Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Gün dernekleri..
03/11/2013

Gün dernekleri..

Misafirlikler vardır, bayanlar arası. Bu buluşmalar son yıllarda altın günlerine dönüştüyse de,  nefis kurabiyelerin, böreklerin, dolmaların sunulduğu, tavşan kanı çayların içildiği, yaz reçellerinin, kış salçalarının, tarhanaların tadıldığı misafirlikler kendimi bildim bileli hep aynı keyifle, bütün güzelliğiyle devam etmektedir

Biz erkekleri pek sokmazlar aralarına ama, misafirler  evlerine gittiğinde, kalanları büyük bir iştahla midemize indirir, nasibimizi alırız.  

Küçükken Rahmetli annem, her gittiği misafirliğe beni de götürürdü. Bir komşuda toplaşan hanımlar, yemek maharetlerini anlatır, sohbetler edilir, zaman zaman kahkahalar atılır,  bazen de hıçkırıklar yükselirdi..

O zamanlar, aklım fikrim, ortaya konulacak kurabiye, pasta, şerbetlerde olduğu için, bu sevinç kahkahalarının ya da ağlamaların sebebini pek anlamazdım.

Bu toplaşmalarda, çevredeki yoksul komşulara, onların onurları kırılmadan nasıl yardım edilebileceği, okuyan çocukları varsa ders kitapları temini, çevredeki yaşlı ninelere sırayla bir tas çorba götürülmesi, alış verişlerinin yapılması, arkadaşların sorunları, dertlerine çare gibi konuların konuşulduğunu hayal meyal anımsıyorum.

Günümüzde de, bayanlarımızın sürdüregeldiği « gün » lerinde bu  konulara girildiğini tahmin ediyorum.  Hatta sırf bu amaçla toplanan hanımların mevcudiyetine de şahit oldum.

Çok eskilerden beri süregelen, Türk insanının yardımseverlik, misafirperverlik gibi asil davranışları, teknik bir yapı sergilenmemesine karşın, derneksel bir etkinliktir.

Dernekler, kazanç paylaşma dışında, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için biraraya gelen kimselerin meydana getirdiği topluluklardır.

Annelerimiz, kızkardeşlerimiz de bunu yapıyorlardı işte.

Dernekleri, kuruluş amaçlarına uygun olarak, etkinlik konularını çağrıştıracak şekilde, sosyal yardım, tarım, musiki, spor, esnaf, serbest meslek, din,  kültür, bilimsel dernekler olarak sıralamak mümkündür. Bu dernekler yasalarda belirtilen kurallar çerçevesinde kuruluşlarını tamamlayıp, hizmet vermeye başlarlar.  

Dernekler, annelerimizin, kardeşlerimizin iyi niyetle oluşturdukları yardımseverlik eylemlerinde olduğu gibi, belirli konularda faaliyet gösteren tüzel kişiliklerdir.

Bu etkinliklerin, daha teknik ve anlaşılabilir olması  amacıyla yasalar hazırlanmıştır. Bu kanunlar çerçevesinde dernekleşme bir düzene konulmuş, standart bir anlayış içinde halkımızın hizmetine sunulmuştur.

Dernekler İçişleri Bakanlığı çatısı altında, belirli aralıklarla görevli memurlar tarafından kontrol edilen resmi kuruluşlardır.

Böyle olunca, yapılacak yardımların kayıt altına alınması, konusunda uzman kişilerin tecrübelerinden faydalanılması, yardımların doğru adreslere yönlendirilmesi, toplanacak, aidat ve bağışların muhasebesi, üyelerin derneğe katkıları ve birlikte çalışmaları, fikirlerini beyan etmeleri gibi daha teknik konular bir düzen içinde sürecektir.

Fransa’da görevli olduğum yıllarda, sorumluluklarımdan birisi de çalışma bölgemizdeki ikiyüz civarındaki Türk dernekleriyle ilişkilerimizdi. Bu vesileyle, ülkemizin ve Fransa’nın dernekler yasası ve  derneksel etkinlikleri konusunda çalışmalarım olmuştu.

Sorbon Üniversitesi Ekonomi Merkezi ve  Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) görevlilerinden Edith Archambault ile Viviane Tchernonog’un 2009 yılında  yaptıkları bir araştırmaya göre, Fransa’da 18 yaşın üzerinde muhtelif derneklere üye olan 23 milyon kişi bulunmaktadır. 16 milyon Fransız gönüllü olarak derneklerde faaliyet göstermektedir. 1.800.000 kişi derneklerde tam veya yarım gün maaşlı olarak çalışmaktadır. Ülkede Bir milyon üçyüzbin dernek faaliyet göstermektedir. Bu sayıya her yıl 37 bin yeni dernek katılmaktadır.  Bu derneklerin yıllık bütçesi 70 milyar Avro civarınadır.

Ülkemizdeki derneklerin elde ettiğim bilgiler dahilinde verilerine ilişkin bilgiler ise kısaca şöyledir: İçişleri Bakanlığı’nın kayıtlarına  göre 245678 derneğin, 148100’ü değişik nedenlerden dolayı fesh edilmişdir. Halen 97578 derneğimiz faaliyet göstermektedir. Ülkemiz genelinde derneklere üye sayısı ise 9 milyon civarındadır.

Danimarka’nın nüfusu altı milyon olmasına karşın 18 milyon dernek üsyesi bulunmaktadır. Bu da, gelişmiş ülkelerde bir kişinin birden fazla derneğe üye olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

1901 tarihli Fransız Dernekler Kanunu model alınarak, 1908 tarihinde II. Meşrutiyetin ilanından sonra, 1909 tarihinde Cemiyetler Kanunu yürürlüğe girmesine karşın, Selçuklularda ve Osmanlılardaki derneksel etkinlikler dünyada  ilk sayılabilir düzeydedir.

Annelerimizin, kardeşlerimizin « gün » leri eski geleneklerimizin devamından ibaretti.

Ancak, günümüz koşullarına uygun, batı standartlarında, yürürlükte olan Dernekler Kanunu’na uygun,(23.11.2004 tarih, 5253 sayılı) modern, verimli, bilinçli, faydalı dernekler kurmak suretiyle ülkemizin yakın bir gelecekte batı ülkelerinin seviyesine geleceğine inanıyorum.

Bütün bu açıklamaları neden yaptım: 2012 yılında kurulan  Bornova Suphi Koyuncuoğlu Okulları Mezunları Derneğinin (Boskomder) kurucu üyelerinden biriyim.

Derneğimizin kurucuları bu kurumu oluştururken, başarılı öğrencilere burs, yoksul öğrencilere yardım, sosyal etkinlikler gibi konularda çalışmalar yapmak üzere yola çıkmışlardı.

Bütün bu projelerin gerçekleşmesi için ciddi bir maliyet gerekiyordu. Bu da, dernek üyelerinin aidatları, yapılacak etkinliklerden elde edilecek gelirler ile olacaktı.

Böylesine ulvi duygularla kurulmuş olan derneğimize önemli ölçüde katılım olmuş, ancak, maalesef geçen zaman içinde üyeler aidatlarını ödemez, dernekleriyle ilgilenmez olmuşlardır. Oysa, esas sorumluluk derneğe üye olduktan sonra başlamaktadır.

Yaşanan bu deneyimler sonucunda,   derneğin devamı için özverili üyelere ne kadar gereksinim duyulduğu gerçeği ortaya çıkmıştır.

SKL’li ve Bornovamızın ilk lisesinden mezun olmaktan ne kadar gurur duyuyorsak, bu okulun adı altında kurulmuş olan derneğimizi de yaşatmak için çaba sarfetmemiz gerektiğine inanıyorum.

Ülkemize ve gelecekteki kuşaklarımıza örnek teşkil etmek için, sevgili arkadaşımız Altan Altın’ın gayretleriyle ve ilk mezunların özverileriyle kurulmuş olan derneğimizi yaşatmak için bütün SKL’lileri bir çatı altında toplanmalarını, üyelerinin de aktif bir biçimde üyeliklerine devam etmelerini diliyorum.

Gün gelir, Fransa’daki, Danimarka’daki dernek üye sayılarına ulaşırız. Başlangıcı SKL’liler olarak  neden biz yapmayalım.

29.10.2103, Bodrum

Yavuz Atıl



Paylaş | | Yorum Yaz
2047 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı