Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Sevmemenin başarısı..
15/09/2012

Sevmemenin başarısı.. 

Milyonlarcası bir hedefe doğru gidiyordu. Tek amaçları o hedefe ulaşmaktı. Bu kadar kalabalık olmalarına karşın, itişme kakışma sözkonusu değildi. Sadece hızla ilerleyip o noktaya varmaktı önemli olan. 

Uzun yolculuklarında, yolda ölenler oldu, arkalarına bile bakmadılar. Hep ileri, daima ileri. Varacakları noktada sadece birine yer vardı. İşte bu yüzden olanca hızlarıyla var güçleriyle ilerliyorlardı.

Sonunda o noktaya geldiler. En güçlüsü kapıdan içeri girdi. Ardından da kapılar kapandı. Diğerleri etrafında biraz dolandıktan sonra içeriye girme çabalarının boşa gideceğini anlayarak oracıkta yığılıp kaldılar. 

İçlerinden sadece birisi başarmıştı. Dokuz aylık yoğun bir çalışmanın ilk saniyeleriydi, ardından başka bir dünyada daha zorlu bir yarış ve başarı savaşı onu bekliyordu. Ama, o bundan habersizdi.

Yaşantısının ilk adımında başarılı olmuştu. Önündeki, yarışlarla, mücadelelerle dolu bir yaşama hazırlanmak için dokuz ay boyunca kendini yetiştirdi 

Artık, dünyaya adım atma zamanı gelmişti. Başarılı bir operasyondan sonra, annesinin kucağına bırakıldı. Ağlıyordu. Vereceği zorlu mücadeleye mi, yoksa, başarıdan elde edeceği gurura mı? Kimse bilemedi. Bazıları ilk nefesi için gerekli dediler. Hepsi o kadar. 

Önce yürümeyi başardı, ardından konuşulanları anlayıp yanıt vermeyi öğrendi. Kağıtlara renkli resimler yapıp, düşüncelerini, ufuktaki başarılarının renkli planlarını yaptı.  

Kendine özgü davranışlarıyla, sevildiğinin şımarıklığına kapıldı ve bunu bir silah olarak kullanmaya başladı. Başardı da. Önce, ağlamayla kandırmayı başardı. 

İlkokula gitti. Sınıfta birinci olmayı başardı. Ortaokul, lisede derslerinde başarılı olmak için çalıştı. Spor, müzik ile uğraşıp örnek bir  insan olmayı başardı. 

O, başarılı olmak için programlanmıştı. Başarmak için her yolu denemek mübahtı. En iyi arkadaşını defterden silmek mesele bile değildi onun için. 

Üniversite için sınavlara girdi. Orayı da başardı. Okulunu bitirdi. Askere gitti başarılı bir asker oldu. İş bulma konusunda hiç zorlanmadı. Başarmak için, önce kendini düşüneceksin derdi. Tıpkı, o ilk yolculuğundaki mücadelesi gibi. Öyle yaptı. Önündeki tüm engelleri aşmak için kendinden başka hiç kimseyi dinlemedi. Başarı makinesiydi o. 

İşine başladı, daha yükseğe, zirveye tırmanmak için herkesten fazla çalıştı. Kendisine verilen her talimatı en iyi biçimde yerine getirmek için gece gündüz çalıştı durdu. Sadece kendisi vardı bulunduğu kalabalığın içinde yapayalnızdı, ama, başarılıydı. 

Evlendi. Çevresine mükemmel bir evlilik örneği  vermek için çabaladı durdu. Çocukları oldu. Başarılı bir baba olmak amacıyla her denileni yaptı. 

Fakat, onun için başarı, başarının tanımında yatan soyut anlamından ziyade somut tarife dayanıyordu. 

Bahçesine ektiği ağaçların meyve vermesi bir başarıydı onun için, meyveleri yerken aldığı keyfin ise bir anlamı yoktu. 

Evliliği de, çocuk sahibi olması da aynı düşüncenin ürünüydü.  Çocuğunu uyuturken her gece masal anlatması bir başarıydı, ama, sevgiyle alnına bir öpücük kondurması onu hiç ilgilendirmiyordu. Çocuk sahibi olması da aynıydı. Bir gecede karar aldı. Çocuk yapalım dedi. Hepsi o kadar. 

En yakın dostu başarı ile ömrünü geçirdi. Emekli oldu, başarılarının somutlaşmış çerçevelerini salondaki şampanya renkli duvarına astı. Resim albümü bomboştu.

Kendi aklınca yeniden yapılandırdığı  evindeki çalışma odasında nasıl başarılı olunur diye bir kitap yazmaya başladı. Başarıyla kitabını bitirdi. Yayınladı. 

Artık gitme zamanı gelmişti. Ana rahmindeki yolculuğunu anımsadı, arkasına bakmadan hızla ilerlediği, ulaşılmak istenilen noktaya varmak için var gücüyle koşturduğu o anları hatırladı. İşte, o günden  bu güne başarmak için hep çalıştı durdu. 

Eşi vefat etmişti. Çocukları başka kente taşınmıştı. Kendisi, başarının verdiği sarhoşlukla kendini kaybetmişti.

Bir sabah, cansız bedenini buldular kimselerin gelmediği evinde. Bir kaç gün önce öldüğünü söylemişti doktorlar. Çocuklarına haber saldılar. Sadece biri gelebildi. 

Cenaze namazı için konulduğu musalla taşındaki tabutuna bir kaç kişi Fatiha okudu. Mezarlığa oğlu götürdü. Bir imam, oğlu ve şoför.  Kürekle nemli toprağı hızlı hızlı mezara attılar. Her atılan toprak, başarılarından biriydi sanki.

Alnı terlemiş oğlu, küreğiyle toprağı mezara boşaltırken: Bu beni öpmediğin için, bu, kardeşimi sevmediğin için, bu annemi ihmal ettiğin için,   bu evimize bir gün olsun misafir gelmediği için, bu, amca, hala, büyük baba, büyük anne diyemediğim için.. 

Başarılı adamın mezarı dolmuştu, atılacak toprak kalmamıştı. Oğlu, hâlâ bu, bu da, bu da.. diyerek elindeki boş küreği mezara vuruyordu. 

Başarı peşinde koşarken, anne, baba, çocuk, kardeş, akraba, arkadaş, dost, sevgili, doğa, sanatı sevmeyi başaramamış mezardaki adamın elde ettiği başarı diplomaları bir kutuya yerleştirildi. 

Nemli bir çatı arasında parazitlerin kemireceği bu değersiz kağıt parçaları eriyip giderken, sevgisiz bir yaşam sürmeyi başarabilen insanımızın üstüne serpilen kahır topraklarının üstünde ise hiçbir zaman ot bitmedi. 

15.09.2012, Bodrum

Yavuz Atıl



3336 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı