Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Sanmak, sanılmak..
27/07/2015


Sanmak, sanılmak..

Geçtiğimiz günlerde, arkadaşlarla sohbet ederken ilginç bir fıkra dinledim. Fıkrayı dinledikten sonra, üzerinde düşünülmesi gereken hassas bir konu olduğunu anladım. Güldürmeden çok düşünmeye yönlendirmişti beni bu olay.

Öykü/fıkra şöyleydi:

Adamın bir kendisini buğday tanesi sanıp bir türlü sokağa çıkamıyormuş. Şayet sokağa çıkarsa, kuşlar, tavuklar tarafından bir gaga darbesiyle onların kursağına ineceğinden korkuyormuş.

Çevresinin ve yakınlarının tüm ısrarlarına rağmen kimse adamı bu fikrinden vazgeçirtememiş.

Sonunda, ruh sağlığıyla ilgili bir hastaneye yatırılıp tedavi edilmesi için ikna edilmiş.

Doktorların uzun çabaları sayesinde adam tedavi olmuş ve artık taburcu olmasına karar verilmiş.

Taburcu olmadan önce adamı karşısına alan doktor, “Söyle bakalım kendini hâlâ buğday tanesi sanıyor musun?” Adam kendinden emin bir şekilde, “Ne münasebet doktor bey, öyle şey olur mu? Düpedüz insanım ben.” demiş.

Yapılan değişik testlerden sonra eşyalarını toplayıp hastaneden ayrılan adam, birkaç dakika sonra kan ter içinde hastaneye geri dönmüş.

Adamın bu haline bir anlam veremeyen doktor, “Ne oldu? Ne bu halin?” diye sorunca, adam, “Bahçede bir kuş gördüm doktor bey. Bu kuş beni kursağına indirecek kurtarın beni.” Doktor şaşkın şaşkın adama bakarak, “Hani kendini buğday sanmıyordun, ne oldu şimdi?” diye sorunca, adam, “Ben kendimi buğday sanmıyorum burası doğru ama, bahçedeki kuş bunu biliyor mu sizce?”

İşte bütün mesele burada yatıyor; bizim kendimizi nasıl bildiğimiz değil başkalarının bizi nasıl bildikleri gerçeği. Yani özgüven eksikliği.

Yaşadığımız toplumun bireyleri olarak davranışlarımızı hangi kıstaslar üzerinden dengeleyebileceğimiz, kendi özgüvenimizin sağlıklı bir biçimde yapılanmasına bağlıdır.

Sağlıklı toplumlar, sağlıklı bireylerden oluşur. Bu bireylerin ruh sağlıklarının dengeli olması ise aileleriyle bağlantılıdır.

Bireysel Psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler’e göre, çocuklarına özen gösteren ve aşırı koruma sağlayan, onları şımartan ebeveyn davranışları yanlıştır. Doğrusu, çocuklar hata yapsalar dahi kendi sorunlarını kendilerinin çözmeleri yoluna gidilmesidir.

Ebeveynlerin aile içinde çocuklarına kız-erkek ayırımı yaparak davranış eşitsizliği, aşağılık ya da yükseklik kompleksine kapılmış bireylerin doğmasına sebep olur.

Bireylerin, değişik yönlerde kendilerini toplumun diğer bireylerinden daha aşağı hissetmesi olarak tanımlanan bu karmaşık duyguyla iç dünyaları kaplanmış bu tip insanlar, günlük yaşantımızda sık sık karşımıza çıkmaktadırlar.

Esasen, bu kompekse sahip olanlar içinde bulundukları durumun farkında değillerdir. Adler’e göre huy diyebileceğimiz bu davranış biçimi psikiyatrik bir hastalıktan ziyade psikolojik bir durumdur.

Küçük yaşlarda ebeveynleri tarafından, halk dilinde « dolduruşa » getirilen çocukların yanısıra, aşağılanan, becerisizlikle suçlanan, fiziki yapısına, göz rengine, konuşma biçimine göre değerlendirilen davranışlar, minik zihinlerde ağır tahribatlara yol açmaktadır.

Bunun sonucu olarak da, günlük yaşantımızda, kendini bilmez, gösteriş meraklısı, herşeyi bilen geçinen ya da çekingen, utangaç, kendisini hakir gören insanlar karşımıza çkmaktadır.

1700’lü yıllarda yaşayan Goethe’nin « İnsanın kendisini olduğundan yüksek görmesi kadar, olduğundan aşağı görmesi de yanlıştır. » söylemi, 1200’lü yıllarda yaşayan Mevlana’nın « Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. » özdeyişiyle ne kadar benzeşiyor.

Toplum içinde aşağılık kompleksine kapılmış bireylerin, farkedilmeleri oldukça kolaydır. Bu tip insanlar, eleştirilere kapalıdır. Başkalarının kusurlarını bulmakta ustadırlar. Yapmış oldukları hataları zekice başkalarının üstüne atmalarında üstlerine yoktur. Öykümüzdeki gibi, başkalarının kendileri hakkında ne düşündüklerini kestiremedikleri için toplum içinde sıkılgan, utangaç davranırlar.

Karmaşık bir duygu olan bu davranış biçimi, bireylere tarifsiz acı da çektirir. Ancak öylesine çaresizdirler ki bundan kurtulmanın olanaksız olduğuna inanırlar.

İşte o zaman, devreye yakın dostların, eğitmenlerin, aile bireylerinin girmesi gerekmektedir. Bu acayip duygudan kurtulması için anlayışla bireye yaklaşıp, dostça davranışlar sergileyerek, topluma kazandırılması amacıyla sosyal etkinliklere katılmasını spor, müzik, sinema, edebiyat gibi ruhu yıkayıp paklayan faaliyetlerle vaktini geçirmesini sağlamak en yerinde davranış olacaktır.

Aşağılık kompleksindeki kişilerin daha mütevazı olmasına karşın, yükseklik kompleksine kapılmış olanlara yaklaşılması bir hayli zordur. Onlar en iyiyi bilirler, piramidin en üstünde hissederler kendilerini, arkadaşları yoktur, yalnızdırlar. Buna da pek aldırmazlar. Kendilerine öylesine güvenirler ki, bu rahatsızlıklarını tedavi etmeye yanaşanları aşağılayıp kendilerinden uzaklaştırırlar.

Her ne olursa olsun özgüvenin eksiği de fazlası da rahatsız edicidir. Bu garip davranış biçimini üstümüzden sıyırıp atmak insanlık gereğidir.

Bir de toplumsal kompleksler vardır. İngilizler kendilerini dünyanın efendisi sanırlar. Amerikalılar filmlerde izlediğimiz gibi, « Ben Amerikan vatandaşıyım, bana dokunamazsınız derler. » Dış güçler tarafından gelişmeleri engellenen bazı ülkelerin toplumları ise aşağılık kompleksi içinde çırpınırlar. Temsilciliklerin önünde vize kuyruğu oluştururlar.

Yapay gövde ve ekonomi göstergeleriyle kendilerini dünyanın üstün ülkeleri olarak sayan, üstünlük kompleksine kapılmış bu ülkelere bir çift sözüm var : Ne toplumsal ne de bireysel yükseklik kompleksinde olarak gururla haykırıyorum. « Ne Mutlu Türküm Diyene. »

Bodrum, 24.07.2015
Yavuz Atıl



1207 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ? - 06/08/2019
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
 Devamı