Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Cogito, ergo sum…
04/08/2016

Cogito, ergo sum…

Yılbaşı kutlamalarında sofralarımızın vazgeçilmezi olan hindi dolmasını herkes bilir. Zavallı hindiler, o güzelim tüylerinin yolunup, karınlarının yarılıp, içlerinin cevizli, kuşüzümlü pirinçle doldurulup cehennem sıcağı fırınlarda kızaracaklarını akıllarına getirdiklerinde, başlarına gelecekleri yıl boyunca düşünüp dururlar.

Nasrettin Hoca’nın ünlü hindi fıkrasını anımsayalım:
Nasrettin Hoca pazarda dolaşırken, rengârenk bir papağanın on beş altına satıldığını görünce, koşarak evine gidip, kümesteki hindisini kaptığı gibi pazarda satılığa çıkarmış.
“Satılık hindi…. Yirmi altına satılık hindi…” diye bağırmaya başlamış.
Hocayı yakından tanıyanlar: “Hoca Efendi ne yapıyorsun sen!” demişler. “Yirmi altına hindi mi olurmuş?”  
Bunun üzerine Hoca: “Aha, şurada on beş altına cılız bir papağan satıyorlar ya!” demiş.
Etrafına toplananlar: “Ama, hoca, o papağan konuşuyor.” dediklerinde,
Hoca’da: “Benim hindi de düşünüyor…” deyip bağırmaya devam etmiş.
Nasrettin Hoca’nın her nüktedan yanıtında, mutlaka düşünülmesi gereken bir ileti vardır. 
Ancak, Milli Şairimiz Mehmet Akif’in kaleme aldığı,  bizi derin düşünceler dünyasında yolculuğa çıkaracak “Korkma,” ile başlayan İstiklal Marşımızda bir mısra daha vardır ki, en az “Korkma” kadar anlamlıdır: Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı!/ “Düşün” altındaki binlerce kefensiz yatanı.” Buradaki ana fikrin; Fransızların ünlü matematikçi ve filozofu, modern felsefenin kurucusu olarak bilinen  René Descartes'ın dünya düşünce tarihine geçmiş, "Je pense, donc je suis-Düşünüyorum o halde varım" söylemindeki iletiyle bire bir örtüştüğünü düşünüyorum.
Biz insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğimizdir düşünmek. Yılbaşlarında harlı ateşlerde kızartılmayı bekleyen hindi ne kadar düşünürse düşünsün, sonuçta başına geleceklere engel olamaz. Oysa biz insanlar, geleceğimizi düşünerek kurgular, geçmişimizden de düşünerek   ders alırız. “Düşün” altındaki binlerce kefensiz yatanı.” dizesinde, geçmiş ve geleceğimizi irdeleyerek, günümüzde almamız gereken önlemler konusunda bir ileti verilmek istenmektedir.

Düşünmek, elle tutulmayan, gözle görülmeyen öylesine bir alettir ki, onunla işe başladığımızda mutlaka olumlu sonuçlara ulaşırız. İçinde düşünce barındırmayan eylemler, eninde sonunda hüsranla son bulacaktır. Atalarımız düşünmeden laf etmezler: “Acelede nedamet, düşünmekte selâmet vardır.” derler.

Hani bizde bir deyim vardır: “Ağzından çıkanı kulağın duysun.” diye. Düşünmeden ağızdan çıkacak sözlerin ortaya çıkaracağı felâketi düşünmek bile tüylerimi diken diken ediyor. Aynı şekilde, aklımızdan geçen, bizi günlerce düşündüren, söylendiğinde ortalığı karıştıracak düşüncelerimiz vardır. Onları da kendimize saklamamız gerekir. Zamanı geldiğinde, uygun ortam bulunduğunda içimizi dökeceğimiz düşüncelerimiz bizi “Keşke” ler bataklığında boğmayacaktır. Aristo’nun; “Akıllı insan   düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.” sözünde mükemmel yaşamın altın anahtarları gizli değil midir?

Düşünce başarının anahtarıdır. İlahi kudretin bizlere armağan ettiği  bu tılsımlı duyguyu, okuyarak kendimizi geliştirmemiz besler. Düşünmenin yapısında, atomun çekirdeklerinden daha küçük diyebileceğimiz yapı taşları vardır. Bu yapı taşlarının her biri, bilgi ve becerimizi geliştirmek amacıyla okuduğumuz kitaplardır. Hepimizde olan bu duygu, beslendiğinde, ortaya tadına doyulmaz bir yaşam biçimi sunarken, yeteri kadar önem verilmediğinde ise, bizim yılbaşı hindisinin başına geleceklerden daha vahim bir sona götürür bizleri.

Nasıl ki toplum içinde, itibarımızı korumak için temiz elbiseler giyip, dış görünümümüze özen gösteriyorsak, düşüncelerimize de aynı şekilde özen göstermeliyiz. Yaz aylarında, güneşin yakıcı sıcağıyla bronzlaşmış vücutlarını kasılarak sergileyen erkekler, kış boyunca yemeden içmeden kesilip, ince bellerini görücüye çıkaran bayanlar, onları hayranlıkla izleyenlerin düşüncelerini keyifle akıllarından geçirirken, acaba diye düşünüyorum kendi kendime; düşüncelerindeki olgunluğun gelişimine aynı derecede önem vermişler midir?  “Düşünceler” adlı eseriyle felsefe tarihinde unutulmaz bir yeri olan Fransız Matematikçi Blaise Pascal; “Bir adamın büyüklüğü, düşüncelerinin gücünde yatar.” ifadesiyle, esas özen gösterilmesi gerekenin, öncelikle düşüncelerimizin yapı taşları olduğunu  iletmek istemiştir.

İster bireysel, ister toplumsal olsun, yaşam kalitemizi istenilen düzeye getirebilmek için, öncelikle düşüncelerimizin olgunlaşmış olması gerekmektedir. Bununla birlikte düşüncelerimiz doğrultusunda yapılmak istenilen eylemin doğru olup olmadığı konusunda da emin olmak kaçınılmazdır. Kendimize ya da topluma faydalı olacağını düşündüğümüz   eylemin atom çekirdeğini, bilgi ve beceriyle donatılmış bir düşünce gücü yerine getirebilir. Düşünmeden girişilen, topluma yararlı olacağını düşündüğümüz hareketler, beraberinde mutlaka felâketi getirecektir. Başarmanın sırrının; doğruyu düşünmeyi bilmenin ve doğru bir şey yapmanın yolunda olduğunun bilinmesi gerçeğini, bir düşünce dehası olan Ulu Önderimiz Atatürk özellikle dile getirerek: “Doğru düşünmeyi biliyorsan ve doğru bir şey yapmak yolundaysan, mutlaka başarırsın.” demiştir.

Düşünceler, bazen ilkbahar kırlarında açan binlerce renkli çiçek, bazen yazın sararan yeşil meralar, bazen sonbaharda ulu ağaçlardan dökülen yapraklar,  bazen de kışın yüksek dağların zirvelerinde bembeyaz karların arasından fışkıran kardelenler gibidir. Tüm düşünce biçimlerinin ortaya çıkardığı fikir senfonisi, düşünme yetisine sahip biz insanlar için tadına doyulmaz bir dinletidir. Tek düşünce etrafında toplanmak, beyinleri düşüncesizliğe yöneltir. Düşüncelere saygı duyulmalı ancak, onları sorgulamaktan da kaçınılmamalıdır.

“Düşün” altındaki binlerce kefensiz yatanı.” dizesi, düşüncelerimizi bir güneş misali aydınlatmalı, bize armağan edilen bağımsızlığımızın, düşüncelerimizin temel taşı olduğu unutulmamalıdır.

Bir inci de benden: Düşünce olmadan başlama söze, artık çok geç olur düşünce.

Bodrum, 04.08.2016

Yavuz Atıl

 

 

 



553 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı