Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Farenin yüreği..
23/06/2014

Farenin yüreği..


Geçtiğimiz günlerde başrollerini Will Smith ve oğlu Jaden Smith’in paylaştığı, M. Night Shyamalan imzalı 2013 ABD yapımı macera, bilim kurgu türünde bir film izledim. After earth-Yeni bir başlangıç.

Günümüzden çok uzak bir gelecekte geçen olaylarda, dünyamız yaşayanlar tarafından terk edilmiş, insanlar artık yaşamlarını başka gezegenlerde sürdürmeye başlamıştır. 

İnsanların dünyadan ayrılmalarının ardından bin yıl geçmiştir. Küçük Kitai ve babası Cypher bilimsel araştırma amacıyla çıktıkları bir yolculukta uzay gemilerinin arızalanması sonucunda dünyaya iniş yapmak zorunda kalmışlardır.

Tehlikeli bir iniş sonucunda geminin tüm mürettabatı ölmüş, Cypher ciddi anlamda yaralanmıştır. Cypher, düşen gemilerinin kendi dünyaları ile ilişki kurmalarını sağlayacak verici parçasını bulmak üzere oğlunu görevlendirmek zorunda kalmıştır.

Hayati önem taşıyan bu parçayı bulmak üzere yola koyulan Kitai, terkedilmiş dünyada, tuhaf ve tehlikeli yaratıklarla mücadele etmek zorunda kalır. 

Bu mücadelede en önemli faktör korkudur. Kitai’nin içindeki korkusunu yenmesi durumunda başarıya ulaşacağını söylemektedir babası.

Zira, insanların korku hislerini anlayıp onları parçalayan gözleri olmayan bir canavar Kitai’nin peşine düşmüştür. Bu canavar, gerçek yaşantımızda olduğu gibi, gereksiz korkuların yaşantımızda yaptığı tahribatlara benzetilmeye çalışılmış.

Babası da gençliğinde, bu tip bir canavarla boğuşurken gücünün en son anında korkusunu yenmiş, gözleri olmayan canavar, etrafında korkan bir insan olduğunu anlayamadığından babasına yenik düşmüştü.

Filmde Cypher, Kitai’ye korkuyu şöyle tanımlıyordu :

« O canavarı öldürdüğümde, işte o zaman anladım korku bir gerçek değildi. Korkunun varolabildiği tek yer gelecekle ilgili düşüncelerimizdi. Bizim hayal gücümüzün bir ürünüydü, o kadar. Bizim aslında varolmayan ve hiç bir zaman varolmayacak şeylerden korkmamıza sebep oluyorlardı. Bu neredeyse deliliktir. 

Şimdi beni yanlış anlama tehlike, çok gerçek ama, korku bir seçim. Hepimizi kendimize bir hikaye anlatırız, o gün benim hikayem değişti. »

Korkuyu yenmek yaşantımızda yeni bir sayfa açmaktır. Ancak, bu olguyu bir cümle, paragraf ya da sayfalarla açıklamak neredeyse imkansızdır. Aklımız ve istemimizle kontrol altına alamadığımız bu duygu, Alman Filozof Hannah Arendt’in dediği gibi; Hayatta kalabilmenin vazgeçilmez unsurudur.

Korku, yaşantımız sürecinde kişilere göre farklı şekilde gelişen bir tedirginlik hissidir. Kimse, korkak, ödlek ya da korkusuz olarak dünyaya gelmez. Korkularımız, yaşımız ve edindiğimiz tecrübelerle doğru orantılıdır. Küçüklüğümüzdeki korkusuzluğumuz, yaşlandığımızda korkularımız olur. Korku bir deneyimdir.

Aşırı korku, gereksiz korkusuzluk yaşam kalitemizi hastalıklı bir biçimde etkilerken, çevremize ve kendimize önemli ölçüde yarar sağlayacak olan mantıklı korkularımız rahat bir yaşam sürmemizi sağlar. Korku içimizdedir, onu yorumlayacak olan bizleriz. Sağlıksız olma korkusu, kendisini sigara ve alkole vermiş biri için anlamsızken, dengeli bir yaşamı, sporu, sevgi, inanış, mutluluk gibi manevi duyguları yaşantılarına esas alanlar için pozitif bir anlam taşımaktadır.

Fransız yazar André Malraux’nun, « İnsan, içinde her zaman korkuyu bulabilir. Ancak yeterince derinde aramasını bilmelidir » sözü, zaten içimizde varolan bu duyguyu yüzeysel olarak değil de daha derinden bilinçli bir şekilde kullanmamız halinde faydalı bir hale getirebileceğimizi ifade etmektedir.

Kaygılarımızın verdiği gerginlik, panik davranışlar, fobik bozukluklar, terleme, heyecan, titreme, baş dönmesi sonucunda oluşan kontrol edilemeyen korkularımızın üstesinden gelmenin en kestirme yolu mantığımızı kullanmamızdır. Soğuk kanlılık korkunun baş düşmanıdır.

Korkularımız, vazgeçilmezliklerimizdir. Kurtarıcıdır, mahvedicidir. Trafik canavarına teslim olmamak için kurallarına uymak, hastalanmamak amacıyla soğuk havalarda sıkı giyinmek, sağlıklı beslenmek gibi somut korkularımız bizi ayakta tutmaya yarar. Ancak, soyut duygularımız kontrol altına alınmadığı takdirde yaşantımız neye yarar ki. 

W. Shakespeare, soyut korkuları bir şiirinde şöyle anlatmaktadır:
« İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. 
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. 
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. 
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. 
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için.. »
Bir makalede gözüme ilişmişti:
Bir Hint masalında; kediden korkan endişeli bir fareden bahsedilir. 

Masal bu ya, fareye acıyan büyücünün biri onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan mutlu olacağı yerde bu sefer de köpekten korkmaya başlar. Büyücü, bu defa kaplana dönüştürür. Fare bu kez de avcıdan korkmaya başlar. Ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmesinin olanaksız olduğunu anlayan büyücü, fareyi eski haline döndürür ve şöyle der: "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Bir fil kadar da cüsseli olsan, sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."

Yaşamla mücadele edip, sevdiklerimizle daha uzun süre kalabilmek için, içimizdeki korku namlusunu kendimize değil, dışarıdan gelebilecek kötülüklere doğrultursak, tetiğe basmamıza gerek bile kalmayacağını görürüz. 

18.06.2014, Bodrum
Yavuz Atıl


Paylaş | | Yorum Yaz
1333 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı