Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Eyamburum benim..
13/09/2013

Eyamburum benim..                       Eylül ayına girdik. Önümüzdeki günlerde yaz bitecek, sonbahara gireceğiz girmesine ama, Egede yaz biter mi hiç? Sonbaharımızı  yaz gibi yaşar, Kasım ayına kadar da denizden çıkmayız.

Ege’nin mavisidir bize kışı yaşatmayan, yosun kokan sokaklarıdır, Bornova’dan iyot kokuları, Belkahve’den çam serinliği birbirine karışır, mavi yeşil karışımında Bornova kokar sokaklar akşam serinliğinde.

Hele bizim çocukluğumuzda, hatta gençliğimizde Bornova ovasından elinde beyaz mendili, saçları ak duvaklı, ince belli gelinlikli genç kızın saflığında gelen, üzüm, şeftali, taze sebze, meyve kokuları  vardı ki, bunlar belleğimizde silinmeyecek izler bırakmıştı.

Güneş her ne kadar erken terketse de, gündüzün sıcağı bize yazı yaşatır. Eylül ayındaki serin rüzgarlar, rahmetli anamın elinden düşürmediği pamuklu mendiliyle yüzümü sıvazlaması gibi okşayıp geçiverir bedenimi. İmbatın serinliği, anamın mendili.

Bir deniz meltemidir imbat. Ege’ye komşu Yunanistan’ın “Imbatto” sudur. Hani, zaman zaman bir kuvvetlenir ki, anamın mendili gider, yerine suratımıza kırbaç gibi iner. “Eşek imbatı esiyor” derler eskiler.

Bazen de Bornova şarkısındaki gibi « Esintili, imbat kokulu akşamlarda, kalpleri titreten bakışlardır Bornova » 

Öğleden sonraları, denizin iyotunu, balıkların kokusunu çıkısına koyup Ege kıyılarını ziyaret eder, serinliği gönüllere ferahlık verir. Ne güzel de bir adı var “Meltem”. Deniz meltemi.

Gündüzün ödünç verdiği esintisini, geceleyin geri alır sanki kara meltemi. Güneşin doğmasıyla birlikte sessizce kaybolur gider. Kuzey Ege kıyılarını azarlayan Boreas’ın aksine, şevkatli bir el sıvazlamasıdır imbat. 

Masmavi Ege sularına bakarak çayımı yudumlar, tanıdık bir arkadaşmış gibi bedenimi serinleten meltemin keyfini çıkarırken, gözüm ön kolumdaki lekeye ilişiverdi. Gençliğimden beri kolumda misafir ettiğim bu küçük leke, güneşte ne kadar kalırsam kalayım derimin diğer yanlarına göre daima açık renkli kalmıştı. 

Anama göre “eyambur” çarpmıştı. Doktorlara göre zamanında deride tahribat yapmış basit ve zararsız bir mantar türünün bıraktığı izdi. Bazıları, mürekkep balığı yalamış dedi. Kimisi de denizde bu aylarda oluşan mikroorganizmaların marifetinden kaynaklandığını söylediler. 

Halk arasında Ağustos, Eylül aylarında denize girilip, güneş altında ıslak durulduğunda insanları “eyambur” çarpar diye bir inanış vardır. Bazıları da Sam Yeli derler. Buna inanlar, boyunlarına paslı çivi asıp öyle girerlerdi denize. Günümüzde hâlâ buna inanların olduğunu izliyorum. 

Dostumuz kara melteminin hatırına küçüklüğümüzde kulağımıza “eyambur “ olarak iliştirilmiş bu sözcüğü araştırıp, paylaşayım dedim. Böylece kolumdaki misafir lekeyi de aklamış olurdum. 

Eyyam-ı buhur,   Ağustos ayında çok sıcak günleri anlatan döneme verilen bir isim.  Eyyam Arapçada günler demektir. Buhur ise buhar ve sıcak anlamındadır. 

Yani çok sıcak günler. Eyyam-ı buhur – eyambur.  

Halk arasında sözcük değişime uğramış. Sohbet ettiğim bazı insanlar “ehemmur”, kimisi “ehemböhür” diye anımsıyor. Ancak, ciltte kalıcı lekeler bıraktığına, paslı bir çiviyi boynuna asıp denize öyle girildiği takdirde tehlike olmayacağını  savunuyorlar. Sevimli, safhane bir itikat. Bilim insanlar ise bu görüşe pek değer vermiyorlar.

 

“Yaz güneşi ortalığı kavuranda

Eser püfür püfür eyyam-ı buhur

Şaşkınlar cıbıl, hem de ıslak duranda,

Gün gider, yel gider, beyaz lekesi durur.”

 

Dörtlüğü de, halk arasında dilden dile dolaşır. 

Bir de, Ehem (bereket) bahur (buhar-yağmur); ehembahur vardır. Nisan ayında yağan bereket yağmurları. 

Bu dönemlerde de toprağa düşen ilk yağmurların insan derisi üzerinde lekeler bıraktığına dair görüşler  var. 

Sam yeline gelince : Egemize pek uğramaz. Daha ziyade Basra körfezi civarında ortaya çıkıp ülkemizin güneyini ziyaret ederek Suriye’ye geçer. Mayıs ayı sonu ile Haziran ayı başlarında eser, geçtiği yerlerdeki otları da kurutur. 

Egemizin doğal yelpazesi imbat bize yetiyor. Eyyam-ı buhur, ehem buhur, ehemmur, ehemböhür halkımızın dilinde dolaşıp dursun. Ben mavi ege sularına bakarak çayımı yudumlamaya devam ediyorum.

Çok düşündüm, işin içinden çıkamadım, kolumdaki leke eyambur çarpmasından mı acaba, ne dersiniz?

 

08.09.2013, Bodrum

Yavuz Atıl



4373 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı