yapıldığı söylenilen İsa’nın çarmıha gerildiği ağacı temsil eden, zamanla değişime uğramış süslenmiş çam ağacı yerine, eski Türk uygarlıklarında ve Osmanlı döneminde görsel güzellik için  kullanılan nahıl ağacı evlerimizi süslese daha anlamlı olur mu diye aklımdan geçiriyorum.

Yeni yıl, yeni umutların başlangıcır. Neşe ve sevinçle başlayacak olan yeni bir yıla, geçirdiğimiz bir önceki seneden daha güzel, daha verimli olarak başlama arzusu son derece doğaldır. Bu öyle bir sevinç ve heyecandır ki, ömrümüzden bir yıl daha yitirdiğimiz aklımıza gelmez.

Noel Baba bahane, hediyeler şahane nüktesiyle, 2012 yılının, dostlarıma, Bornova’lı hemşerilerime sağlık, mutluluk ve neşe getirmesini temenni ediyorum.

Yavuz Atıl

Bodrum, 26.12.2011



Paylaş | | Yorum Yaz
1382 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı