Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Armut piş ağzıma düş...
01/09/2012

Armut piş ağzıma düş...

« Şansını, kaderini, kısmetini beş kuruşa dene. » Bu sözcük dizilimi biz yaştakilere pek te yabancı gelmiyordur sanırım.  Şans oyunlarının fazlaca olmadığı dönemlere rastlar bizim küçüklüğümüz. Anımsadığım kadarıyla, Milli Piyango vardı sadece. 

Bornovamızın Kızılay Mahallesinin üst kesiminde yeralan  önceleri Sema Sokak, sonradan 469 Sokak yeni yapılanmaya başlamıştı. Rahmetli babam Bornova polis karakolunda görevliydi o yıllarda.  Belediyenin imara açtığı 75’er metre karelik arsalara yapılan tek tük evlerden biri de bizim evdi. Sene 1957, yol,su, elektrik yok tabii ki.

 

Benim çocukluğum o sokakta geçti. Yaz aylarında, arkadaşlarımızla oynadığımız, çelik çomak, birdirbir, yakar top gibi oyunların yanında, harçlığımızı çıkarmak için ağbimle birlikte bir de kader-kısmet ticaretine girişmiştik. 

Sekiz-dokuz yaşlarında idik.  Bir elimizde içinde bükülmüş kağıtlara yazılı numaraların bulunduğu kesekağıdı, diğer elimizde, bisküvi, balon, gofret, saç tokası, çengelli iğne, kalem, defter gibi eşyanın olduğu bir kutu, arka cebimizde de bir liste.

Beş kuruş karşılığında,  elimizdeki kese kağıdının içindeki bükülmüş küçük kağıtları çeken biz yaştaki çocuklar,  heyecanla açtıkları kağıtlarda yazılı numaraları okurlar, biz de, arka cebimizden çıkardığımız listeden o sayının karşılığı olan hediyeyi bulur, çocuğa verirdik. Doğal olarak oyuncuların kazandığı birçok  hediye beş kuruştan fazla etmezdi. 

Sokak sokak dolaşır, « Şansını, kaderini, kısmetini beş kuruşa dene. » diye bağırarak günümüzü geçirirdik. Bir oyundu aslında bu. Eğlenmek, vakit geçirmek için hiçbir kötü niyeti olmayan basit bir oyun. Ancak, ileride kötülüğe dönüşme olasılığı olan olguların iyi niyet taşlarıyla örülmüş yollardan geçtiğini kavramamız olanaksızdı o yaşlarda. 

Günümüzde, şans oyunları dünyayı öylesine sarmıştır ki, getirdiği kazançların astronomik rakamlara ulaşması, sistemin içinde olanların iştahını kabartmıştır. Buna bağlı olarak,  bu oyunlar listesine her gün yenileri eklenmektedir. 

Bunlardan, Milli Piyango, Spor Toto, Skor Toto, İddia, At Yarışları, Şans Topu, On Numara, Sayısal Loto, Süper Loto, Kazı Kazan hemen aklıma gelenler. Bir de televizyon kanallarında gece yarılarında paralı, sözde şans oyunları vardır. İnternet bu oyunlarla dolup taşmaktadır. 

Peki, insanları kendine çeken bu  şans oyunlarının esas amacı, oyunculara bir yatırıp beş kazanma olanağını mı vermektir? Yoksa, Biz insanların kısa yoldan zengin olma heveslerinin verdiği hırstan yararlanıp inanılmaz boyutlarda para kazanmak mıdır?

« Armut piş, ağzıma düş » düşünce biçimiyle, aklımızı kullanarak, kendi şansımızı yaratmak yerine, « Ya tutarsa » deyip, varımızı yoğumuzu, ailemizin rızkını bu tip oyunlara yatırmak, her şeyimizi yitirdikten sonra da, « Kader böyle imiş » diyerek avunmanın ne kadar haklı yanı vardır buna siz karar verin. 

İnsan, kendi şansını kendisi yaratmalıdır. Fiziksel ve biyolojik yapısı buna imkan tanımaktadır. Ben doğuştan şanssızım, benim bahtım kara yazılmış, elimi neye attıysam yüzüme gözüme bulaştırdım, talihin elinde oyuncak oldum, buymuş benim karayazım, dizeleriyle oyalanmak yerine, en azından, aklımızı bedenimizi, olanaklarımızı zorlayarak kendi talihimizi yapılandırmamızın mümkün olacağına inananlar tarafındayım. 

Şans, talih, baht, kısmet etrafımızda dolaşan görünmez meleklerdir. Onları görünür, elle tutulur hale getirmek bizim elimizdedir. Bu aşamaya gelindiğinde, şansımızı  oyunlarla zorlamamızın hiç bir anlam taşımadığını hayretle göreceğiz. 

Şanslı insanlar olarak tanımladığımız kesim  olumlu olayların içinde kulaç atarken, şanssız gruptakiler ise, ıssız çöllerde yaşama savaşı vermektedir. 

Bu durum küçük toplumlar değil de, ülkeler arasında ele alındığında, şanslı ve şanssız toplumlar ortaya çıkmaktadır. Burada esas dikkat çeken nokta neden şanslı toplumlar vardır. Çalışkan, eğitimli, dürüst, dikkatli, toplumların daha şanslı oldukları gerçeği bu soruya en güzel yanıttır. 

Hertfordshire Üniversitesi Psikoloji Profesörü Richard Wiseman, neden bazı insanlar inanılmaz derecede şanslıyken diğerleri hak ettikleri olanaklara  asla sahip olamaz sorusunu, aşağıdaki yapmış olduğu deneyin sonuçlarına göre  yanıtlamıştır : 

« Hem şanslı, hem de şanssız insanlara bir gazete verdim ve onlardan gazeteyi iyice inceleyip içinde ne kadar fotoğraf olduğunu bana söylemelerini istedim. Gazetenin ortalarında bir yere, üzerinde şu not yazılı olan büyük bir mesaj yerleştirdim: "Deney görevlisine bunu gördüğünüzü söyleyin; 250 dolar kazanın." Bu mesaj, sayfanın yarısını kaplıyordu ve yüksekliği 5 cm'in üzerinde olan bir fontla yazılmıştı. Herkesin yüzünü sabit bakışlarla süzüyordum. Şanssız insanlar, bunu fark edemezlerken, şanslı insanlar hemen fark ettiler. »

Wiseman, şans konusundaki araştırma sonuçlarını « Şans Faktörü » adlı kitabında topladı. Araştırma sonuçlarına göre,  herkes kendi şansını kendisi yaratıyor. Esasen bilime hizmet etmesi beklenen kitap, kısa sürede insanların dikkatini çekti ve çoksatanlar  listesinde haftalarca yerini korudu. 

Şans, geldiğinde beraberinde bazı felaketleri de getirdiği bilinen bir gerçektir. Lotodan, milli piyangodan büyük ikramiye kazananların hepsinin olmasa bile bir çoğunun sonlarının hüsranla bittiğini defalarca değişik kaynaklardan okumuşuzdur. Piyangodan büyük ikramiye çıkması şans ile açıklanabilir. Fakat, buna kendini hazırlamamış olanlar, kullanmasını bilemezler ise şans, şanssızlığa dönebilir. 

Şans, bulunduğumuz yaşam standartlarına şükretmek, öyle devam etmesini sağlamayı temin etmek için çaba sarfetmektir. Şans, sağlıklı bir bedene sahip olmak, aklımızı doğru kullanmaktır. Sayısı bilinmeyecek kadar çoğalan şans oyunlarıyla da zaman zaman oyalanmak « Şansımızı denemek! »  bize bir şey kaybettirmez, ama, şansımızı denemenin yolunun sadece bu oyunlar olmadığı gerçeğini kabul etmemiz gerekir.

Erasmus, Talih, cesaretli ve atılganlara güleryüz gösterir der. D. Carneige, Talihsizliklerin  suçu  kendimizdedir; ancak   bunu  yaşlandıktan sonra anlarız, diyerek gerçekleri haykırır.  Sophokles ise, Talih, çalışmak istemeyenlere yardım etmez. Deyişiyle şansın içimizde olduğunu vurgular.

Bütün bunlara karşın, şans oyunlarında kazanmak, olasılıkları çoğaltmayla ilgilidir. Sık sık bu oyunları oynayıp, şans oyunlarından para kazanan insanların, daha az oynayanlara göre kazanma ihtimallerinin yüksek oluşu gayet doğaldır.

Küçük yaşlarda yaz tatillerinde, « Şansını, kaderini, kısmetini beş kuruşa dene »  diye bağırarak, Bornova sokaklarını aşındırırken, belki de kendi şansımızı kendimizin yaratması  konusunda ilk adımımızı atıyorduk.

Bodrum, 02.02.2012

Yavuz Atıl



1734 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı