Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Mutluluğun gülümsemesi..
13/02/2013

Mutluluğun gülümsemesi..

Hayal meyal anımsıyorum. Rahmetli annemin eli yüzü kanlar içindeydi. Komşular telaşla sağa sola koşuşuyorlardı. Sonra Rahmetli babam geldi, ortalık biraz sakinleşti.

Karabaş anneme saldırmış, bir çok yerini ısırmıştı. Çıldırmış olmalıydı zavallı köpek, annemin dediğine göre. Yıllarca evimizin bekçiliğini yapıyor sevgiyle yaşıyordu bizimle. Üstelik, annemin peşini de bırakmazdı.

Aynı gün babam, annemin tüm yalvarmalarına rağmen karabaşı alıp götürdü. Bir daha da görmedik köpeğimizi. Akıbetini de düşünmek istemiyorum.

İlk kedimizin adı mercandı. Evimizin süsüydü. Bizimle bütünleşmişti. Soğuk bir  kış günü  babam, bir kedi yavrusuyla eve geldiğinde, mercan kedi yanmakta olan sobanın yanındaki yerinden tedirgin gözlerle, adını « Bulduk »  koyduğumuz yavru kediyi izliyordu.

Ertesi gün mercan gitti bir daha da gelmedi.

Geçen zaman içinde, fındık adlı bir köpeğimiz, gelin adlı güvercinimiz, paçalı tavuklarımız oldu. Kısacası evimizde hep bir evcil hayvan besledik.

Evlendik, çoluk çocuğa karıştık. Kedi, tavşan, kaplumbağa, gelincik, akvaryum balıkları, muhabbet kuşları evimizin neşeli misafirleri oldular. Kısa süren yaşamlarında onlarla mutlu anlar  geçirdik, hüzünler yaşadık.

Her ne kadar gelişmiş ülkelerde evcil hayvan sayısı ülkemize oranla daha fazla olsa da, esasen, toplum olarak hayvanlara sevgiyle yaklaşımımızın diğer ülke insanlarına göre daha samimi olduğunu düşünüyorum.

Ancak, hayvanlara sevgiyle yaklaşımın yeterli olmadığını da peşinen kabul etmemiz gerekiyor. Günümüzde yokolmaya yüz tutmuş, burunlarına bağlı demir halkalarındaki iplerle çekilen, sokaklarda şaklabanlık yaptırılan ayıcıkları hafızamızdan henüz silmiş değiliz.

Fransa’da son yapılan sayımlarda 62 milyon evcil hayvan bulunduğunu biliyor muydunuz? Bu sayıyla Fransa, Avrupa’nın en fazla evcil hayvan besleyen ülkesi konumunda.

Her iki aileden birinde evcil hayvan beslenen bu ülkede, ekonomilerinde yıllık dörtbuçuk milyar Avro’luk bir yeri olan evcil hayvanların sadece alımlarına senede bir buçuk milyar Avro harcanıyor. Ayrıca, dolaylı olarak 20 bin kişilik bir istihdam yaratıyor bu sektör.

Geçim standartları, gelişmekte olan ülkelere oranla daha üst düzeyde olan gelişmiş ülkelerde, evcil hayvanların bakımlarının aile bütçelerini pek fazla zorlamadığı doğaldır.

Ülkemizde de son yllarda  « Pet Shop » adı altında evcil hayvan satan işyerleri her geçen gün artış göstermektedir. Bu da, evcil hayvanlara karşı ilginin gittikçe arttığının bir göstergesidir.

Ülkemizde her yüz evden onunda evcil hayvan besleniyor. Yaklaşık 20 bin tonluk kedi ve köpek mamasının tüketildiği pazarda 70 milyon Dolarlık bir harcama sözkonusu.

Hayvan beslemek ile hayvan sevgisinin  aynı şeyler olmadığını düşünüyorum. Evimizdeki akvaryumlarda  rengarenk tropik balıkların, bir balerin edasıyla dans edişlerini keyifle izlerken, soğukta açlıktan sesi kısılmış bir köpeğin, kedinin haykırışlarını duymamazlıktan gelebiliyoruz.

Yollarda, araçlar tarafından ezilmiş başıboş hayvanlarımıza hergün rastlamaktayız. Onları alıp yolun uygun bir tarafına kaldırma, ya da yakındaki bir yere gömme zahmetine kaçımız katlanmıştır ki. 

Bizlere sadace sevgi ve sadakatlerini veren, yeri geldiğinde, güçlerinin yetmeyeceğini bile bile bizler için yaşamlarını tehlikeye atan vefakar dostlarımızı, kentlerde, kasabalarda başıboş dolaşırken görmek, onları horlamak, öldürmek ne derece doğrudur.

Dünya Hayvanları Koruma Günü, 1931 yılından bu yana Ekim ayı başlarında bir haftaya yayılarak kutlanmakta ve değişik etkinlikler tertiplenmektedir.

Yıllardan beri bu etkinliklerde, hayvanlara yapılan işkence, tecavüz, bazı kentlerde oluşturulmuş barınakların yetersizliği, belediyelerin toplu itlafları, yollara, ormanlara tekedilen kedi ve köpekler gündeme geliyor, kalıcı bir çözüme karar verilmeden bir yıl sonraki etkinliğe kadar bu zulüm unutulup gidiyor.

Hayvanlarla ilgili 5199 saylılı ilk yasa, Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında ancak 2004 yılında çıkarılmış. Fakat, hayvanseverleri  sevindiren bu yasanın bir çok yönüyle yeterli olmadığı fikrine varılmıştır. Hayvan severlerin etkin çalışmalarıyla bu yasanın daha işlevsel bir duruma getirilebilmesi için yoğun çalışmaların devam ettiği günümüzde, son on yıldır fevkalade olumlu gelişmeleri de unutmamak gerekir.

Ne var ki, hayvan sevgisi, onları koruma altına almakla ya da yasalarla bir düzenleme yapmakla insanlara hap gibi verilemez. Hayvan sevgisi, gönlümüzün derinliklerinden gelen doğa sevgisiyle olur.

Hayvan sevgisi, küçük yaşlarda başlar. Dünyanın en gelişmiş yasaları dahi, küçük yaşlarda hayvan sevgisi aşılanmış dimağların hayvanlara karşı gösterecekleri merhametten daha etkili olamaz.

Küçük yaşlarda, köpek ısırır, kedi tırmalar, kuş gözünü oyar gibi aldatmacalarla içlerindeki bu güzelim hayvan sevgisi duygusu köreltilen çocuklarımıza, doğdukları günden itibaren hayvan sevgisi aşılamakla, sevginin ilk adımlarını atmış oluruz.

Hayvanlara yapılan zulmü hoşgören toplum bireylerinin, iç dünyalarındaki kötülükleri insanlara da kustukları, tarih sayfalarında bolca yeralmaktadır.

1955 yılında Ankara’da kurulan, bir yıl içerisinde gösterdiği yararlı etkinliklerinin değerlendirilmesi sonucunda Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kamu yararına faaliyet gösteren dernek” statüsünü kazanan Hayvanları Koruma Derneği (Haykod)’nin, ülke çapındaki faydalı çalışmalarını  devamlı izlemekteyiz.

Haykod, ülkemiz insanlarına bir yandan sahipsiz evcil hayvanlarımıza sahip çıkılması konusunda telkinlerde bulunurken, diğer yandan da devlet yetkililerine, bu hayvanları koruma altına alınabilmesi için gerekli yasal çalışmaların desteklenmesinde yardımcı olmaktadır.

Bilimadamlarının yaptığı araştırmalara göre, dünyadan insanoğlunun yokolması halinde, hayvanların yaşamlarını rahatlıkla sürdüreblicekleri somut kanıtlarla ortaya koyulmuştur. Ancak, hayvanların dünyamızı terketmeleri durumunda, insanoğlunun çaresizliğini düşünmek bile istemiyorum.

Sevginin, cinsiyeti, ırkı yoktur. Kozasından çıkmış bir kelebeğe duyacağımız sevgi, gökyüzününün uçan çiçekleri kuşlarımıza hayranlığımız, doğanın süsü yaban hayvanlarımıza karşı saygımız eşit olmalıdır.

Kapımızın önünde masumca bekleyen sokak köpeğine bir lokma yemek, kış aylarında açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan kuşlara bir avuç buğday ile biz de başlasak, içimizdeki mutluluk gülümsemez mi?

12.02.2013, Bodrum

Yavuz Atıl



Paylaş | | Yorum Yaz
3447 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı