Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Kabak çiçeği dolması..
17/05/2013
Kabak çiçeği dolması..
Kışlar olurdu çocukluğumuzda, kar yağsın diye yatarken dua ettiğimiz. Kabuklarını kömür sobamızın üstüne koyduğumuz mandalin, portakal kokusu sarardı küçük evimizi. Annemin özenle çizip  bir bir sıraladığı kestanelerin soba üstündeki zıplayışlarını, süslü operalarda incecik bacaklarıyla raks eden balerinlerin hareketlerine benzetirdim. Pişerken çıkardığı seslerini de sevgiliye yakaran yakışıklı tenora. Kabuğunu koparmadan soymaya özen gösterirdik yeni elmanın, dileklerimiz tutsun diye.
İlkbaharlar olurdu, rengarenk uçurtmalarımızın gökyüzünde özgürce uçuşlarını izlediğimiz. İpine tutunup yanına gitmek isterdik. Sevgiliye mektup gönderirdik bir kağıt parçasını iliştirerek. Bir avucumuzda tuz ceplerimiz turfanda erikle dolu, ağzımızdan sular seller gibi akardı. Erik, çağla badem, kiraz çıktı diye içimiz içimize sığmazdı.
Karpuz, kavun, şeftali, kayısı çıktı diye « Üç Ortaklar- Er-Öz-Kay » manavına giderdik, Mustafa, Lütfi, Hasan abiler örme filelerimizi doldurur, cebimize de bir avuç can erik koyarlardı. Yaz aylarımız olurdu, okulların kapandığı. Bornova-Bayraklı arasındaki ova yolundan sulu şeftalileri, salkım üzümleri aşırarak yayan denize giderdik.
Ayva, nar, karnabahar, ıspanak, pırasa  sofralarımızı süslerdi sonbaharda. Dökülen yapraklara ağaçları üzülmesin diye, bir müddet rüzgar esmezdi. Biz de basmaya kıyamazdık, yeşilken sararmış, kızarmış yapraklara. Güz yağmurları yıkardı, paklardı sanki tekrar dallarına iliştirmek üzere.
Mevsimler değiştikçe, sebze ve meyveler de değişirdi. Manavların tezgâhındaki renk uyumu mevsimlerle anlaşmalıydı. Kışın domatesi, dolmalık biberi, patlıcanı görmediğimiz gibi, yazın da kış sebze ve meyvelerini görmezdik. Bir hasret yaşardık, kavuştuğumuzda bizi sevindirecek.
Ama, şimdi öyle mi? Her mevsimde, meyve sebzelerin hemen hemen tümünü görmeye alıştı gözlerimiz. “Patlıcan çıktı” sevincimizi artık yaşamıyoruz. Ruhumuzdaki sevgilerimiz birer birer kaybolmaya başladı. Davetsiz misafir gibi, yeşil biberin kışın ortasında işi ne ki?
Geçtiğimiz günlerde, arkadaşlarla meyve  ve sebzenin bizleri zamanından önce ziyaretlerini, bunun yarar ve zararlarını dostane bir şekilde tartışırken konumuz daha da uzayıp, nelerin meyve, nelerin sebze olduğu  aklımızı karıştırmış, işin içinden çıkamamıştık.
Sebze dilimize Farsçadan girmiş bir sözcük. (Sebz-Yeşil) Meyve de Farsça mîve sözcüğünden değişime uğrayarak meyve olmuş.
Bostan  yani, meyve, sebze, çiçek yetiştirilen yerlere verilen isim de Farsça büstandan bize misafir.
Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde "meyve" bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş şeklinde tanımlanmış. Meyvelerin doğadaki görevi oluşturdukları tohumları korumak. Şeftali, erik, kiraz gibi  meyvelerde tek tohum olduğu gibi, Mandalin, elma, armut gibi meyvelerde de birden fazla tohum bulunur.
Sebze ise, Türk Dil Kurumu’nda, genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat olarak belirtilmiş.
Bu bilgiler ışığında sohbetimiz devam ederken, konuyu epey dağıtıp ziraat uzmanlarını güldürecek duruma düştük.
Aramızdaki konuşmaların bir kısmını aşağıda aktarıyorum:
- Bu tanımlara göre, domates, patlıcan, kabak, bamya gibi sebze olarak bildiğimiz sebzeler meyve sınıfına  giriyor.
- Ağaçta yetişenlere meyve desek, çileğe ayıp olmaz mı?
- Marul, maydanoz, dereotu, salatalık çiğ olarak tüketiliyor, bunlar sebze değil mi?
- Sebzeler, çiğ veya  pişirilerek yeniliyor, oysa meyveler pişirilmez.
- Peki, erik hoşafına ne demeli?
Kahkaha sesleri yükseliyor.
- Taze fasulye de meyvedir o zaman. Kuruduğunda kuru sebze oluyor.
- Pırasa kesin sebzedir. Tohumunu saklayan meyvesi yok.
- Turp da, havuç da sebzedir. Soğan, sarımsak da.
- Karpuz, kavun meyvedir, tohumunu koruyor içinde.
- Çekirdeksiz mandalin de sebzedir o zaman, çekirdeksiz üzüm de. Tohumları yok ki! Tamam tamam bir şey demedim.
- Meyveler tatlı olur, şeker içerirler,  sebzeler çiğ yenirse tadı yoktur.
- Şeker pancarı da tatlıdır.
- Biber acıdır, gerçekler de acıdır. O halde biber bir gerçektir. Gerçekler de sebze.
- Konuyu değişirme mantık dersinde değiliz. Hem biberin de çekirdeği var. O da meyvedir.
- Karpuz bal gibi meyvedir, hem tohumu da içinde. Meyve olmak için ağaç mecburiyeti yoktur.
- Anne babaların meyvesidir çocuklar deniliyor. Sebzesidir denilmiyor. Yani iki kişinin ortak ürünü, dişi erkek. Meyvenin gelişimi insanınkine benziyor da ondan.
Arkadaşlarla bir yandan çaylarımızı yudumlarken, kahkalarımız çevremizdekileri rahatsız etmeye başlamıştı. Bu işe bir son vermeliydik. Şakayla başladığımız tartışmamızda bir şeyler öğrenmiştik yine de.
Sonuç olarak:
Sebze vardır yaprağını yeriz; ıspanak, marul, roka, tere gibi.
Dereotu, pırasa, kuşkonmaz vardır sapını yeriz.
Çiçeklerini  yeriz enginarın, karnıbaharın.
Doymayız köklerini yeriz, patates havuç, turp, soğan, sarımsağın.
Bakın burası önemli; meyvelerini yeriz sebzelerin bamya, biber, patlıcan, domates, kabak gibi.
Yetmezmiş gibi tohumlarını yeriz mercimek, bakla, bezelye, nohut, fasulye.
Meyve’nin kökü olmaz, sapı yenmez, yaprağı pişirilmez, tohumu dişimizi kırar, çiçeği hiç yenmez.
İşte sebze ile meyve arasındaki farklar budur.
Şimdi, sakın bana, kabak çiçeğinden dolma tarifi vermeyin.
 
16.05.2013, Bodrum
Yavuz Atıl


Paylaş | | Yorum Yaz
3508 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı