Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Dikenin itibarı gül himayesinde..
05/03/2013

Dikenin itibarı gül himayesinde.. 

Biz yaşlardaki çoğu Bornovalı gibi, ben de ortaokul ve liseyi Suphi Koyuncuoğlu’nda  okudum. Mezuniyetimizin üstünden yaklaşık kırk sene geçmesine karşın, çok değerli, unutmadığımız ve hâlâ zaman zaman birlikte olduğumuz öğretmenlerimizle keyifli anlar geçirmeye devam ediyoruz. 

Her birini ayrı ayrı sevdiğim, değer verdiğim, gözümde itibarları asla silinmeyecek öğretmenlerimiz arasında Fransızca öğretmenimiz Ziya Bey’i (Mehmet Ziya Eriş) Bornova’ya geldiğimde mutlaka arar bulur, tadına doyulmaz sohbetleriyle keyifli anlar geçiririz. 

Bu sohbetlerimizin bir seferinde: « Hocam, hatırlar mısınız, siz bize haftada altı saat Fransızca dersi verirdiniz. Ancak, bu dersler asla altı saat olmazdı. Mutlaka bir saatini, ahlâk, sevgi, itibar, dürüstlük, cesaret gibi konulara ayırır, gelecekti yaşantımızda bize yardımcı olacak manevi kavramların önemini anlamamızı sağlardınız. Şimdi düşünüyorum da, keşke Fransızca derslerini daha da az verip, bizleri mücadele dolu yaşama kuvvetle hazırlayacak o değerli konuşmalarınızı daha çok yapsaydınız. Fransızca dilini bir vesileyle öğrenmek her zaman kolaydır. Fakat, bizleri  zorlu çalışmaların, çabaların bekleyeceği bir geleceğe, itibarlı, cesaretlendirici, sevgi dolu olarak donatmanızın çok daha fazla yararlı olacağını düşünmekteyim. » 

Ziya Bey, çok anlamlı bir tebessümle : « Müfredat dışı yaptığım bu sohbetleri ben de daha fazla sürdürmek isterdim. Ama, ben Fransızca öğretmeniydim. Görevim de, sizlere yabancı dil dersi vermekti. Bazı öğrencilerim ders sonrasında yanıma gelir, sohbete devam ederdik. » 

Öğretmenimin bana vermek istediği iletiyi anlamıştım: Eğitimci, derste konusunda eğitmen, ders dışında da, öğrencisine bir yaşam rehberi olmalıydı. 

Ortaokul ve lisede beni okutan Ziya öğretmenimle temasımı hiç kesmedim. O benim için itibarlı bir yaşam danışmanıydı.

Bir sohbetimizde, itibar ve kişilik üzerine konuşuyorduk. « İtibar, çok zor kazınılan fakat, çok da kolay yitirilen bir yapıya sahiptir oğlum. » Demişti. 

Kurumsal itibar konusunda çalışmalar yaparken, gözüme ilişen, Manchester İş Yönetimi Okulu Profesörü Gary Davies’in: “İtibarı ve kültürü inşa etmek yüz yıllar alabilir, ancak; uzun yıllarda oluşturulan itibarın ve kültürün yok olması haftalar içinde ya da birkaç ayda gerçekleşebilir” sözünü anımsadım. 

Davies, burada insanlardan  ziyade, kurumsal itibarı hedef almıştı. Ancak, bunu kişisel itibara da indirgemek tabii ki mümkündür. 

Dilimize Arapçadan girdiği bilinen itibar sözcüğü,  saygı görme, hürmet edilme, güvenilir olma olarak tanımlandığında, bunu, kişiye, eşyaya, bir guruba, topluluğa, bir kuruma, ya da bir ülkeye  atamak olasıdır. Genel olarak, kişiler, nesneler, ya da topluluklar hakkında insanların genelinde var olan kanı, düşünce şekli gibi değişik tanımlar mevcuttur. 

Kurumsal itibar teknik bir konu olup, iş yönetimi konusunda uzmanlar tarafından yeteri kadar incelenip, ilgili okullarda ders olarak okutulmaktadır. 1990’lı yıllarda dikkati çeken bu konu, akademisyenler tarafından mercek altına alınmış, sosyolojik yapı üzerindeki önemli etkileri dolayısıyla, bilimsel araştırma konuları arasına almıştır. 

Ben burada, kişisel itibarı ele alıp, sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Her insan, itibarlı bir yaşam sürmenin peşinden koşar. Gençliğimizi itibara zemin hazırlayarak, orta yaşımızı onu geliştirerek,   yaşlılığımızı ise onu koruyarak geçiririz. En zor olanı da bu sonuncusudur. Yani, İtibarı korumak, itibarlı olmaktan daha zordur. 

İtibar, biz yaşadıkça koruma altına almak zorunda kaldığımız hayli nazik, kırılgan bir yapıdır. Tarihte ve yaşadığımız günlerde, ömrünü yıllarca itibarlı bir yaşama adamış şahsiyetlerin, bir anda itibarsızlaştırıldıklarına defalarca şahit olmuşuzdur.  

İtibarı elinden alınmış bir kişiliğin, toplum içinde nasıl da değer yitirdiği, yıllarca onu korumak için nasıl çabaladığı, fakat, yanlış bir davranışıyla itibarını ayaklar altına aldığı konusunda tarih kitaplarında oldukça not vardır. 

İtibar, kazanılmaz, inşa edilir. O, bir mimarın elinden çıkmış sevimli bir binadır. Sevgilinin, sevdiğine söz verdiği, yeşil pancurlu, kırmızı kiremitli, bahçesinde güller açan, bülbüllerin şakıdığı, meşe kokulu şöminesi başında, sevdiğiyle kırmızı şarabını yudumladığı, onu, yitirme korkusuyla üzerine özenle titrediği, tadına doyum olmaz bir yapıdır itibar. 

İtibar, bu dünyayı terkettiğimizde bırakacağımız en değerli mirastır. Mal, mülk, para, şan, şöhret zamanla unutulur, harcanır gider. Sağlam yapılanmış bir itibar, asırlar sürecek bir iz bırakabildiği gibi, bunu silmek, unutturmak asla mümkün olamaz. 

Sağlam temeller üzerine kurulmuş itibarı, hafızalardan silmeye yeltenmek bunu gerçekleştirmeye çalışanların itibarlarına malolmuştur.

Tarihte iz bırakmış ünlü şahsiyetlerin itibarı asla silinememiştir. Tarihin yüz kızartıcı sahnelerinde itibarsızlaştırılmaya cesaret edilmiş şahsiyetlerin saygınlığı yıllar sonra tekrar kabul görmüştür. Sokrates’in, Galile’nin yaşam öyküleri önemli örneklerdir. 

İtibar, ancak, onu yerli yersiz kullananlar  tarafından yokedilebilir. Her ne vesileyle olursa olsun kazandığı itibarını her fırsatta öne çıkarmayı adet haline getirenler, her seferinde itibarlarını yitirmeye bir adım daha atarlar. Tevazu şemsiyesi altında korunan itibar yaşarken de, bu dünyayı terkettikten sonra da dimdik ayakta kalır. İtibarımızın en güçlü düşmanı kendimizdir. 

Göğsümüze siper ettiğimiz itibar gömleğini, görünmez hale getirmek bizim  elimizdedir. Yeri geldiğinde onu çıkarıp bir kenara koymayı da bilmeliyiz. Ancak, bu müztevazi davranışlarımızı suistimal edenlere, gömleğimizi zaman zaman göstermemizde yarar vardır.

Esasen, itibar içimizdeki devasa bir çınardır.  Bunun ululuğunu, davranışlarımızla belli ederiz. Dış görünüşe dayalı itibar aldatıcı olabilir. Hz. Mevlana’nın : « İnsan dış görünüşüyle adam olsaydı Ebu Cehil itibar kazanırdı.»  sözü insanlığa örnek olmalıdır. Aynı biçimde Nasrettin Hoca’nın « Ye kürküm ye » söylemindeki anlam çok derindir. 

 Bir Japon atasözünde : « Arkasında iyi bir itibar bırakmış kişi asla fakir ölmez. » Denilmektedir. Norveç Atasözünde ise : « Kötü bir yara iyileşebilir, fakat kötü bir itibar öldürür. » Denir. İspanyollar : « Herkes kendi itibar elbisesini kendisi diker » İranlılar : « İtibar bir dev aynasıdır. » Demektedir.

Hz. Mevlana’nın bizleri günlerce düşünceye sevkedecek bir sözüyle noktalıyorum yazımı. « Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde. »

 

03.03.2013, Paris

Yavuz Atıl  



Paylaş | | Yorum Yaz
3374 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı