Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
İsmail ustanın biber dolması..
03/09/2014
İsmail ustanın

biber dolması..


Ortaokul yıllarımda okullar kapanır kapanmaz soluğu Erdek’te alırdım. Balıkesir’in bir ilçesi olan Erdek, Marmara Denizi’ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası’nda kendi adıyla anılan körfezde yeralan ülkemizin ilk sayfiye yerlerinden biridir. 

Eski adı, Arktonnesos’dur. Antik kentleri, Açık Hava Müzesi, temiz denizi ve kumsalı ile Marmara bölgesinin tercih edilen bir turizm merkezidir.

Çapari ile avlanan istavritlerinin tadına doyum olmaz. Hele Marmara ve Avşa adalarında imal edilen şarapları bilinen şaraplarla rekabet edecek güçtedir. Zeytini, zeytin yağı, tarımsal ürünleri sağlıklı beslenmenin bir merkezi haline getirmiştir bu şirin ilçeyi.

Yaz tatillerinde hem harçlığımızı çıkarmak, hem de tatil yapmak amacıyla iki aylık bir süre için Erdeğe gelip, Bolu’lu İsmail ustamın yamaklığını yapardım. İyiki de yapmışım, sadece yumurta kırıp, makarna pişiren erkekler gibi olurdum belki de. 

İsmail ustanın bir zeytinyağlı dolması vardı ki, sabah kahvaltısında dahi afiyetle yenirdi. « Dolma dediğin, bol yağlı olacak, içi bol olacak, malzemeden kaçınmayacaksın » derdi ustam.

Mutfakta zeytinyağlı biber dolması hiç eksik olmazdı. Canım çektikçe günün herhangi bir saatinde, hatta gece yarılarında mutfaktaki dolapta duran dolmaları birer birer mideye indirirdim. 

İsmail usta benim dolmalara aşırı düşkünlüğümü anlamış olacak ki, « Evlat, bu dolmalar son günlerde çok eksiliyor. Biri dadanmış galiba bizim dolmalara. Ben en iyisi bu dolaba bir kilit yaptırayım, bu böyle olmayacak » dediğinde, eyvah demiştim. Galiba usta benim dolmaları birer birer hırsız sansar gibi götürdüğümü anladı.

Aynı gün, elinde bir zincir ve asma kilitle mutfağa giren ustam, « Akşam iş bitince dolabı bu zincirle kuşatıp, asma kilitle kilitlersin. Böylece dolmalarımıza dadanan kim ise bir daha gelemez artık. Anahtar da sende kalsın evlat. »

İsmail usta, dolmaları benim yediğimi anlamıştı. Ancak, ortaya koyduğu davranışını asla unutmadım, yaşantım boyunca da hep uyguladım.

İnce bir zekâyla kalp kırmadan önemli bir ders vermişti bana: Sorumluluk. 

Sorumluluk ne kadar erken yaşta başlarsa, ilerideki yaşamla mücadelemizde o kadar başarılı oluruz. "Düzgün bir insan olabilmek için, sorumluluk üstlenen birisi olmak gerekir" düşüncesiyle yola çıkan St. Exupery, başarılı bir yaşamın vazgeçilmezi olan sorumluluğu, hayat yolculuğumuzdaki yolların mihenk taşları olarak tanımlamıştır. 

Türk Dil Kurumu sorumluluğu: Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi olarak tanımlamıştır. Bu üstlenilmeden doğacak sonucun mutlaka olumlu etkileri olması mecburiyeti aranmayabilir. Alınan sorumluluk sonucunda meydana gelebilecek olası etkiler bir kesime olumlu, diğer kesime ise olumsuzluk yaratabilir. 
Sorumluluk, sonucunda genellikle mutluluk, başararı, fazilet getirmesi istenilen davranış biçimidir. Sorumluluktan kaçmak, insanın kendisine ihanetidir. Bir beceri, yetenek olarak tanımlayabileceğimiz sorumluluk duygusu, ciddi bir eğitim ister. Sorumluluğun bilincinde olan eğitimcilerin refah bir yaşama açacağı kapıdır.
Sorumluluğu içinde barındırmayan bir yaşam biçimini seçmek gibi bir seçeneğimiz yoktur. « Her insan, herkes karşısında her şeyden sorumludur » diyen Dosteoyevski, sorumluluklarını yerine getiren doğanın içinde yaşayan biz canlıların, sorumluluğu itiraz etmeksizin kabullenmemiz gerektiğini vurgulamaktadır. 

Kişisel, ailesel, toplumsal, dünyevi sorumluluklarımız vardır. Bireyin bireye karşı sorumluluğu en basitinden sabah selamlaşmasıyla başlayıp, saygı göstermeyle, dürüst davranmayla, karşılıklı hakların korunmasına kadar devam eder. Güleryüz bir sorumluluktur. 

Aile içinde sorumluluklar vardır. Ev işlerinde her konuda yardımlaşma, aile bireyleri hakkında alınacak hayati kararlar, çocuklara verilecek sorumluluk duyguları olgun bir aileye ortaya çıkarır. Tüm ailenin yükünü, sorumluluğunu anne veya babaya yüklemek, sağlıksız bir aile yapısını ortaya koyacaktır. 

Toplumsal sorumluluklarımız vardır ki, sorumluluğun en üst düzeyidir. İnsanlık tarihi kadar eski olan savaşlar, toplumsal sorumluluğun eksik yanlarının bir ürünüdür.

Tarih sahnesinde günümüze kadar gelmiş geçmiş en dramatik toplumsal felâketler, sorumsuz toplumların başına gelmiştir ve gelmeye devam edecektir. Özellikle doğal afetlerde, ülkemizde son yıllarda sevindirici bir şekilde gelişen yardımlaşma örgütleri can kayıplarını en aza indirgemek için canla başla çalışırken, sorumsuzca çürük binaları yapan, buralarda yaşanılmasına izin verenler, toplumsal sorumluluğun bilincinde olmayanlardır.

Ancak, Oscar Wilde: « Düşen bir çığda hiç bir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz » diyerek, toplumsal sorumluluğun çarklarının ne kadar uyumsuz çalıştığı acı gerçeğini ortaya koymuştur.

Sorumluluğun ana kaynağı, bireysel sorumluluktur. Birey olarak küçük yaşlardaki dimağlara sorumlulukları öğretmenin yolu ebeveynlerin elindedir.

O yapamaz, çocuktur. Bu işi beceremez daha yaşı küçüktür. Daha sorumluluk alacak yaşta değildir. Ödevlerini yapacak durumda değildir gibi varsayımlarla çocuklarını sorumluluktan uzaklaştıran ebeveyn tutumlarının altında her ne kadar iyi niyet varsa da, buna bağlı olarak ilerideki toplumun bir kar tanesi olacak bireyinin sorumluluk duygularının kısırlaştırılmasının ne kadar tehlikeli olacağı apaçık ortadır. 

Yaşam denizinin azgın dalgalarıyla boğuşmaya hazırlanan, geleceğin bireylerinin, daha ilk mücadelelerinde, başarısızlıklarının hor görülmesi, aşağılanması, yaptıkları hataların cezalandırılması sorumluluğu öğrenemeyen bir nesil meydana getirecektir.

İyi ki İsmail ustanın nefis dolmalarını mideye indirmişim. Bana vermiş olduğu sorumluluk duygusunun yaşantımdaki meyvelerini yiye yiye bitiremiyorum.

28.08.2014, Bodrum
Yavuz Atıl


1126 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ? - 06/08/2019
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
 Devamı