Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Her Dalkavuk Bir Alığın Sırtından Geçinir..
02/10/2012

Her Dalkavuk Bir Alığın Sırtından Geçinir.. 

Kemeraltı’ndaki Kızlarağası Hanı’nı hepimiz biliriz. Kızlarağası Hacı Beşir Ağa’nın  1744 yılında yaptırdığı tarihi hanın doğu kapısından çıkınca, irili ufaklı çay-kahvehanelerin bulunduğu,  üzerleri halı kaplı sedirler, saman doldurulmuş   kilim motifli yastıklar,  nakışlı kumaşla örtülü masalar, tabureler şaşırtıcı bir manzarayla önünüze çıkar. 

Kemeraltına her gittiğimde, halı ve kilim motifleri manzarası, bana yalçın dağların eteklerindeki  rengarenk çiçeklerle bezenmiş kır alanlarındaki huzuru verir. Bol köpüklü kahvemi içerken kulağıma ilişen hicaz makamında keman nağmeleri beni bu alemden alıp başka alemlere bırakıverir.

Geçtiğimiz günlerde  bu  sihirli ortamda keyifle kahvemi yudumlarken, sokağın müdavimi olan keman ustasının çaldığı nağmeler şehir gürültüsünden bıkmış kulaklarıma adeta masaj yapıyordu. Bu güzel müziği biraz daha yakından dinlemek için keman ustasının yanındaki masaya oturup hayranlıkla izlemeye başladım. 

Yoldan gelip geçenler, kemancının ayak ucundaki mendile ceplerindeki bozuk paraları bıraktıkça, kemancı başıyla bir hareket yaparak memnuniyetini dile getiriyordu. 

Çalmaya ara verdiğinde yanına yaklaşıp :  « Ne kadar duygulu çalıyorsun kardeşim. Ellerin kemanın telleri üzerinde dolaştıkça ortaya çıkan bu sihirli ezgiler beni mest etti. Sana sonsuz teşekkür ve sevgilerimi sunmak istiyorum. » deyince, kemancı : « Nihayet, beni takdir eden biri çıktı beyabi. Hani şuraya atılan beş on kuruş hayatımı sürdürmeme yardımcı oluyor olmasına ama, bu ruhun dinlendirici nağmeleri yaratması için takdire de ihtiyacı var, esas benim istediğim de bu beyabi. » 

Kemancının doyumsuz nağmeleri ruhumu tertemiz yapmıştı ama, toplum içindeki davranış biçimlerimize önemli ölçüde yön verecek olan bu bilgece  sözlerinden de   bir hayli etkilenmiştim. 

Takdir etmek, beğenmenin, hoşa gitmenin, sevmenin üstünde bir duygu. Hissederiz ancak, genelde ifade etmeyiz. Oysa, bir hareketimizden dolayı takdir edildiğimizde nasıl da keyiflenir, mutlu oluruz. Takdir edilmek soyut bir ödüldür. Takdir etmek de güzel sözcüklerden dizili bir kolye. 

Bir davranışı, meydana getirilen bir eseri, ortaya atılan düşünceyi, bir başarıyı, icraatı takdir etmek için yüksek düzeyde bilgiye, genel kültüre, eğitime gerek var mıdır? Bir müzisyenin çalgısından çıkan seslerin ruhumuzu okşaması sonucunda beğenimizi takdirle ifade etmek için müzisyen olmamız gerekmez ki. Ünlü bir ressamın tablosuna bakarken aldığımız hazzı takdir dolu sözcüklerle sanatçıya iletmemiz, beğeni duygularımızın bir ödülüdür. 

 « Kendisini sevmem ama, başarılarını takdir ediyorum. » demek sanki bir insanı yaralayıp sonra tedavi etmek gibi bir şeydir. Öyle ya, başarıdan başarıya koşan, topluma faydalı işler yapan bir kişinin, sanatçının, edebiyatçının, sporcunun başarısını takdir edeceksiniz fakat kendisini sevmeyeceksiniz. Bu da biz insanların garip davranışlarından biri olsa gerek.  Yine de, sevmesek bile takdir etme yüceliğimizi sergilemek dürüst bir davranıştır diye düşünüyorum. 

Aferin, takdirin kısa yoludur. Çocuklarımızın, yakınlarımızın örnek davranışlarını kuru bir aferinle geçiştirmek yerine,  başarılarını övgü dolu sözcüklerle takdir etiğimizde onların ileride mucizeler yaratmasına fırsat verebiliriz. 

Uzmanlar, küçük yaşlarda takdirle büyüyen çocukların ileriki yaşantılarında daha başarılı olduklarını ortaya koymuştur. Devamlı, olumsuz bir biçimde eleştirilen, önemsiz de olsa küçük başarılarının gözardı edildiği çocukların kendilerine olan özgüvenlerini yitirdiği dile getirilmektedir.  Bu, yetişkinler için de geçerlidir. Takdir, insan eğitiminde ele alınması gereken en önemli davranış biçimlerinden biridir. 

Bir annenin evladını, bir kocanın karısını, öğretmenin öğrencisini, yönetilenin yöneticisini, bir ülkenin diğer bir ülkeyi ya da bunların değiştirilmiş şekline yapılacak  temiz, samimi takdirler, barışçıl bir dünyada yaşamamızın temel kaynağı olamaz mı? 

Takdir etmenin diğer bir yüce yanı ise, iç dünyamızla yüzleşmektir. Biz insanları yerin dibine batıran, kabuğumuzdan çıkmamıza engel olan, özgüvenimizi yitirmemize neden olan aşağılık duygularımızı bastırmaktır takdir etmek. 

Takdir etmek duygusuyla savaşıp dururuz. Bazen gurur meselesi yapıp içimizdeki övgü dolu sözcükleri söylemeyiz. Beğenmenin ötesinde olan, bizi mutlu eden başarıları bir türlü takdir edemeyiz. Sanki takdir edersek aşağılanacakmışız hissine kapılırız. Oysa, takdir, edileni de edeni de yüceltir. 

Kimi zaman, bu benim konum değil, ben anlamam, beni aşar gibi cümlelerin arkasına sığınırız. Oysa, kırlarda yalnız gezinirken, güzelim papatyaları, rengarenk kanatlı kelebekleri, mor menekşeleri hayranlıkla izler, doğanın bu marifetlerini takdir edecek söz bulamayız. Doğa bizi dinler ama yanıt vermez. Zaten, verilecek yanıttan korkarız. Ancak, takdire verilecek yanıtın daima, sevinç, güleryüz ve memnuniyet olacağını bir türlü kabullenmek istemeyiz. 

Nefsimiz her zaman, takdir edilmeyi hoşnutlukla karşılamıştır. Gerçek olsun olmasın şahsımıza yapılan takdirler karşısında gururumuzun ne kadar okşandığını, nasıl keyif aldığımızı izah etmeye gerek yoktur. Olgun nefisler, takdir karşısında alçak gönüllüyken, bu aşamaya gelmemiş olanlar ise şımarıp kendilerini göğe çıkarırlar. Bu da sahte takdirin doğmasına neden olur. 

Takdiri silah olarak da kullanmanın yolunu bulmuşuz maalesef. Bu silah, kendi çıkarlarımız doğrultusunda karşı taraftan bir şeyler elde etmek için dile getirilen gerçek dışı, yalan takdirlerdir. Günlük yaşantımızda, her vesileyle karşılaştığımız, duyduğumuz bu tür takdirlerin arkasında yatan sinsi planların verdiği harabiyetin, tarih sahnesinde defalarca sergilendiği bir gerçektir. 

La Fontaine’in ünlü Karga ile Tilki masalından alınacak ders olan « Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir. » ‘deki çıkar amaçlı takdir karşısında da uyanık olmamız gerektiğine inanıyorum. 

Yazmak bizden, takdir sizden. Selam ve saygılarımla.. 

Yavuz Atıl

1.10.2012, Bodrum



Paylaş | | Yorum Yaz
4267 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı