Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Sevginin afacan çocuğu..
05/07/2012

Sevginin afacan çocuğu..

Yaşantımız boyunca hep severiz. Evimizi, işimizi, kentimizi, doğamızı, hayvanları severiz. Sevdiğimiz yemekler, içecekler  vardır. Seyahat etmesini, kitap okumasını, spor yapmayı severiz. Kısacası, bize mutluluk veren, hayatımızı daha güzel yaşanılır hale getiren her olguya sevgiyle yanıt veririz. 

Baharda, yemyeşil kırlarda çiçeklerle sohbet eder,  kelebeklere dokunmak ister,  yazın sıcağında serinlemek için mavi denizlerle dans eder, sonbaharda dallarıyla vedalaşan yaprakların isteksizce yere düşmelerine şiirler yazar, kışın doğayı beyaz gelinlikle giydiren karlara bakar, bu duyguları bize verdiği için doğayı severiz. 

Biz severiz, ama, onlar sevildiklerini anlamazlar. Sevmemiz için yaratılmıştır doğa ve verdikleri. Sevilirler ancak, sevemezler. Ya sevildiklerini bilmedikleri için sevmenin yüceliğini anlayamazlar, ya da sevildiklerini hissederler ama, seviyorum diyemezler.

Sevildiğini anlayan, bundan haz duyan, ''ben de seviyorum''u ifade edebilen canlı türünün insan olduğunu söylemek geliyor içimden. 

Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan  ikilemi gibi, sevme sevilmeyi  mi, yoksa,  sevilme sevmeyi mi ortaya çıkarmıştır, ya da sevilme sevmenin bir ürünü müdür sorusu aklımı devamlı meşgul etmiştir. 

Biz insanlar için sevilme anne karnında başlar. Anne, karnında yavrusu olduğunu öğrendiği andan itibaren onu sever. İlk aşamada hiçbir şeyden habersiz cenin ise sevilmektedir henüz sevmeyi bilmez. Sevilmek, sevgi duygusunu tadmadan önce meydana gelmiştir burada.

Sevgi ve  sevilmeyi tek boyutlu görerek karşı cinslerin birbirlerine olan ilgilerinin ifadesi olarak ele aldığımızda konu oldukça basite indirgenmiş oluyor. Genel anlamda sevgi ve sevilmek konusu incelendiğinde hangisinin daha etkin olduğu kişilere göre değişebiliyor.

Hani, elle tutulur olsalar, terazinin kefesine koyar bakarız hangisi ağır gelirse daha üstün deriz. Ya da, elimize bir metre alır boyunu ölçeriz. Ama, öyle olmuyor. Sevgiye susamış bir insan için sevmek pek de önemli olmayabilir. Aksine, sevmeyi ana ilke edinmiş bir nefis sevilme beklentisinde değildir.

Birileri bizi sever, seviliriz. O sevgiye şekil verme, yoğunluğunu arttırma  elimizde olmayabilir. Sevgi selinde boğulmamız da mümkündür. Bulunduğumuz ortam, sahip olduğumuz olanaklar, şan, şöhret, zenginlik bizi sevdirebilir. Sevildiğimizi zannederiz. Ancak, bunları birer birer kaybetmeye başladığımızda, sevgi selinde boğulmanın acısını yaşarız. Sevilmek, istemimiz dışında gelişen bir duygu. Her an yok olup gitmesi mümkün. Bu tür sevilmenin sevgisi de sahtedir. Sahte sevginin selinde boğulmak ise ızdırap vericidir. 

Size  bir  tepside sevgi ve sevilmeyi sunsalardı ve bunlardan sadece birini seçme koşulu olsaydı hengisini seçerdiniz acaba? Bir anlık bir tereddüte düştüğünüzü hissediyorum. Ancak, genel yanıtın sevmek olacağınından da eminim. Sevmek, hayal kırıklığına uğratabilir, acı verebilir, sıkıntılara düşürebilir. Sevilmek, samimiyet içeriyorsa hiçbir riski yoktur. Fakat, biz hep sevmeyi istemişizdir.

Ne varki, yaşantının hazırladığı karşı gelinmez olaylar sonucunda sevilme ihtiyacımız sevme duygumuzun üstüne çıkabilir. 

"Sevmek mi yoksa sevilmek mi daha güzeldir?'' diye Fuzuli’ye sormuşlar. "Sevmek" diye cevaplamış Fuzuli "Çünkü sevildiğinden asla emin olamazsın."   

Fuzuli, evrensel düşüncesini ne kadar da güzel dile getirmiş. Ancak, sevgimizden de emin olmadığımız zamanlar oluyor maalesef.  "Sevdiğimi sanmıştım ama, yanılmışım." cümlesine hepimizi aşikarız. 

Sevdiklerimiz içimizdedir. Bu durumda sevilenler de sevenlerin içinde olarak düşünüldüğünde, sevilmenin, sevginin edilgen biçimi olduğu düşüncesi doğuyor. Sadece sevmek yeterlidir. Sevilmeye ihtiyacımız yoktur. Sevgi zaten sevilmeyi meydana çıkarıyor. İnsanların sevilmeden yaşamaları mümkünmüş gibi bir sonuç çıkıyor ortaya.

Sevgi ve sevilme ikilemi aklımızı başımızdan almadan önce, neden sevilmek isteriz, niçin verebileceğimiz sevgiden daha fazla sevilmek isteriz sorusuna gerçekçi bir yanıt bulmamız gerekmektedir. 

Sevilmek isteriz : Bizi yalnızlığın karanlığından kurtarıp aydınlığa çıkaracak sevgi meyvesindan pay almak için,

Sevilmek isteriz : Ölümlü dünyayı terkettiğimizde, sevginin ölümsüzlüğüyle yaşantımızı devam ettirmek için,

Sevilmek isteriz : Sevenimizin bizi, tatlı rüyalarında görmesi, ertesi günü de anlatmasının keyfini yaşamak için,

Sevilmek isteriz : Başarılarımızın, meydana getirdiğimiz ürünlerimizin  takdir edilip, unutulmaz kılınmaları için.

Sevilmek isteriz : Çocuklarımızın, torunlarımızın, kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın sevgi ağlarıyla örülmüş hırkasını sırtımızda taşımak için.

Sevilmek isteriz : Narsist duygularımızı bastırmak, öz güvenimizin sağlam duvarlarına dayanarak yaşantımızı sürdürmek için, 

Sevilmek isteriz, her ne sebeple olursa olsun ama, sevilmek istediğimiz kadar sevmeyi beceremeyiz. 

Sonra da sevdiğimizden emin olduğumuz halde, sevildiğimizden şüpheleniriz:

 

 

Emin olmak kolay, çünkü seviyorsun

Ama,

Sevildiğini bilmek, hep düşündürür,

Acaba?

 

En iyisi sorayım, sonra vazgeçtim,

Kendim karar vereyim dedim.

 

Düşündüm de, sevilmeyi beklemek

Bir nevi dilenmek.

Sevmek ise, gönülden vermek.

 

Sevildiğin için, sevmek olmuyor

İnandım.

 

Ardından, emin oldum.

Sormaya gerek yok.

Sevildiğini anlatabildim

Ve de,

O da anlatabiliyor

Rahatladım, ikna oldum.

 

Sevilmek, sevginin afacan çocuğu mudur acaba? Hep sevilip, hep de sevmeniz temennisiyle..

 

3.7.2012, Bodrum

Yavuz Atıl



1990 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı