Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
ODUNLUK
31/01/2015


ODUNLUK

 
Küçük çocuk elindeki şarap şişesini sımsıkı tutmuştu. Bir an evvel annesine ulaştırmak için koşar adımlarla evine giderken oldukça heyecanlı idi. Zira o şarap şişesi onun için, kalem, defter, silgi ve cep harçlığı demekti.
 
Eve geldiğinde sevinçle annesine seslendi:
 
- Anne… Getirdim şişeyi…
 
Annesi telaşla mutfaktan çıktı.
 
- Çabuk baban gelmeden onu aşağı indir.
 
Çocuk “peki” dedi ve koşarak odunluk olarak kullanılan evin bodrumuna indi. Arkasından da annesi…
 
Bir kısmı boş bir kısmı dolu şarap şişeleri ve bir küçük su bidonu ile huni bulunan odunluğa geldiklerinde, oldukça zayıf, avurtları çökmüş kadın öksürük sesiyle irkildi. Kocası gelmişti. Oğluna,
 
“Sen burada bekle. Baban geldi“ diyerek koşarak yukarı çıktı.
 
- Hoş geldin efendi.
 
Kadıncağız, kendini kötü hissetmesine rağmen gülümsüyordu.
 
- Hoş bulduk… Al şu parayı bana bir şişe şarap aldır.
 
Kadın ümitsiz de olsa çekinerek:
 
- Efendi… İçmesen? Sonra ikinci ardından da üçüncü şişe geliyor.
 
Adam her zamanki sert bakışlarını eşine çevirdi:
 
- Karışma işime Zeliha!..
 
Zeliha hanım elindeki parayı göğsüne koydu. Telaşla aşağıya inerken “Bütün parayı şaraba yatırıyor. Başka çarem yok. Bunu yapmak zorundayım.” diye düşünerek iç geçirdi.
 
Gerçekten de kocası kazandığı paranın çoğunu içkiye harcıyor, çocukların ise ihtiyaçları hiç bitmiyordu. Birkaç kez gizli gizli çalışmayı denemiş ama kocasının çok ağır hakaret ve tehditlerine maruz kalmıştı.
 
Kocası eve girdiğinde, o da odunluğa, kendisini heyecanla bekleyen oğlunun yanına indi. Hemen işe koyulması gerekiyordu.
 
- Ver oğlum bana boş bir şarap şişesi şuradan, çabuk!
 
Çocuk “Anne, bana boya kalemi de lazım…” diyerek boş şarap şişesini annesine uzattı.
 
- Tamam alırım. Dur hele bir… Hem sen babanı kolla…
 
Bu arada boş şarap şişesinin ağzına huni koydu. Yeni aldıkları şarap şişesindeki şarabı yarısına kadar boş şişeye doldurdu. Üstüne de su ilave ederek tıpasını kapadı. İşlemi diğer yarısı dolu şişeye de uyguladı. Böylece bir şişeden iki şişe elde etti. Bu şekilde çoğalttığı şişeleri kocasına satıyor, o parayla da çocuklarının birçok okul ihtiyacını karşılamaya çalışıyordu.
 
Kadın, şişelerden birini oğluna vererek “Yarım saat sonra sanki çarşıdan geliyormuş gibi bunu eve getir.” diye tembihlerken yukarıda bodruma inen merdivenin başında kocasının öfkeli sesini duydu.
 
- Neredesin yahu, nereye kayboldun?
 
Necip bey merdivenleri inmeye başlamış, Zeliha hanım iyice telaşlanmıştı. “Aman yavrum… Saklan…” diyerek hızla yukarı çıktı. Adam merdivenleri inmeye devam ederek:
 
- Orada kim var, kiminle konuşuyorsun?
 
Zeliha hanım, kocasının önünde durarak:
 
- Yok efendi, kim olacak… Mercan ayağıma dolanıyor da.
 
Mercan, çok sevdikleri kedileriydi.
 
- Haa…
 
Necip bey istemeden de olsa merdivenleri geri çıkarken “oğlan gitti mi?” dedi.
 
- Neredeyse gelir.
 
Kocası içeri girerken Zeliha hanım derin bir oh çekti. Yakalanıyordu. Böyle bir durumda hali nice olurdu. Kocasının ters yüzünü bildiği için korkmaktan yorulmuş, hayattan bezmişti. O da eşinin ardından iç çekerek mutfağa meze sofrası hazırlamak üzere girdi. Tirbuşonu her zamanki koyduğu yerden aldı. Zaten açık olan şişenin tıpasını açmış gibi yapacaktı.
 
Zeliha hanım yaptığının yanlış olduğunun farkındalığı ile sürekli huzursuzdu. Kendini öyle kötü hissediyordu ki… Rahmetli ulema babasının kendisine bellettiği yaşam prensiplerini bir ölçüde çiğnemiş olmasını bir türlü içine sindiremiyordu. Ama çocuklarının kısıtlı da olsa ihtiyaçlarının karşılanması ve dolayısıyla onların yüzlerinin gülmesi kendisine her şeyi unutturuyordu.
 
“Başarısızlık ve felaketlere rağmen, hayata karşı güvenlerini sonuna kadar saklayabilen iyimser insanlar, daha çok iyi bir anne tarafından büyütülmüş olanlardır.” der Andre Mauoris.
 
O da annelik içgüdüsüyle çocuklarının, huzursuzluk ve karmaşa içinde geçebilecek ergenlik çağı isyanlarını böylece bastırmıştı.
 
Ve çocuklar annelerinin bu fedakârlığını, onun kendilerine olan sevgisinin bir tezahürü olduğunu algılayabilmişler, mutlu ve huzurlu büyümüş dengeli bireyler olmuşlardı.
 
Nuray Yoltaş
 

30.01.2015, Bornova



1118 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MESERRET ABLA - 08/03/2019
MESERRET ABLA
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN - 25/12/2018
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN
ÇOCUĞUN FENDİ - 22/10/2018
ÇOCUĞUN FENDİ
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
GECENİN MATEMİ - 20/03/2018
GECENİN MATEMİ
DAMGA… - 02/01/2018
DAMGA…
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
 Devamı