Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Köp caşagan bilbeyt, köptü körgön bilet.(*)
15/12/2014

Köp caşagan bilbeyt, köptü körgön bilet.(*)  

SSCB'nin geçmişte kapsadığı Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan ülkelerinin yeraldığı Orta Asya, daima ilgimi çekmiş, Atayurdu olarak tanımlayabileceğimiz bu yerleri hep ziyaret etmek istemişimdir.

Geçtiğimiz günlerde Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te bulunan Manas Üniversitesi Konservatuarı Öğretim Görevlisi Fatih Erenler'in daveti üzerine bu ülkeyi tanıma fırsatı buldum. 

Yeni doğmuş bir bebeğin başını annesinin bağrına yasladığı gibi, Bişkek kenti de Tanrı Dağları'nın bir uzantısı olan Ala Dağları'nın  dik yamaçlarından sonra  uzanan uçsuz bucaksız bozkırların bağrına yaslanmış  güzel bir kent. 

“Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat.” derler ya, ben de sözü uzatmadan, gezip gördüklerimin yanında, daha çok, Kırgızların gelenek ve göreneklerinden bahsetmeyi uygun buldum. Ne de olsa, Orta Asya'da yaşamış eski bir Türk boyudur Kırgızlar.

Orta Asya'nın İsviçresi olarak bilinen Kırgızistan'ın %65'ini Tanrı Dağları kaplar. Yaz-kış karlarla kaplı bu ulu dağlardan eriyip vadilere akan coşkun sular, yapılan barajlar sayesinde ülkenin elektrik ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. Ülkenin en büyük gölü olan Issık Göl, Titikaka'dan sonra dünyanın en büyük dağ gölü olarak bilinir.

Ülkenin başkenti Bişkek, birbirine parelel ve dikey, geniş caddeleriyle dama tahtası görünümündedir. Şehrin tamamı bisikletle rahatlıkla gezilecek kadar düzdür. İniş ve yokuşlar yoktur. 

Geniş meydanlar, ulu ağaçların gölgesindeki parklar, yürüyüş alanları, birbirinden güzel heykeller başka bir güzellik katmış şehre.

Bişkek'te tanıştığım Kırgız dostlarımızla yaptığımız sohbetlerde gelenek ve göreneklerimizin birçok benzer yerleri olduğunu öğrendim. Bunun yanında, ilgimi çeken, ülkenin örf ve adetlerinin bazıları ise anlatılmaya ve paylaşılmaya değer.

Tos

Aile, arkadaş toplantılarında yemeğe başlamadan önce ya da yemek esnasında, isteyen herkes, elindeki kadehi kaldırıp o anda hissettiği mutluluğu ve sevinci kısa bir cümleyle dile getiriyor. Bu samimi ve  içlerinden geldiği gibi duyguları dile getirme davranışları beni oldukça etkiledi. Ben de bir vesileyle “Tos” yapıp güzel Türkçemizin en nadide sözcüklerini özenle seçip duygularımı anlattığımda, bir Kırgız dostum, “Umarım bu söylediklerinizde samimisinizdir, zira “Tos” yaparken edebi cümlelerin güzelliğinden ziyade, hislerinizdeki güzellik önemlidir.” demişti.

Toy 

Nasıl ülkemizde yeni doğan bebeğin kırkı çıktığında aile ve akrabalar arasında mütevazı bir toplantı yapılıyorsa, Kırgızistanda da, bir yaşına basan çocuklar için önemli bir toplantı ve eğlence tertiplenmektedir. Bu birleşmelerde  akrabalar küçük bebeği hediyelerle sevindirip, gün boyunca milli yemekleri olan, Beşparmak, Beliş, at ve kuzu etinden yapılmış yemekleri kımız ve votka eşliğinde tüketmektedirler.

Kız kaçırma 

Bişkek gibi gelişmiş ve modern bir kentte ülkenin evlenmeyle ilgili örf ve adetleri, yerini, yavaş yavaş iki gencin anlaşarak birleşmelerine bırakmaktadır. 

Ancak, ülkede nüfusun büyük çoğunluğu kırsal alanlarda yaşadığından, beşik kertme, bel kuda, hem kızı hem de oğlu bulunan iki ailenin kızlarının değiş tokuşu, görücü usulü evlenme gibi adetler halen geçerliliğini korumaktadır. 

Kız kaçırmada, kız istekli olduğu halde ailesinin karşı çıkması sonucunda erkek tarafından kaçırılmasıdır. Ancak, oğalan tarafı karşı ailenin kızgınlık ve öfkesini yatıştırmak amacıyla girişimde bulunarak olayı tatlıya bağlayıp, gençleri evlendirirler. 

Esas ilginç olanı ise, kızın isteksiz olması durumunda kaçırılmasıdır. Bu tip kaçırmalarda, oğlan evindeki bir odaya kapatılan kız, evden kaçmaya kalkıştığında evin büyükleri kapının önüne sırtüstü yatıp kızın üstlerinden atlamalarını isterler. Kırgız adetlerine göre büyüklere saygı üst düzeyde olduğundan kız cesaret edip evin büyüğünün üstünden atlayarak dışarıya çıkamaz. Başka bir yöntem ise kızın evden kaçması muhtemel çıkış noktalarına un dökmeleridir. Yine, buğday ve unun kutsal ve saygın olduğu bu ülkede kız una basarak evden kaçamaz. Sonuçta kız erkekle evlenmeyi kabul  ederse, iki aile anlaşarak gençleri evlendirirler. Kızın diretmesi üzerine bir müddet sonra kız ailesine teslim edilir. 

En lüks restoranlarda bile kalan yiyecekler paket yapılıyor. 

Bişkek'te birbirinden lüks restoranlara rastlamak mümkündür. Kırgız mutfağı Türk mutfağını andırmaktadır. Bu restoranlarda, yemek sonrasında kalan içki, yemek, pasta gibi akla gelebilecek her türlü gıda paketlenerek müşteriye teslim edilmektedir. 

Aynı şekilde, ev ziyaretlerinden sonra uğurlanan misafirlere de mutlaka, ev sahibi kalan yemeklerden  ya da evdeki meyvelerden bir paket yapıp vermektedir.

Kırgız asıllı yazar Cengiz Aytmatov'un anıt mezarını görmeden ayrılmak olmazdı Bişkek'ten.

Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun Rüyaları, Selvi Boylum Al Yazmalım, Toprak Ana gibi romanları ülkemizde tanınmış olan dünyaca ünlü yazarın eserleri  150 dile çevrilmiştir. On yaşındayken babası Ruslar tarfından idam edilen Aytmatov'un eserlerinde üstün bir insanlık duygusu ağır basmaktadır.

Anıt mezarının başındayken, O'nun “İyi yazar, 'tipik insan' ortaya koyma ustalığına erişen yazardır.” sözünü anımsadım.  Gözlerim nemli, heyecanla mezar taşını öptüm. Kısık bir sesle, haddim olmayarak, “Haklısın Usta.” dedim 

Manas Destanı 

Yaklaşık 500.000 mısradan oluşan bir manzum eser olan  Kırgızların Milli Destanı Manas, IX. Yüzyıldan günümüze ulaşmış devasa bir halk edebiyatı şahaseridir.

 “Manasçı” olarak adlandırılan destan anlatıcıları sayesinde asla unutulmayan bu şahaser, Homeros'un İlyada ve Odissea destanlarından yirmi kat daha uzundur.

Kutsallığı, tarihlerinin yaşatılması ve  milli kültürlerini  birarada barındıran bu destan, dünya literatüründe önemli bir konumda olup, Kırgızların övgü ve gururla sarıldıkları milli servetidir. 

Kırgızistan hakkında öğrendiklerimin tamamını yazmayı çok isterdim. Ben kısa bir tanıtımla yetindim. Atayurdumuzu görmenizi tavsiye ederken, bir Kırgız atasözüyle bitiriyorum yazımı. 

Aalamdın körkün köz açat, adamdın köönün söz açat. (Alemin güzelliğini göz açar, insanın gönlünü söz açar.)

 

08.12.2014, Paris

Yavuz Atıl

 

(*) Çok yaşayan değil çok gezen bilir. (Kırgız atasözü)



1174 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı