Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Arkadaşım eşek..
15/08/2012

Arkadaşım eşek..

Bu bunaltıcı yaz sıcaklarında, büyük kentlerde yaşayanlara Tanrı’dan sabır diliyorum. Bir taraftan, ulaşım araçlarının meydana getirdiği hava kirliliği, diğer taraftan klimalardan çıkan gazlar, büyük şehirleri yaz aylarında adeta yaşanamaz, terkedilecek duruma getiriyor.

Fırsatı, olanağı olanlar kendilerini deniz kenarlarına atıp serinlemenin yolunu buluyorlar, fakat, gidemeyenler bu kahrı en azından Eylül ayı sonuna kadar çekmek zorunda kalacaklar maalesef.

Aslında, havaların sıcaklığına ek olarak motorlu taşıtların verdiği zarar bizleri etkiliyor.

İzmir’in, Bornova’nın yazları hep sıcak olur, bu bilinen doğal bir gerçek. Anımsadığım kadarıyla küçük yaşlarımda böyle sıcaklar olmazdı. Nedenini de, sanayileşmeye bağlıyorum. Fakat bu dünyanın bir gerçeği. Kısır döngü içinde bocalamaya gerek yok.

Altı-yedi yaşlarındayken, Eğridere, Çamiçi, Laka, Kayadibi, Karaçam gibi çevre köylerden eşeklerin sırtında köylüler gelir, süt, yumurta, sebze, meyve gibi ürünlerini sokak aralarında satarlardı.

Bu köylü amcalar biz çocukları eşeklerin semerlerine oturtur sokak sonuna kadar götürürlerdi. Bir de Rahmetli Sefer amca vardı. Bornova çayından eşekleriyle kum çekerdi. Eşekler çaya dönerken bizleri de semerlerine oturturdu. Bizim Kızılay Mahallesindeki evin yapılmasında da, Rahmetlinin eşeklerinin çok katkısı olmuştur.

Kısacası, günümüzde, onbinlerce aracın havayı kirletip ısıttığı Bornovamızın tozlu yollarında, eşeklerin, atların, develerin  ulaşım ve nakliye için  kullanıldığı günleri anımsadım, duygulandım. Bizler Bornovamızın en temiz oksijenli havasını, has Bornova suyunu içen sayıları gittikçe azalan bir nesiliz.

Eski günleri yadederken, bizim Rahmetli Sefer Amcanın, sabırlı eşeklerinden bahsetmek istiyorum. Onları hiç unutmadım, acıklı anırmaları, kocaman gözleri, hep gülen ağız yapıları, uzun kulakları, zerafetleri beni çok etkilerdi. Üstüne binip, deh, deh deyince, sabırla yürümelerinden pek te keyif alırdım.

Rahmetli Barış Manço’nun « Arkadaşım Eşek » şarkısındaki eşeklerdi benim arkadaşlarım.

Yıllar geçti aradan, çoluğa, çocuğa, karışıp geçim dünyasında mücadele etmeye başladık.  Fransa’da bulunduğum yıllarda çocuklarımı hayvan çiftliklerine götürüp, onlarla temas etmelerini sağlardım. Bu çiftliklerde, at, eşek, keçi, tavşan gibi hayvanlarla bire bir temasta bulunan çocuklar keyifli bir gün geçirirlerdi.

Bizim çocukluğumuzda, taşımacılık gibi ağır işlerde kullanılan eşekler, modern çiftliklerde çocukların sevgi kaynağı olmuştu. Bu duruma çok sevinmiştim.

Çiftlik sahipleriyle yaptığım sohbetlerde, eşşeklerin sadece çocuklara yönelik olmadığını, bu koca gözlü hayvanların sütünden de yararlanıldığını ilk kez hayretle öğrenmiştim.

İlgimi çeken bu konuda yaptığım araştırmaları faydalı olur düşüncesiyle  sevgili okuyucularımla paylaşmak istedim :

Anayurdu Afrika olan eşekler yaklaşık 30 yıl yaşıyorlar. 12-13 aylık hamilelik dönemleri var. Sıpa dediğimiz yavrusunun sevimliliğine doyum olmuyor. (Benim de bir dişi eşeğim ve sıpam var.)

Bir de, neden develerin önünde bir eşeğin olduğu ve develeri eşeğin çektiği konusunda bir rivayet vardır : Bu hayvanlar devamlı temiz yere basarlar ve yüzmesini bilmediklerinden dibini görmedikleri suya girmezler. Bu da, değerli yük taşıyan develerin uzun seyahatlarinde bir nevi mal güvenliği için önlemdir.

Ancak, bütün bunlardan daha önemlisi, eşek sütünün insan sağlığına olan katkısıdır. 2006 yılında Fransa’da yapılan araştırmalara göre bu güzel hayvanın sütünün protein bakımından en zengin süt olduğu kanıtlanmıştır.

Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın, insanlık tarihinde  gelmiş geçmiş en güzel kraliçe olma özelliği, dünyaya ün salmış güzelliği, düzenli olarak eşek sütüyle yaptığı banyo sayesinde olduğu günümüzde kabul görmektedir.

Fransız Kralı 1. François’nın İstanbul’daki (Constantinople) bir doktorun tavsiyesi üzerine, o yıllarda üzerinden atamadığı ağır savaş yorgunluğunu, uyguladığı eşek sütü kürü sayesinde mucizevi bir şekilde attığı, XIX. yüzyılda sokaklarda eşek sütü satıldığı, bu sütü sadece zengin kesimin satınaldığı Fransız tarihi kaynaklarında yeralmaktadır.

Eşek sütü sağımı elle yapılmakta olup, günde 5-6 kez tekrarlanmaktadır. Elde edilen süt toplam iki litre civarındadır. Sağım yapılırken eşeğin sıpası mutlaka yanında olmalıdır. Zira, eşek yavrusunu görünce süt salgılamaya başlıyor.  Bu zahmetli süt üretimine rağmen, yine de bu işle ilgilenen amatör çiftçilerin olduğu bilinmektedir.

Gelelim bu sütün faydalarına: Astım, bronşit hastalıklarına birebirdir. İçerisinde bulunan yüksek kaliteli omega 3 sayesinde kalbi korur. Yüksek kalsiyum sayesinde kemik gelişimini arttırıyor ve kemik erimesini engelliyor. Yağ yakımını hızlandırıyor ve vücudu formda tutuyor. Eşek sütü anne sütüne en yakın süt olarak biliniyor. Süt tozu veya inek sütüne karşı allerjisi olan küçük yaştaki çocuklara ve bebeklere içirilebiliyor. İçeriğindeki mineraller sayesinde vücuda direnç veriyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser hastalıklarına karşı direnç sağlıyor, kolon kanserinin tedavi sürecinde tedaviyi hızlandırıcı etkisi olduğu biliniyor. Cilt hastalıklarına çare oluyor, sedef hastalığına iyi geliyor. Siroz'a iyi geliyor, balgam söktürüyor, ateş düşürüyor, kısacası, her derde devadır eşek sütü. 

Avrupa’da litresi 60 Avro’ya kadar alıcısı bulunan eşek sütünün ülkemizde bir bardağı 20 TL. İçimini kolaylaştıran şekerli tadı var. Sağıldıktan sonra en geç 72 saat içinde tüketilmelidir diyor uzmanlar.

Dahası var, Fransa’da ve Avrupa’nın bazı ülkelerinde eşek sütünün kozmetik sanayiinde kayda değer bir yeri vardır.  Kleopatra’nın eşek sütüyle banyo yaptığını belirtmiştim yazımın başında. İşte bu yoldan hareketle, içeriğinde eşek sütü bulunan sabun, krem, şampuanlar günümüzde doğal yollardan yaşamı seçmek isteyenlerin kapış kapış tükettikleri ürünler arasında yer alıyor. Fransa’da birçok eşek çiftliğinde sabun, duş jelleri, gece kremleri, makyaj temizleyicileri, şampuanlar, vücut kremleri gibi yetmiş civarında ürün üst düzeyde alıcı buluyor.

Ülkemizde de 2009 yılında başlatılan bir projeyle Kırklareli’nde  ilk eşek çiftliği kurulmuş olup yakın bir zaman içinde  ürünlerini alışveriş merkezlerinden, belki de eczanelerden satın alacağız. Bodrum’da da amatör ruhla çalışan bir üretici az miktarda da olsa talep edenlere eşek sütü satıyor. Belirttiğim gibi ben de bu işin amatörce içindeyim, ancak, benim bir eşeğim ve günde bir litre sütüm var.

Ülkemizde eşeğe yönelik damızlık ve süt üretimi ile ilgili bir mevzuat bulunmadığından, eşek sütü ve ürünleri ile ilgili bir düzenleme de yok. Kırklareli’ndeki girişimci Doç. Dr. Ufuk Usta Bu konuda İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü aracılığı ile Bakanlıkla temasa geçerek, il müdürlüğünün girişimi ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talimatı ile en azından eşek çiftliğinin tescilini sağlamış

Asırlarca hor görülen, yakıştırılan deyimlerle aşağılanan, inatçı, hiç bir işe yaramaz gibi gösterilen arkadaşım eşek, sütünün faydaları bilindikten sonra el üstünde tutulmaya başlanmış, itibarı geri verilmiştir.

Buradan, insanoğlunun, kendi çıkarları sözkonusu olduğunda olaylara, olgulara karşı derhal  değişim gösterme yetisinde olduklarının sonucuna varabilir miyiz acaba?

 

15.8.2012, Bodrum

Yavuz Atıl



1956 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı