Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Kara Toprak..
08/07/2013
 Kara Toprak..

Ortaokul sıralarında müzik dersinde bir şarkı öğrenmiştik: « Dostluğun bir sevgisiyle, toplandık her an burda./Bu sevgi bağı kopmaz hiç, dağılsak bir gün yurda. »

Bu okul şarkısını asla unutmadım. Hâlâ zaman zaman mırıldanırım. Ezgisi de sözlerle tam uyum içindedir. Zaten, söz ile ezginin uyumlu olduğu eserlerde, sözler ezginin, ezgi de sözlerin dostu gibidir. Birbirindenayrılmaları dostluklarını yitirmelerine neden olur. Ayrıldıkları takdirde söze yeni bir melodi veya melodiye bir söz yazılsa dahi, ne söz ne de ezgi eskisi kadar anlamlı olur. Müzikteki dostluk budur. 

Doğada da durum böyledir. Yapraklar ağaçların, ağaçlar ormanların, dikenler gülün, bülbül gülün, bulutlar yağmurun, denizler tuzun, nehirler suyun, dağlar tepelerin, güneş gezegenlerin, çöller kumun dostudur. Birbirleriyle uyum içinde asırlarca yaşamış, hiç ayrılmamışlardır. Bu, doğanın örnek dostluğudur. Bu dostluk sayesinde dengeler devam etmektedir.

Ancak bu tip tek boyutlu dostluklar kainatın fiziki varlığını devam ettirebilmesi için vazgeçilmez olgulardır. Biri olmazsa diğeri de olmaz. Doğanın mecazi anlamdaki vazgeçilmez dostluklarının bizlere örnek olabileceğini düşündüm.

Biz insanlara gelince: Dostluk, içinde ilgi, bağlılık, sevgi, fedakârlık, saygı, ilişki barındıran ve bu olguların karışımıyla elde edilen tadına doyum olmaz bir pastadır. Bu yüzdendir ki, gerçek dost sahibinin sırtı asla yere gelmez. 

Sevincin, üzüntünün, beğenilerin, düşüncelerin uyuşmasıdır dostluk. Akıl, bilgi, deneyim sonucunda olgunluğa erişmenin bir ödülüdür. Zira, dostlukta çıkar, bencillik barınamaz. “İyi gün dostu, düşenin dostu olmaz”’ daki kişidir. Bu durumda akıllı düşman akılsız dosttan iyidir. 

Dost kolay bulunmuyor. Yakın arkadaşlıklarınız olduğunda, bu benim dostum olabilir diye içinizden geçirdiğiniz olmuştur. Fakat, bazı yaşam deneyimleri sonucu yanıldığınızı anlıyorsunuz. 

Arkadaşınızın yanlış bir hareketi sonucunda, ondan dost olamayacağı kanaatine varıyorsunuz. Zira, insanları olaylar tanıtır. Gelişen olaylar çerçevesinde verilen anlık tepkiler karakter yapısını en hızlı ele veren davranışlardır. Ömrünüz dost aramayla geçiyor. Dost, ana, baba, kardeş, sevgiliden de öte bir yakın. İçinizdeki verebileceğiniz dostluğa benzer bir dost arayışı içindesiniz. Ama, nafile bulamıyorsunuz. 

Kul Himmet Üstadım gibi: 

Bilmem amelimden yoksa özümden,
Ah ettikçe yaşlar gelir gözümden,,
İki elim kalkmaz oldu dizimden,
Bir dost bulamadım gün akşam oldu.

Diyerek yakınıyorsunuz.

Başınız mı sıkışdı, kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz, bir yardıma mı muhtaçsınız, belki sevgiliniz sizi terketmiştir, bir yakınınızı yitirmiş olabilisiniz, işinizi kaybettiniz belki de. İşte o zaman bütün yaralarınızı saracak, başınızı omzuna koyup ağlayacak, gözlerinizdeki çaresizliğe bakışlarıyla umut verecek, sıcacık eliyle sizi kucaklayacak bir dostun yanınızda olması gökyüzünden inen yardım melekleri kadar değerlidir. Daha da ilerisi tek bir ruhun iki bedende bulunmasıdır dostluk.

Maalesef günümüzde, gerçek dost sadece dillerde kalmıştır. Gerçek dostun tanımı yapılır, ama, o yoktur. Olması istenen kişi hayal edilir, ne yazık ki aranmaz. Artık, böyle bir varlığı elde etme ümidi kalmamıştır gönüllerde. Biz de, doğayı, hayvanları, sanatı, somut objeleri dost ediniriz.

Doğa dostu olmakla övünür, müzik dostu olmakla gurur duyarız. Erdemiyle, bilgisiyle, canayakınlığıyla çevresine ışık saçan, gelin dostlar bir olalım diyen insanlardan kaçıp, evlerimize kapanıp, anlamsız televizyon yapımlarıyla avuturuz kendimizi.

Gerçek bir dost arıyorsak eğer, önce kendimizin gerçek bir dost olup olamayacağımıza karar vermemiz gerekir. Bize dostluk yapacak erdemli, gönül sahibi, fedâkar, duygulu birini aramak, bulunca da onu dost kabul etmek define avcılığına benzer. Oysa, biz dost ararken ondan alacaklarımızı değil, bizim ona verebileceklerimizi düşünmemiz gerekir. Dost bulmanın yolunda ilerlemek isteyenlerin ilk adımlarında ve daha sonraki aşamalarda bu prensip kaçınılmaz bir uygulama olmalıdır. 

Arkadaşlık, tanışlık, günü birlik selamlaşmalar, hatta yolda, yoculukta tanımadığımız kişilerle yapılan sohbetler ikili insan ilişkilerinin vazgeçilmez davranışlarıdır. Bir arkadaşınızı yıllarca görmemiş olabilirsiniz. Bir tanışınızı unutmanız mümkündür. Yıllar sonra, arkadaşınız ya da tanıdığınız karşınıza çıktığında kısa süreli bir heyecan yaşamanız da doğaldır. Ancak başınız sıkıştığında yıllarca görmediğiniz hangi arkadaşınızdan yardım bekleyebilirsiniz ki?

Dostunuzu da yıllarca görmemiş olabilirsiniz. Yaşantının gizemli sürüklemeleri, sizi, azgın deniz dalgalarının çarpa çarpa sürüklediği bir tahta parçası gibi bilmediğiniz, ummadığınız sahillere bırakır. 

Bu mücadele esnasında, dostunuzun yardım elinden faydalanma fırsatını da bulamazsınız. Olaylar öylesine hızlı gelişir ki, kendinizi herkesten uzak, yapayalnız bulursunuz. İşte o zaman, varsa dostunuz aklınıza gelir. Keşke yanımda olsaydı dersiniz. İçinizden gelerek böyle dileğiniz olursa, sizin dostunuz var demektir. Bir de bu çağrınıza uyup, dünyanın neresinde olursanız olun koşarak geliyorsa, çok şanslısınız gerçek dostum var diyebilirsiniz.

Dostluğun, romantizmle, duygusal söyleşilerle hiç ilgisi yoktur. Dostluk, gerçekçiliktir, namustur, şereftir, özveridir. Dostlar yoktur, dost vardır. Bir tanesi yeter de artar bile. Dostlar olduğunda bu arkadaşlığa girer ki, onlardan yüzlercesi var hepimizde. 

Sokrates, dostluğun ne olduğunu soran öğrencilerine : 
“Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır.
Kimi insan atları olsun ister. Kimi insan köpekleri.
Kimisi altını, kimisi de şan, şeref, makam ve mevkisi; bense bir dostum olsun isterim » şeklinde bir yanıt vermiştir.

Bu yalan dünyada ömrümüzü dost aramakla tüketeceğiz. Gerçek dostu bulabilenler, en az dostları kadar şanslıdır. Bulamayanlar ise üzülmesinler. Ünlü Ozan Aşık Veysel’in « Kara Toprağı » ebedi dostumuz olacaktır zaten. 

« Dost dost diye nicesine sarıldım,
Benim sadık yerim kara topraktır.
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yarim kara topraktır.”


04.07.2013, Bodrum
Yavuz Atıl


Paylaş | | Yorum Yaz
2058 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı