Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Ceset Makyözü..
13/08/2013

Ceset Makyözü..

Geçtiğimiz günlerde yönetmenliğini Agnieszka Wojtowicz-Vosloo’nun yaptığı, Christina Ricci ve Liam Neeson’un başrollerini paylaştığı “After Life” filmini izlemiştim.

Nişanlısıyla yaptığı bir tartışmanın sonunda, evine dönerken aracının direksiyonuna hakim olamayan genç bayan, bir trafik kazasında hayatını kaybediyor ve cenaze merasimine hazırlık için bir ölü süsleyicisinin laboratuvarına getiriliyor.

Bayanın cesedine makyaj yapan, ölülerle konuşma yetisine sahip ceset makyözü ile ölmüş bayan arasında geçen ilginç diyaloglardan oluşan film, baştan sonuna kadar heyecanlı ve düşündürücü geldi bana. 

İlgimi çeken repliklerden birinde ölü bayan, öldüğüne bir türlü inanmak istemediğini, bu yaşadıklarının bir kâbus olabileceğini, yaşamda daha bir çok şeyleri yapması gerektiğini söyleyerek kendisini süsleyip, güzel bir cenaze merasimine hazırlayan makyöze,  tekrar yaşama döndürmesi için yalvararak:

- Zamanımı iyi kullanmadım. Elimde pişmanlıktan başka bir şey kalmadı. Sadece farklı bir yaşam için uğraşmıştım. 

- Öyleyse neden denemedin?

- Denedim, hiçbir şey değişmedi. Hergün kalktığımda duş aldım, işe gitmek için hep aynı trafiğe girdim, eve geldim, uyudum. Tekrar uyandım. Hiçbir şey değişmemişti.

Yaşantısı pişmanlıklarla dolu olan genç bir bayanın ölüme karşı isyanını hissettiğim bu filmden, pişmanlıklarımızın bizi esir aldığı dersini almıştım.

Pişmanlığın esiri olmaktansa, onu hissettirmeyecek yaşam  mücadelesinin kahraman savaşçıları olmak gerektiği mesajı veriliyordu filmde.

Geçmişteki hal ve hareketlerimizden memnun olmamadan ibaret bu pişmanlık duygusu, insnanlara kendi kendilerini affetme veya cezalandırma yetkisi veren hakyemez bir mahkemedir. Bu mahkemenin hakimi, savcısı ve suçlusu da kendimizdir.

Kimi zaman, üzüntü, mahcubiyet, kızgınlıkla cezalandırırken , kimi zaman ise, sevinç, mutluluk duygularıyla bizi okşayan pişmanlık, “keşke” lerle dolu yaşantımızın geri dönülmesi olanaksız girdabında adeta bizimle oyun oynamaktadır.

Pişmanlığımızla kendimizi suçlamasak dahi, yüreğimizi dağlayan vicdan azabı bizi asla rahat bırakmayacaktır. Başkalarının doğrusu bizim yanlışımız olabildiği gibi bunun tersi de mükündür. Pişmanlık bazen, başkalarına karşı verilecek bir hesaptır. Bizi memnun eder, “keşke” nin sevmediği bir sözcükle biter “İyi ki”.

Ölüm bir pişmanlık olabilir mi? Ölen için değil tabii ki. Geride kalanlar için. Fantastik filmimizdeki ölü bayanın pişmanlık çığlıkları, aslında geride kalanların cesaret edip söyleyemedikleri pişmanlıklarıydı.

Ölüleri gömen, kardeşler, anneler, babalar, dostlar, arkadaşlar, akrabalar, mezar taşını yerleştirdikten ve kısa bir veda töreninden sonra normal yaşantılarına dönerler. Pişmanlık taşlarıyla örüldüğü iç dünyalarındaki, vicdan duvarlarını yıkıp parçalamak isterler. Gideni kimse geri getiremez artık. Son pişmanlık fayda vermez.

Aynı ölümün kendi başlarına geleceğini bile bile, günlük yaşantılarına geri dönüp, yemek yemeye, televizyon seyretmeye başlarlar. Bu dünyadan gittiklerinde arkalarından, “Keşke” diyenlerin sayısının “İyi ki” diyenlerin sayısından fazla olup olmayacağı kaygısına kapılmazlar. Pişmanlık, kendimize vereceğimiz ceza yada ödüldür.

İmam-ı Gazali’nin ibret verici; “Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için, dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyorlar. “ Sözündeki gerçekleri nasıl gözardı edebiliyor, cesurca yaşayabiliyoruz.  Ölüler yalnız sırlarını değil, pişmanlıklarını da toprağa gömerler. Ya geride kalanlar? Keşke mezarlıklarda yakınlarımızı ziyaret ettiğimizde onlarla konuşma fırsatı olsaydı. Neler neler anlatırladı bizlere. 

Daha çok sevmeyi, saygıyı, savaşsız bir dünyayı, temiz bir doğayı, günlük yaşantılarımızı dert etmemeyi, iyilik yapmayı, kötülüklerden uzak kalmayı, yakınlarımıza sahip çıkmayı, çocuklarımıza, ailemize bağlı kalmayı, sağlıklı beslenmeyi, sanatı, sporu, daha neler neleri salık verirlerdi bizlere. 

Oysa, mutluluğun anahtarlığında, “İyi ki” lerle biten pembe pişmanlık haricinde başka pişmanlığa yer olmadığını biliyoruz zaten. Kaçırdığımız fırsatların, boşuna yitirdiğimiz yaşamların, elalem ne der baskılarının yükü altında, yapmak isteyip de yapamadıklarımızın sonunda duyulan pişmanlıklarımızın hesabını kim verebilir ki?

Pişmanlığı etkisiz kılacak bir diğer yapı da affetmektir. Başkalarının pişmanlıklarını affederek onlara yardımcı olmak erdemli bir davranıştır. Kendi pişmanlıklarımızın affı ise onları bir daha asla tekrarlamamaktır.

Güftesi Ayhan İlter’e, bestesi İrfan Özbakır’a ait olan hüzzam makamındaki; “Pişman olur da bir gün dönersen bana geri, gönül kapım açıktır sormadan gir içeri.” şarkısını hepimiz biliriz. Gönül kapımızı pişmanlıklara açarak affetmenin yüceliğine erişmek bizim elimizdedir.

Bir atasözümüz vardır: “Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Sonunun pişmanlık getireceğini bile bile, öfkemize hakim olamayarak karşımızdakileri incitecek hareketlerde bulunuruz. 

Bizi yanlış düşünceye, istenmeyen hareketlere yönelten öfke, pişmanlığın arkadaşıdır. Birlikte gezerler. Pişmanlıkla sonuçlanmayan öfke olur mu hiç?

Ceset makyözleri, bu dünyadan göçetmiş ölülerin, pişmanlıklarının yüzlerine yansımaması için ellerinden geleni yaparlar. Henüz elimizde fırsat varken, “Hızlı yaşa, genç öl. Cesedin yakışıklı olsun” saçmalığına kapılmadan, dostlarımızı verebileceğimiz en yüksek düzeyde sevgimizle besleyip, yabancı ellerin pişmanlık yüzlerine müdahalesine fırsat vermeyip, gülümseyen bir yüzle bu dünyadan ayrılalım derim. 

Ne kadar süreceğini asla kestiremeyeceğimiz yaşantımızda “İyi ki” lerimiz, “Keşke” lerimizden kat kat fazla çıksa fena mı olur?

01.08.2013, Bodrum

Yavuz Atıl



Paylaş | | Yorum Yaz
3594 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı