Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Fesatın İblis ile dostluğu..
11/09/2015

 Fesatın İblis ile dostluğu..
Yaşadığımız toplumda bazı karakterler vardır; girdikleri her türlü ortamın neşesini kaçırmaya, o güzelim neşeli anı bozmaya çaba sarfederler. Bu yüzden de bu tip insanların sosyal etkinliklerden, aile, dost, arkadaş toplantılarından mümkün olduğunca uzakta durmaları sağlanır.
 Durum böyle olunca da, bu defa uzaktan müdahalelerde bulunmak için ellerinden gelen her türlü imkânı kullanarak toplumun, ailenin, çevrenin düzenini bozmaya çalışırlar.
 Bilindiği gibi, Yunan mitolojisinde savaş tanrısı Ares’in kız kardeşi olan Eris, fitne ve fesat tanrıçasıdır.
 Bir mitolojik anlatımda; Thetis’in Peleus’la evlenmesiyle yapılacak düğüne bütün tanrılar davet edilmiştir. Ancak, fitne ve fesat çıkartır   endişesiyle  Eris düğüne çağrılmamıştır.
 Fesatlık bu ya, o da, gizlice geldiği ziyafet alanındaki sofraya üzerinde (kallisti-en güzel olana) yazılı altın bir elmayı yuvarlayıvermiş. Altın Elmayı ilk gören Zeus’un eşi Hera, “Bu elma benim hakkım.” demiş. ardından  Athena: “Nereden senin hakkın oluyormuş? Olsa olsa bu elma banadır.” Sakin sakin oturan  Afrodit kendinden emin, gülümseyerek, “Benim, dünyanın en güzeli olduğumu herkes bilir. Bu elma bana gönderildi.” tartışmaları alevlenince, düğünün o eğlenceli anı sen güzelsin, ben güzelim kavgasına dönüşmeye başlarken konuyu Zeus’a sormaya karar vermişler… Merak edenler bu mitolojik öykünün devamını ve   ayrıntılarını ansiklopedilerde bulabilirler.
 Sonuç olarak, bütün bu olaylar karşısında kıs kıs gülen Eris emeline nail olmuş, sen güzelsin, ben güzelim tartışmaları Truva savaşına kadar uzanmıştır.
 Türk ve Altay efsanelerinde de, yeryüzünde kargaşa yaratan, kötülükleri bünyesinde barındıran, her fırsatta insanlara zarar veren ve yeraltında yaşadığına inanılan,  yaygın olarak Ayna Han olarak da bilinen  Azra Han’dan bahsedilir.
 Her toplumda görülen bu karakterler, insanlığın yeryüzüne geldiğinden günümüze kadar geçen zaman içinde  hep karışıklığa neden olmuşlardır.
 Kimdir bunlar? Tabii ki fesatlar, fitneciler, ortalığı karıştırıp uzaktan kıs kıs gülenler.
 Fesatlığın başka türlü tanımı olabilir mi? Farsçadan dilimize giren fesatlık, bozulma, kirlenme, kokuşma, kışkırtıcılık, çekememezlik, maddi ve manevi kirlilik, işlevini yitirme anlamlarında kullanılmaktadır.
 Ne var ki, fesatlık, insanlığın tarih sahnesine çıktığı andan itibaren kendini göstermeye başlamıştır. Fesatlık yüzünden çıkan savaşların trajik sonuçları, kitaplıklardaki tarih sayfalarının utanç raflarında yer almaktadır.
 Fesat insan, başkalarında olan soyut veya somut iyi, güzel olguların kendisinde olmasını ister. Bunu istemekle kalmayıp, karşı tarafın da bundan mahrum kalmasını diler. Bunu elde etmek için, elinden gelen her türlü çareye başvurur. Başkalarının kendisinden üstün durumda olmasına tahammül edememek olsa olsa hasta bir ruhun belirtisidir.
 Kişilere karşı, bir zümreye veya topluma yapılan fesatlık ayrı ruh halleridir. Kişisel fesatlıklardan kurtulmak kolaydır. Fesatlığını hissettiğimiz kişiyi çevremizden uzaklaştırmak, yapmak istediği fesatlığı bildiğimizi belli etmek gibi basit yöntemlerle ondan kurtulabiliriz.
 Ancak, bir zümreye veya topluma karşı yapılan fesatlıktan kurtulmak, bunu anlamak, karşı koymak bilinçli, eğitimli toplumların üstesinden gelebileceği bir davranış olduğu gibi, üstün yetenekli, memleket sevgisiyle dolu siyaset uzmanlarının görevidir.
 Ulu Önder Atatürk’ün üstün dehasıyla dış mihrakların fesatlıklarına karşı verdiği mücadele asla zihinlerden silinmeyecektir.
 Uluslararası   fesatlıkları ve bunlarla mücadele yöntemlerini siyaset uzmanlarına  bırakıp, kişilere yönelik fesatlıklara karşı nasıl bir mücadele verebileceğimizi, fesatların ruh halini kavramaya çalışalım.
 Kişi olarak fesatlığa, çekememezliğe karşı göstereceğimiz tepki sonucunda oluşacak bilgi birikimi, bizim, ülkemize karşı fesatlık gösterecek olan dış güçleri daha iyi saptamamızı sağlayacaktır.
 Fesatlık hastalıklı bir ruh halidir. İçinde insan sevgisi olan, doğaya, canlılara saygı duyan, nefsini kontrol altında tutan, özentilerini iyi niyetli olarak dışa vuran, kendisinin sahip olamadığı maddi veya manevi olguları elde etmek için başkalarına zarar vermeden çalışan, yardımseverlik gibi karakterleri barındıran bir insan fesat olamaz.
 Fesatlık her insanın içinde harekete geçmeye bekleyen bir iblistir. Onun sinsice planlarını uygulamasını önlemek ise dürüst, adil, olgun insan işidir.
 Fesatlık tüm  olumsuzlukları  içinde barındırır. Bunlardan biri de çıkardır. Kişisel çıkarlarını, çevresinin, dostlarının, arkadaşlarının üstünde tutan fesatlar ellerinden gelen her türlü hileye başvurarak, emellerine nail olmak amacıyla şeref ve haysiyetlerini ayaklar altına alırlar.
 Sevdalılara, mutlu aile yapılarına, arkadaşlıklara fitne sokarak bu güzelim kutsal birliktelikleri sinsice hazırlayıp uyguladığı senaryolarla yerle bir etmekten keyif alan fesatlar etrafımızda kol gezmektedir.
 Fesatlar yüzünden, ne olduğunu anlayamadan nice sevgililer yaşlı gözlerle birbirlerini terk etmişler, nice yuvalar yıkılmış, arkadaşlıklar bozulmuş, birlikler dağılmıştır. Fesatlar bunalım içindeki zavallılardır.
 Nasıl oluyor da başkalarının iyiliğinden, mutluluğundan rahatsızlık duyuluyor? Bu ne tehlikeli bir ruh halidir!
 Ey, İblisin insan şekline girmiş bir ucubesi olan fesatlar! Bu isyanım bile sizleri mutlu ediyordur biliyorum.

 

01.09.2015, Bodrum

Yavuz Atıl



1279 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı