Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
469 Sokak..
02/04/2015

 

469  Sokak..

 Bizim nesil Bornova’yı doya doya yaşadı; Bornova Kent Müzesinden, Yeni Köprüye giden, eski Bornova evlerinin olduğu sokakta iki yaşıma kadar yaşamışım, ardından Tarlabaşında bir eve taşınmışız. Bir yıl da orada çocukluğum geçmiş. Babam Bornova Karakolunda Polis. Tek maaş altı çocuk.

 Halen zaman zaman önünden geçtiğim doğduğum evle ilgili zihnimde hiçbir anı yok.  Tarlabaşındaki  ise bebekliğim diyeceğim günlerden silik, puslu anılar var.

 Kızılay mahallesinin dağ yamacı başlangıcında belediyenin tahsis ettiği yerlerde yapılanma başlamıştı. O tarihlerde, yerleşim bölgesinde elektrik, su ve yol yoktu. Yeni Köprü yıllar sonra yapıldı. Derme çatma bir tahta köprüyle Bornova Çayından karşı tarafa geçiliyordu. Yaz aylarında paçaları sıvayıp geçmek kolaydı ama, kışın derenin azgın suları tahta köprüyü parçalayıp peşine takardı.

 Rahmetlik annemim, « Bir evimiz olsun da dağ başında olsun » duası kabul olunmuş olacak ki, Babam orada bir ev yaptırmaya karar vermiş. Küçük bir bahçesi olan, şirin bir evcik. İşte o sokakta (Şimdiki 469 Sokak-Eski adı Sema Sokak)  ve çevresindeki yaşantıları, oyunlarımızı gayet iyi anımsıyorum.

 Artık dört yaşındaydım. 1957-2005 tarihleri arasında, çocukluğum, gençliğim, öğrencilik yıllarım, çalışma hayatım, babamın vefatından sonra, annemi ziyaretim, o sokakla beni dost etmişti.

 Rengarenk kireç badanalı müstakil evlerin sıralandığı,   pencerelerinden cam güzelinin, balkonlarından sardunyaların eksik olmadığı, cıvıl cıvıl çocukların oynadığı 469 Sokak.  

 Sokağın ortasında bir çeşme vardı, haftada bir veya iki gün Bornova suyu akardı bu çeşmeden. Ellerinde kap-kacakları gecenin bilmem kaçında sıraya girerdi sokağın sakinleri. Kavga olmaz, sıra kapma yaşanmazdı. Yaşlılara, hastalara saygı duyulur, komşular hasta evine ziyaret akınında bulunurlardı. 469 Sokak bir aile ortamıydı.

 Bıçak bileyiciler, kalaycılar, macuncular, “şambalici” Reşat amca, şarkı sözü satan yanık sesli Anadolu gençleri, yaz aylarının değişmez dondurmacısı göçmen İsa amca, sanki birbirleriyle sözleşmiş gibi sırayla geçerlerdi sokağımızdan.

 469 Sokak yaşlanmıştı, sokağın çınarları bir bir gidiyordu, babam, annem, yan komşularımız Perihan teyze, Hilmiye teyze, Bedia teyze, Hüsnü Amca, sokağın bakkalı Abdülkadir amca, hatta çocukluk arkadaşlarım, Mustafa, Enver daha kimler kimler sokağımızı bırakıp sonsuz aleme göç etmişlerdi..

 Evler de eskimeye başlamıştı, bilinçsiz ve kontrolsüz yapılanmanın verdiği sonuçlara 469 Sokak isyan ediyordu. Bir zamanlar haftada bir gün tesadüfen bir araç geçtiğinde sokağın tüm çocukları aracın arkasına takılır, bazı cesaretli olanlar üstüne bile çıkardı.

 Yaz aylarında geceleri sokağın ortasına ateş yakılır, aşçı Ahmet usta çay demler, büyükler kendi aralarında sohbet ederken, bütün gün oynamaktan yorulmamış genç bedenlerimiz gecenin karanlığında söbe oynardı.

 Kızlı erkekli ip atlar, beş taş oynardık. Bornova’da dört ilkokul bir de ortaokul vardı. Bu yüzden herkes birbirini tanırdı. Yaptığımız afacanlıklara hoşgörüyle bakılırdı. Komşunun camını kırdığımızda, bahçesinden yumurta çaldığımızda kulağımız tutulur doğru babamıza götürülürdük. Cezamızı   babamız kesmeliydi böylece komşuluk ilişkileri bozulmazdı.

 Spor alanlarımız dağ yamaçlarındaki ormanlıktı. Ağaçlar barfiksimizdi. Daldan dala adeta uçardık. Yüzme havuzumuz yoktu ama, Bornova çayının müsait yerlerine setler kurar havuzlar yapar yaz aylarında doya doya yüzerdik. Şimdiki gibi buz pateni sahamız da yoktu. Çamiçi köyünün ilerisinde yer alan İkizgöl kışın donardı. Göl üzerinde kayardık. Hızımızı alamayıp dağlara tırmanır kartopu oynardık. Şunun şurasında üç saatlik bir yürüyüş mesafesindeydi. Parka pek gitmezdik, dağlar ovalar bizim parkımızdı.

 469 Sokak doğanın içindeydi ne gerek vardı ki şehre inelim. Günümüzde, yüzme havuzları, spor salonları, buz patenleri, gezinti alanları ile Bornova yaşanılacak bir yer. Artan nüfus dağların, taşların, ovaların yerleşim alanlarıyla kaplanmasına neden oldu. Sokak kültürü de yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutuyor.

 469 Sokak sefası sona erdi artık.  Bizim nesil Bornova’yı doya doya yaşadı diye yazmıştım en başta. Başka sokaklar da vardı tabii ki bizim gibi çocukluğu yaşatan. Ancak, yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuş sokak komşuluğu gelecek zaman dilimlerinde yok olup gidecek.

 O sokaktan ayrıldığım halde, onu zaman zaman ziyarete gittiğimde, yaramazlığımızın, afacanlığımızın, hoşgörüsü yüzlerine yansımış sokak komşularımız, teyzelerimiz, amcalarımız, ablalarımızın, sakallı bıyıklı bizlere bakarken eski günleri yadettikleri gözlerinden okunurdu her seferinde.

 Geçtiğimiz günlerde yine geçtim 469 Sokaktan. Kimseler kalmamış tanıdığım. Boydan boya sokağı geçerken camgüzelinin eksik olmadığı pencere kenarlarından meraklı bakışları farkediyordum. 469 Sokak sakinleri beni tanımadılar, ben de onları.

 Belki de, yolunu şaşırmış bir yabancı diye içlerinden geçirmişlerdir. Ne yapalım, çocukluğumuzun geçtiği sokağın yabancısıydım artık.

 O sokakta yapılan ilk evin çocuğu olduğumu nereden bilsinler ki.

 29.03.2015, Bornova

Yavuz Atıl



1219 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı