Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
TİGİN 23’ÜNDE ÖLDÜ...
25/03/2012

TİGİN 23’ÜNDE ÖLDÜ...

Uşak ilimizin Ulubey İlçesine bağlı Avgan kasabası vardır. Hayvancılıkla, daha ziyade tavuk çiftlikleriyle geçimini sağlayan kasabalıların ev yapımı leziz  tarhanaları da meşhurdur.

Ancak, bu kasabanın diğer bir özelliği de, Murat Dağı’ndan doğup berrak sularını Büyük Menderes’e  döken  Banaz çayının kıvrıla kıvrıla geçtiği Avgan Kanyonlarıdır.

Kasabada yaşayan yakın bir arkadaşımın daveti üzerine geçen yıl  Avgan Kanyonlarını gezme fırsatı buldum. Bu ziyaretimdeki edindiğim izlenimlerim ayrı bir yazı konusu olacaktır.

Belediye Başkanı Sayın Mümin Bayar’ın 72 Km. uzunluğundaki bu muazzam doğa harikasını dünyaya tanıtma çabalarına bir katkım olması amacıyla çekimler yapıp, tanıtım çalışmalarında bulunmuştum.

Bölgenin esas özelliği ise, Arizona Kanyonlarından sonra dünyanın ikinci büyük kanyonu olmasıdır.

Kanyonun içinde bulunan, M.Ö. dört ve altıncı Yüzyıl döneminde Lidyalıların yaşadığı Asar Vadisi’nde  kırk civarında mezar odasının  kimliği belirsiz define avcıları tarafından talan edildiği bana söylendiğinde ve bazılarını da  gözlerimle gördüğümde içim parçalanmıştı. Bu konuda ilgili makamları harekete geçirip, mutlaka gereken önlemlerin alınması gerekiyordu.

Arkeoloji, insanlık tarihine ışık tutan, toplumların geçmişini gün ışığına çıkaran en önemli bilim dallarından biridir. Arkeologların sabırlı çalışmalarıyla meydana çıkardıkları tarihi bulgular insanlığın derin geçmişini en ayrıntılı bir biçimde ortaya koymaktadır.

 Eski Yunanca'da "Arkhaios" (eski) ve "Logos" (bilim) sözcüklerinden oluşan arkeoloji, Osmanlıca’da  Atikiyat-Eskinin Bilimi olarak kullanılmıştır. Esasen, arkeolojinin diğer bütün bilim dallarının kaynağı durumunda olduğunu söyleyebiliriz. 

Arkeolojinin, insanlığa kazandırdığı çok eski zamanlardan kalma sayısız değerli yapıtlar, heykeller, mozaikler, tablolar, paraların  yanında, yıllarca süren sabırlı titiz çalışmaları sonucu tarih sahnesinden silinmiş eski yazıları da gün ışığına çıkarma gibi hizmetleri vardır.

Bunlardan biri de Orhun Abideleri’dir. 1889 yılında Moğolistan’ın Orhun vadisinde bulunan yazıtların Göktürk Kağanlığı’na ait olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Bilindiği üzere, Orhun Yazıtları, Türklerin ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile  M.S. 725 – 735 yılları arasında yazılmış, sonsuzluğa kadar kalması temennisi ile onlara Bengü Taşları denilmiştir.

Danimarka’lı dilbilimci Vilhelm Thomsen, Rus Türkolog Vasili Radlof’un desteğiyle  1893 yılında bu yazıtların ne anlama geldiğini çözmüş ve aynı yılın Aralık ayında da bilim dünyasına açıklamıştır.

Bu bilgiler ışığında ilk yazılı Türkçe kaynaklara sekizinci yüzyılda rastlandığı  anlaşılsa da, Türklerin bu dili ve alfabeyi asırlar önce kullandıkları konusunda görüşler mevcut olmasına karşın, bunu  ıspatlayacak bir belgeye rastlanamıyordu.

Ancak, Kazakistan’daki bir rastlantı Arkeoloji dünyasına görülmemiş bir hazine kazandırdı.

1970 yılında Kazakistan’ın Alma-Ata kentine 50 km mesafede bulunan Esik kasabasında bir yol inşaatı çalışması sırasında alçak bir tepenin düzeltilmesi kararlaştırılmıştı.

Bu düzeltme çalışması sırasında bazı arkeolojik kalıntılara rastlanınca, durum ilgili makamlara bildirildi. Yapılan incelemelerden o tepenin   büyük bir mezarın önüne yığılan kumdan tümseklik olduğu ortaya çıktı.

Bu bir kurgandı. Yani, Orta Asya’daki Türk mezarlarlarından biriydi. Genelde devlet yöneticileri için  yapılan, tahtalarla yada taşlarla çevrili mezar odasıydı.

Günümüze kadar bulunan en eski ve önemli kurgan bir tesadüf eseri Esik’te ortaya çıkmıştı.

Höyükte böylesine muhteşem bir kurganla karşılaşan arkeologlar, Mısır piramidlerindeki firavun odasını andıran etrafı kapalı, özenle süslenmiş taşlarla örülü odayı heyecanla açtılar.  Mezarı açtıklarında gözlerine inanamadılar. Zira, bu kurgandaki ölünün bulunduğu odanın içi altın eşyalarla doluydu.

Bu muhteşem hazinenin içinde en göz alıcı olanı dünyada eşine rastlanamayacak kadar güzel olan altından yapılmış bir elbise idi.

Tarihçiler bu elbisenin M.Ö. beşinci yüzyılda yaşamış bir Türk  tiginine (prens) ait olduğu görüşündeydiler. Ancak, tiginin kimliği saptanamadığı için yazılarında « Altın Elbiseli Adam »  olarak bahsediyorlardı. 25 asırlık Türk tarihine ışık tutan bu harika elbise arkeolojinin insanlığa bir armağanıdır.Bu elbisinin tarifi değişik kaynaklarda : « Çizmesinden başlığına, kemerinden kılıçlarına kadar her şeyi saf altın olan bir elbise. Başlığı ok  ve tuğlarla  süslü. Alın hizasında koç, geyik ve at 
kabartmaları var. Bu kabartmalara, kama kılıfında ve öteki eşyalarda 
da rastlanıyor. Belindeki kemerin solunda bir kılıç, sağında ise bir 
kama asılı. Ceketin altındaki düz pantolonun paçaları çizmenin içine 
giriyor. Ceket, yüzlerce üçgen altının birleştirilmesinden meydana
gelmiş, çorabın çizme ile diz kemiği arasında kalan kısmında yine 
üçgen parçalar, çizmede ise dörtgen parçalar var. » şeklinde tanımlanıyordu.

Konunun en ilginç yanı, mezarda bulunan değerli altınlardan ziyede,   yine mezarda bulunan yarısı kırık bir kabın üzerindeki 26 harflik iki satır yazıdır. Sovyet tarihçilerin okuduğu 25 asırlık bir belge olan  ve Türk tarihini aydınlatan bu yazının anlamı şudur : « TİĞİN 23’ÜNDE ÖLDÜ. ESİK HALKININ BAŞI SAĞ OLSUN »

Halen Alma-Ata müzesinde bulunan bu elbise ve diğer eşyalar ile belgeler tesadüfen hazine talancılarının elinden kurtulmuş, insanlığın bilgisine sunulmuş.

İnsanlık, çapı 10 cm’lik bir cd içinde evrenin boşluklarına  evrende dünyalıların yaşadığını, tarihi geçmişi ve gerçekleştirdiği buluşlarla ilgili bilgiler gönderiyor. Ancak, aynı insanlığın asırlar öncesi medeniyetlerin  gün ışığına çıkmasını bekleyen tarihi kaynaklarının talan edilmesine izin vermesi bir çelişki değil midir?

Avgan Kanyonlarını görmeniz ve sahip çıkılması için çalışmaların yapılması temennisiyle.

 

24 Mart 2012, Bodrum

Yavuz Atıl



Paylaş | | Yorum Yaz
3753 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı