Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Bornovalog..
23/04/2013

Bornovalog.. 

Bahar geldi. İzmir gibi kıyı şeritlerinde bahar her ne kadar kısa sürse de, kırlarda son papatyalar, laleler, sarı çiçekler kalıncaya, yemyeşil çimenler soluncaya kadar, piknik sepetini kapanlar, şehirden uzak, gittikçe azalan  piknik alanlarında keyifli bir hafta sonu geçirmek için yola koyulurlar. 

Bizim nesilde olanlar anımsarlar; «Manisa Yolu» olarak bilinen, zeytin ağaçlarının altında ipekten halı gibi uzanan yemyeşil çayırlarda, ilkbaharın karı papatyalar sevgililere çiçek yapraklarını feda ederken, boynu bükük sümbüller, al lâlelerle başlara tacedilirken, golf sahalarından kaçarak gelmiş çimenlerin arasında rastladıkları taştoplarını bulan çocuklar sevinçlerinden havalara uçarken, ip atlayanlar, çelik çomak oynayanlar, uçurtmalarında sevgiliye mektup gönderenler keyifle eğlenirken, şarkı söyleyenlerin arasında, bıyığı terlemiş delikanlıların gözlerine kestirdikleri genç kızlara yanık yanık bakarken akşamın nasıl olduğu farkedilmezdi. 

Bakımlı bahçeleri, göz kamaştıran mimarileri, ulu ağaçlarıyla Bornovamızın adeta süsü olan Levanten evleri, tarihi çarşısı, uçsuz bucaksız ovaları, gelin duvağı gibi karlı zirveleriyle bize yüksekten bakan dağları, daracık nostaljik sokakları aklıma geldikçe doğup büyüdüğüm bu şehrin tanınmaz hale gelmesi ister istemez bir burukluk oluşturuyor gönlümde. 

Üzülmek neye yarar. En azından elimizde kalanlarla yetinip, onlara sahip çıkmak,  tanıtmak da özür dilemenin başka ifadesi olabilir. 

Bornova’ya gönül vermekle olur bu işler. O’nu sevmeye, istemeye, anılarıyla yaşatmaya, geleceğine planlar yapmayla olur. 

Gönül vermek, sevginin bir üst kademesidir. Bir şehri, şeklen, kuralları yerine getirerek,  üstün mimari kullanarak,  çok yüksek masraflarla güzelleştirmek, bayındır hale getirmek doğal bir davranıştır. Ancak, bu işleri gönül vererek  yapmıyorsak şehrin ruhunda bir eksiklik vardır. Sevgisiz büyüyen bir çocuk gibi olur o yatırımlar yapılan şehir. 

Bir şehri sevmek, gönül vermek, adeta aşık olmak; her sabah uyandığında sevgilin yanağına kondurduğun sevgi öpücüğünden bir buse de ona vermektir. Vuslat için beklenen özlenen sevgili, kavuşşsan da her zaman özlemdir Bornova diyebilmektir. 

İşte tam bu noktada, sevgili arkadaşımız, kardeşimiz, altın kalpli dostumuz Altan Altın’ı düşündüm. 

Yaşadığı şehre şiir yazmış. Sevgiliye, aşık olunana yazar gibi. O’nu Belkahve’den serin bir rüzgâr olup gelen, kalbe dolan aşkların yeri olarak tanımlamış. Kampüsden, Tarlabaşından, Yenimahalleden, sardunyalı balkonlardan bir sevgi kanadıyla uçurup gitmiş insanları. Sinemada ilan-ı aşkla, Büyükpark’ta göz göze gelen aşıkların mekanı yapmış. Kuğuların dans ettiği Levanten evlerindeki inceliği sergilemiş. Mahfeli, İstasyonu, Küçük Parkı sanal olarak gezdirirken, esintili imbat kokulu akşamlarında sevgiden kalbinin titrediğini dile getirmiş. Şahintepe, Eğridere, Çiçekli, Homeros yeşilliklerinde ruhunu dinlendirirken, sevgilisi, gönül verdiği Bornova’ya nadir çiçeklerden hazırlanmış mis kokan bir buket armağan etmiş. 

Bu kadarla kalır mı hiç. İnsan bir kere gönül vermeye görsün yaşadığı şehrine. 

Bir sosyal paylaşım sitesinde “Fotoğraflarla Eski Bornova” adı altında etkinlik oluşturarak Bornovayla ilgili binlerce karenin insanlara tanıtımını ve paylaşımını sağlamış. Gönül vermenin tanımı budur işte. Sadece sevmek değil, sevgiyi göstermek, birşeyler yapmayı planlamak ve uygulamaktır gönül vermek. 

Bu çalışmasıya Bornova tarihine önemli bir ışık tutmuş Altan Altın. Araştırmacılara bulunmaz bir hazine sunmuş. Binlerce fotoğraf, manevi değeri ölçülemeyecek kadar önemli bir çalışma. 

Gelişmiş ülkelerde bu tip çalışmalar mahalli makamlarca gözardı edilmez, çalışmayı yapan manevi bir armağanla mutlaka ödüllendirilir. 

Gönül vermenin bir başka tanımı da, birşey beklememektir. Adı üstünde; gönlünden geliyor. 

İnsan bir kere gönülden sevdimi ömrü boyunca bu sevda sürer. Sevgiliyle ilgilenmemek, onu ihmal etmek ihanettir. Her gün adımladığı sokaklara şevkat buselerini kondururken, “bugün ne yapmalıyım sevdalım için” diye kafa yormaktır gönülden sevmek.

Bir belgeselde sunucu  olarak görüyoruz bu kez Altan’ı. Sıradan bir belgesel değil bu. Sevdalısı olduğu kenti anlatıyor. Bir dostunu, arkadaşını anlatır gibi. Sanki bu kent onunmuş gibi öylesine sahiplenmiş ki, adım adım gezdiriyor Bornova’yı. Bin yıl yaşamış sanki bu kentte. Ben ona Bornovalog diye seslenmiştim bir kez. 

Yediden yetmişe, her Bornovalının yaşadığı şehri tanıması, sevmesi açısından özenle hazırlanmış  dört bölümlük belgeselde, kulaktan dolma bilgiler çöpe atılıyor, görsel ve bilimsel olarak Bornova tarihi, dünü, bugünü yalın bir dille anlatılıyor. 

Bu yapımda da, gönül verme başrolde. Altan Altın, bürokrat değil, seçilmiş değil, birileri Bornova’yı tanıt diye de baskı yapmamış kendisine. Tamamen içinden geliyor. Zaten bir işi yaparken o işe gönül verilmez ise bir yanı eksik kalır. Ruhsuz olur, boştur o iş. Görev yerine getirilmiştir ama, bir tuhaflık vardır, izleyici hoşnut kalmaz. 

Oysa, Bornova belgeselinde, izleyenler de farketmiştir; bir sevgi vardır, anlatımlarda sadelik, samimiyet, dostluk hemen hissedilmektedir. Gönül vermek, samimiyettir, sadeliktir. Sevinçlidir izleyici, kentinin geçmişini öğrenmekle. Ulusal bayramlarda, resmi geçitteki evladını izliyor hissiyle bakar bu belgesele. 

Kentine gönül verir de, o kentin ilk ortaokulu, ilk lisesinden mezun olmanın sorumluluğu altında okuluna sahip çıkmaz mı insan? 

Altan Altın bu defa Suhi Koyuncuoğlu Lisesi mezunlarını birleştirmek amacıyla kendi çabalarıyla bir web sitesi kurar. Otuz, kırk yıllık arkadaşlıkların tekrar canlanmasını sağlar. Gazoz Gevrek günleri tertipleyerek, birbirlerini yıllarca görmemiş sınıf arkadaşlarının bu etkinliklerde kucaklaşmalarını gözyaşlarıyla izler. Mezun olduğu okuluna bestelenmek üzere bir şiir yazar. Şiiri bestelenir. Okulunun resmi marşı olur. 

Sosyal paylaşım sitelerinin olanaklarını kullanarak mümkün olduğunca eski mezunları bir çatı altında toplamak üzere çalışmalar yapar. Arkadaşlarının desteğiyle  Bornova Suphi Koyuncuoğlu Okulları Mezunları Derneği BOSKOMDER’i kurar. Bu derneğin başkanı olur. 

Hani bir gün gönül vermek ne anlama geliyor diye bir soruyla karşılaşırsanız, Altan’ı örnek verirsiniz. 

Biz de sana gönül veriyoruz sevgili Altan. Verimli çalışmalarının arkasındayız.

 

16 Nisan 2013, Bodrum

Yavuz Atıl



Paylaş | | Yorum Yaz
3278 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı