Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
EFECAN (AFACAN)
13/05/2016

EFECAN (AFACAN)

 

         Hani derler ya, ateşten gömlek diye yaramaz çocuklar için, aynen öyleydi işte. Doğduğunda annesine öyle bir bakmıştı ki; ilk bebeğini dünyaya getirmenin heyecanı ve sevinci içinde bulunan annesi biraz irkildiyse de bu bakışın pek üstünde durmamıştı. 

         İlk konuşmasına “Bir şey,” diye başlamış, birçok şey istemekle devam etmişti. Anne-baba kendisini çok, hatta pek çok sevmenin büyüsüne kaptırmışlar, çocuklarının olur olmaz isteklerine bir türlü hayır diyememişlerdi. Onu mutlu etmek adına her istediğini emir telakki ediyorlar, çocuk da bunu çok iyi algıladığı için kendilerine bir komutan edasıyla bitmeyen isteklerini sıralıyor, onların enerjilerinin önemli bir bölümünü alıyordu. 

         Asla reddedilmeyen istekleriyle büyümüş olan Efecan yedi yaşına gelmişti. O sene Commodore 64 adı verilen, daha çok oyunlar içeren bilgisayar sürülmüştü piyasaya. Tabi ki bilgisayar hemen alındı. Efecan büyük bir sevinçle Commodore’unu incelemeye ve değişik oyunlar oynamaya başladığında, anne ve babası geniş bir “Oh” çekmişlerdi. Zira artık uzunca bir süre istekler susacak, küçük kızlarıyla ilgilenme fırsatı bulacaklardı. 

         Gelin görün ki Efecan bir hafta sonra oflayıp puflamaya, yine yeniden isteklerde bulunmaya başladı. Babası şaşkınlıkla, 

- Oğlum, Commodore’unda çok oyun var, onlarla oynasana… 

Efecan, biraz mahcup biraz ürkek, 

- Commodore’um kayboldu baba. 

Babası şaşkınlıkla, 

- Oğlum evin içinde nasıl kaybolur? Nereye gider? 

- Bilmiyorum baba. 

         Efecan başını yere eğmiş, kendisine hayret ve sükût-u hayal içinde bakan anne ve babasına başka bir şey demedi. Onların bütün sorularını yanıtsız bıraktı. Derin bir “Of” çeken anne-baba, hem söyleniyor, hem de aniden yok olan bilgisayarı arıyorlardı. “Nereye gider?” diyordu evini avcunun içi gibi bilen annesi. Koltukların altı, depo, balkonlar, bakmadıkları yer kalmamıştı. Baba tekrar oğluna dönerek şefkatle; 

- Arkadaşına mı verdin oğlum? Doğruyu söyle, kızmayacağım. 

Çocuk öfkeyle; 

- Hayır!… Hayır!… 

Diyerek gözyaşları içinde odasına kapandı… 

         Ertesi gün anne, eşini işe çocuklarını okula gönderince evi tam tabiri ile bir dedektif titizliğiyle didik didik aramaya başladı. Bir süre sonra Efecan’ın odasına girdi. Buraya önce de girmişti ama bir kere daha bakmak istedi. Sinirleri gerilmiş, bir o yana bir bu yana bakarak öylece arıyordu işte Commodore’u. Bir çekmeceyi açtı. Çekmecede birkaç adet elektronik parçalar gördü. “Bunlar da ne?” diye düşündü. Gelişigüzel inceledikten sonra elinden bıraktı, sonra tekrar aldı. Aklından geçeni “olamaz” diyerek geçiştirdi. Bir süre sonra kitapların durduğu raf arkasından sarkan kabloları gördü. O kabloların oraya nereden ve nasıl geldiğini düşünürken, odadaki halının hafifçe kabarık olduğunu farketti. Merakla halıyı açtı. Halının altında tek tek dizilmiş, tanımlayamadığı irili ufaklı elektronik parçalar duruyordu. Hayretle açtığı ağzını eliyle kapadı. Çalışma masasının üzerindeki kitapları kaldırdığında gördüğü Commodore klavyesi ile aklından geçenin maalesef doğru olduğunu anladı. Oracıkta bulduğu yere çöktü. Efecan kendisine güçlükle aldıkları bilgisayarı parçalara bölmüş, adeta yok etmişti. Phyllis Diller’in çocuk eğitimindeki yanlışları vurgulayan “Günümüz çocuklarının isteklerinin çoğu, ihtiyaçlarının ise pek azı karşılanıyor.” sözü geldi aklına. Aşırı hoşgörülü davranarak Efecan’ın her istediğini yapmanın onu doyumsuzluğa sürüklediğini ve ego kabarmasına sebep olduğunu gördü. 

         Kapı çalındığında ne kadar sakin olmaya çalıştıysa da bir türlü öfkesine hâkim olamıyordu. “Bunu nasıl yapar… Bunu nasıl yapar…” diye kendi kendine söyleniyordu. Kapıyı açar açmaz, aynı öfkeyle; 

- Bunu nasıl yaparsın? 

Efecan yakalanmıştı. 

- Anne!.. 

- Anne ya… Onu nasıl zorluklarla aldığımızı biliyorsun! 

- Ama anne ben… 

- Sus! Konuşma!.. Şimdi öğretmenine gidip bu yaptığını anlatacağım. 

Anne bir hışımla evden çıkıp asansörü çağırdı. Efecan da arkasından koşarak kendini savunurcasına; 

- Ama anne çok merak etmiştim. Nasıl çalıştığını çok merak etmiştim. 

- Şimdi de öğretmenine ne cevap vereceğini düşün bakalım. 

Zira Efecan öğretmenini çok seviyordu. Annesi 8. Kattan asansörle hışımla indi. Evlerine yakın olan okula adeta koşarcasına gitti. Öğretmene içini dökecek, biraz rahatlayacaktı. Okula geldiğinde nefes nefeseydi. Doğruca öğretmenler odasına gitti. Öğretmeni Zuhal hanım anneyi o halde görünce endişelenmişti. Merakla; 

- Hayrola, Efecan’a bir şey mi oldu yoksa? 

Anne bir solukta çocuğunun yaptığını anlattı. Bu arada öğretmenin yüzüne düşen endişe yerini mutlu bir tebessüme bırakmıştı. “Aslında” dedi gözleri parlayarak, “Efecan’ın sorgulama yeteneği olan araştırmacı bir ruha sahip olduğunu gösteriyor bu durum, ben şahsen çok gurur duydum.” Anne adeta balon gibi sönmüş, başı önünde düşünceli bir şekilde evine döndü. Canı hâlâ sıkkındı. Yine de öğretmenin sözleri ile biraz olsun rahatlamıştı. Apartmandan içeri girdiğinde asansörün önündeki kalabalığa “Hayrola, ne olmuş?” dedi, “Bozulmuş mu?”. Akşam mesaiden dönen yorgun insanlar “Herhalde… Bu asansör pek bozulmaz ama… Ne yapalım mecbur çıkacağız.” diyerek beraber merdivene yöneldiler. Anne oflaya puflaya sekizinci kata çıkıp, elini beline koyarak doğrulup nefeslendiğinde, asansörün kapısının, eşinin terliği ile aralık bırakıldığını gördü. Yine hayretle açık ağzını eliyle kapadı. “A-aaa!” diyebildi. İçeriye girdiğinde kapı eşiğinde bekleyen Efecan’ın yumruk yaptığı ellerini üst üste vurarak, yuvalarından çıkmış gözleri ile; 

- Sen beni öğretmenime şikâyet edersin ha? İşte ben de seni böyle yorarım. Oh olsun!.. 

Bu arada kaşları çatılmış, yüzü kızarmış, irili ufaklı dişleri olduğu gibi meydanda bağırıyordu. Çocuk eğitimi konusunda gereğince bilgi sahibi olamayan anne, Efecan’ın gözlerindeki yaşların öfkeden mi yoksa mahcubiyetten mi olduğunu anlayamadı. Kollarını iki yana açarak çaresiz başı önünde odasına girdi. 

Nuray Yoltaş, Bornova

13.05.2016

 



Paylaş | | Yorum Yaz
1084 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MESERRET ABLA - 08/03/2019
MESERRET ABLA
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN - 25/12/2018
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN
ÇOCUĞUN FENDİ - 22/10/2018
ÇOCUĞUN FENDİ
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
GECENİN MATEMİ - 20/03/2018
GECENİN MATEMİ
DAMGA… - 02/01/2018
DAMGA…
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
 Devamı