Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Samsun at… Trabzon at… Tokat at…
22/10/2015

Samsun at… Trabzon at… Tokat at…

Yazının başlığını okur okumaz çocukluğunuz geldi aklınıza değil mi? Günümüzün çocukları da bu muzipliği yapıyorlar mı bilemem ama, bu şaşırtmacada tokat attığım da oldu yediğim de.

Tabii ki önce tokadı yiyeceksin, oyunu öğreneceksin sonra başkalarına uygulayacaksın.

Oyunla ilgili bir hatırlatma yapayım: Kurbanına, “Ben sana şehir isimleri sayacağım, sen de her şehir isminden sonra “AT” diyeceksin tamam mı?” denildikten sonra, kurulan tuzaktan habersiz o minik, temiz kalpli, sevimli çocuk, yeni bir oyun öğrenecek olmanın hevesiyle kuralları kabul eder.

Karşı taraf, bir bir şehir isimlerini söylerken kurbanı da “AT” der. “Samsun” “at”, “Trabzon,” “at”, “Konya” “at”, “İzmir”, “at”, oyuna böyle 15-20 şehir ismi söylenerek devam edilir. En sonunda “Tokat” “at” karşı taraf “at” der demez yanağına koca bir tokat yer. Ne olduğunu anlayamadan oyunu başlatan çocuk kahkaha atarak tabanları yağlar.

Düştüğü tuzağın farkına varan kurban ise aynı oyunu başkalarına uygulamak üzere kendine bir kurban arar.

Başkasından yediği şamarın acısını, bir başkasından çıkarmak o yaştaki çocukların aklına bile gelmez. Amaçları öğrendiklerini uygulamaktır.

Ne var ki, haksız olarak yediği ilk şamarın acısının yanında, düşüncesizliğinin verdiği eziklik onun bilinçaltına çoktan yerleşmiştir bile.

Bu yediği tokat, daha önce yaptığı yaramazlıklardan dolayı annesinden, babasından yediği şamara benzemez. Kandırmaca, haksızlık vardır, hazırlıksız yakalanma vardır, dikkatsizlik vardır.

Hepimiz yaşama böyle başlarız, beklemediğimiz bir anda gelen şamar. Bu oyundaki muzipliğin altında yatan gerçek sebebin, insanoğlunun küçük yaşlardan başlayarak başkalarının zayıflığından, tecrübesizliğinden, iyi niyetinden faydalanmak, bir fayda elde etmek, incitmek olduğu aklımızdan bile geçmez.

İlkokul, ortaokul çağlarımızda öğretmenlerimizden yediğimiz tokatlar da vardı. Bunlar tabii ki eğitim amaçlıydı. Yediğimiz tokatların çoğunun da, ders esnasında yaptığımız anlamsız muzipliklerden kaynaklandığı belliydi. Yine de, “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter” tesellisiyle avunurduk.

Kaldı ki, ebeveynlerimiz bizleri öğretmene teslim ederken “Eti senin kemiği benim.” dememişler miydi?

Bunların hepsi eskilerde kaldı. Modern eğitim sistemlerinde dayak mekanizmasının anlamsızlığı uzun yıllardan beri kabul görmektedir.

Öğretmenin vurduğu yerdeki kızarıklığı, hayata ilk adım atılan dönemlerde deneyimsizlikten kaynaklanan yanlışlarımızdan dolayı yüzümüzün kızarmasına tercih edilmesinden yanayım yine de.

İlk haksız tokatımızı basit bir kandırmacanın ardından yedikten sonra, yaşımız ilerledikçe, çevreden yemeğe başladık.

Aldığımız darbeler bize yaşama sanatını öğreten birer ders gibiydi. Bu şamarları yüzümüzde hissetmeden önce davranışlarımıza dikkat etmeyi öğrendik. Temkinli davrandık.

Yine de beklemediğimiz zamanlarda tokatların ardı arkası kesilmedi. Düştük, kalktık bir tokat daha, bir tokat daha.

Hani yaptığımız hatalardan kaynaklandığını bildiğimiz olaylar sonucunda şamarlansak, kendi hatamızdır diye sineye çekeriz. Fakat, yaşamın tokatı öyle olmuyor. Size sormadan fikrinizi almadan öyle bir çakıyor ki, feleğinizi şaşırıyorsunuz. “Nerden geldi şimdi bu!” diye düşünüp duruyorsunuz. “Ey hayat ben sana ne yaptım?” çığlıkları kaplıyor ortalığı.

Aldığımız bu darbelerin, aslında, bizi adım adım olgunluk, yaşamı kavrama, gerçekleri kabullenme aşamasına ulaştıracağını düşünmüyor, her fırsatta “Hayatın sillesini yedim, benden adam olmaz artık.” deyip kadercilik oynuyoruz.

Bu sillelerden ders almak, deneyimlenmek, sebeplerini araştırmak, bundan sonra gelecek olan yeni şamarlara kendimizi hazırlamak, korunmak bir önceki sillenin iletisinin iyi kavranması halinde hayatın sillesini yemekle adam olunur.

Bu sillerler, çanta içindeki aletlere benzer. Ne kadar çok aletiniz olursa o kadar becerikli olursunuz. Her yediğimiz tokat bizi zenginleştirir. Çantadan yetişmiş gibi oluruz.

Bırakın yaşam tokatlasın bizi. Onun vurduğu yerde gül biter.

Yavuz Atıl
19.10.2015, Bodrum



1334 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ? - 06/08/2019
GÜÇLÜ KOLLARIN KİME ZARARI VARDIR Kİ ?
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
 Devamı