Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Müfterinin İntiharı
08/09/2016

Müfterinin intiharı… 

Rahmetlik babam aybaşlarında maaşını aldığında bizleri yanına çağırır, Kemeraltı’ndan satın aldığı kitabı göstererek; “Sırayla hepiniz okuyun, kitap bitince sizi imtihan edeceğim.” derdi. Tek maaş,  altı çocuk. Herbirine birer hediye yerine, hepsine bir kitap alıp, ortak okumalarına teşvik etmek son derece akıllı bir davranışdı. Rahmetle anıyorum babamı. 

Yine, bir ay sonu babam elinde bir kitapla geldi. “Bu kitabı size ben okuyacağım, buradan alacağınız dersi ömür boyu kullanacaksınız.” dedikten sonra, ilk sayfalarını o akşam yemeğinden sonra okumaya başladı. 

Yaşantım boyunca en önemli iletiyi almış olduğum kitap, Ömer Seyfettin’in Kaşağı adlı öyküsüydü.

Hatırlanacağı gibi; bir çiftlik evinde yaşayan Hasan ve kardeşinin hazin hikâyesini konu alan kitaptaki olaylar zinciri kısaca şöyledir: Çiftliğin seyisi Dadaruh’un atları kaşağılamasını hayranlıkla izleyen Hasan’ın kardeşi, seyis evde yokken hergün kullanılan kaşağı ile atları temizlemek ister. Ancak kaşağıyı bulamayınca, etrafı karıştırırken Dadaruh’a hediye edilen değerli bir kaşağıyı bulur. Bunun üzerine bu kaşağıyı kullanırken atların huzursuz olması onu heyecanlandırır. Kaşağının sivri uçlarını taşlara sürtüp köreltmek isterken kaşağıyı kırar. Bahçeye fırlatır. Sabah olduğunda kırık kaşağıyı bulan babası, iki kardeşi sorgular. O da kaşağıyı Hasan’ın kırdığını söyleyip suçu kardeşinin üstüne atar. Bu olaydan sonra babası Hasan’a ahıra girmeme cezası verir. Ne yazık ki, bu olaydan bir sene sonra Hasan üzüntüden hastalanıp ölür. Böyle bir iftira atmanın derin üzüntüsü içinde yaşayan kardeşi ise kendisini asla affetmez. 

Okul öncesinde aile içi eğitimin taze beyinlerde bıraktığı izler son derece önemlidir. Bu öykü yalnız beni değil, okuyan herkesi mutlaka etkilemiştir. 

İftira atmanın, yani kendimizin yaptığı bir hatayı, başkasının üstüne yüklemenin insanlık dışı bir davranış olduğunu kabullenmek gerekir.  İftira atarken yapılan haksızlığı yalnız kendimiz bile bilsek, iftiraya  maruz karşı tarafın da bildiği gerçeğini anlamamak ikinci bir yanılgıyı ortaya çıkarmaktadır. Geçen zaman dilimlerinde kişiye zarar verebilecek, sonu ölümle dahi sonuçlanabilecek bu iğrenç davranışın, mutlaka dayanılmaz bir vicdan azabıyla son  bulacağı kaçınılmazdır. 

İftira bir huy mudur, yoksa herkes tarafından gerektiğinde kullanılan bir davranış biçimi midir? Toplumsal bir yara mıdır? Eğitimle ortadan kaldırılabilinir mi? Ülkelerarası bir hesaplaşma stratejisi midir? 

Öte yandan, kişilere atılacak iftiralar yanında, bir zümreye, topluma atılan iftiralar da üstesinden gelinemeyecek hazin sonuçlar doğurabilir. 

Gönlümüzü ferahlatan tek bir gerçek vardır; Tolstoy’un özlü sözündeki gerçek: “Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma; ilk önce senin ellerin kirlenecek.” Tarih sahnesinde yüzlercesine rastlayacağımız yaşanmış olaylar incelendiğinde, iftiraya uğramış, toplumların, zümrelerin, kişilerin, müfterileri tarafından haince saldırılara maruz kalmalarına karşın, gerçeğin aydınlatıcı, adil yüzü, yanardağlardan fışkıran kızgın lavlara benzeyen bu iftira sellerinin hızla akarken gelişen zaman içinde kaskatı kesilmelerini sağlayan kurtarıcı bir meleği olmuşlardır. 

Eğitilmemiş bir bedende iftira bir huy olarak ortaya çıkabilir. Kıskançlığın, intikamın, öfkenin kullandığı, kılıçtan keskin bu silah kurbanlarını bir darbede yerle bir eder etmesine ama, eğitilmiş bir ruh, müfterisinin bu davranışını önemsemediği durumda o keskin kılıç küt bir bıçaktan başka bir işe yaramaz. 

“İftira kötü köpek gibidir, kaçanın ardından ürür, pervasızlıkla yüzüne baktın mı sesini keser.”,  “İnsan iftirayı ancak önem vermemekle yenebilir. İftira edileni değil, edeni kirletir.” Gibi anonim yaklaşımlar, geçmişte yaşanılanların bir deneyim yansımasıdır topluma.

İftira, gerektiğinde herkes tarafından kullanılan bir savunma mekanizması mıdır? Öyle ya, düşman olarak bellenilen bir kişinin saygınlığını, onurunu zayıftlamak, çevresinde küçük düşmesini sağlamak, yapmadığı eylemleri üstüne yüklemek, buna dayalı olarak haksız yere cezalandırmak, insanlığın içinde yaşayan, kontrolü ancak vicdan melekesiyle mümkün olan acımasız canavarın bir kılıç darbesidir. Zamanla bu  darbenin bıraktığı hasar yok olur ancak, izi mutlaka kalacaktır. “Çamur at izi kalsın.” ne acımasız bir tümcedir. İftira, mutlaka müfterinin mağlubiyetiyle sonuçlanır. Ne kadar hazin olursa olsun, içimizde uyuyan bu yılanın zehri mutlaka gün gelir kendini yok eder. İçimizdeki yargıç olan vicdanımız, atılan iftirayı cezasız bırakmaz.

İftira, toplumsal bir yaradır. Eğitim düzeyleri istenilen düzeyde olmayan  toplumların sık sık karşılaştığı soğuk savaşın yenilgiyle sonuçlanan, toplumlara onarılmaz yaralar açan, onarılsa dahi telâfisi yıllar süren, ülkeleri sosyal, ekonomik olarak yerle bir eden çok acı bir davranıştır. Tarihteki en büyük iftiralar mazlum toplumlara atılanlardır.

Bireysel olarak iftiradan kurtulmak, müfteri olma yanılgısına düşmemek alınacak aile içi ve okul eğitimleriyle mümkündür. İftira zayıf ahlâklı insanların başvurduğu bir davranış biçimidir. Ancak, ülkelerarası bir strateji kaynağı olarak başvurulan iftiralardan mağdur olup tamamen çökmüş toplum ve zümreler tarih sayfalarını doldurmaktadır.

İftira yaşadığımız süreç içinde bize de bulaşacaktır. Ondan sakınıp, mücadele etmemiz, tertemiz iç dünyamızı onunla kirletmemek için çaba sarfetmemiz maalesef olumlu sonuç vermiyecektir. Zira, iftira müfterinin şeytanca planlarının bir eseridir. William Shakespeare’nin öngörüsündeki gibi: “Kar gibi olsan yine iftiradan kurtulamazsın.” kurtulamayız.

Yine de içimizi ferah tutmalıyız. İftira döner dolaşır bir bumerang misali müfterisine geri döner. Tarihin trajik sahnelerinde bu oyun binlerce kez oynanmıştır. İnsanın, genellikle başkalarına sürmek istediği çamura bulanacağı gerçeğini Cenap Şahabettin dile getirmiştir.

İftira, müfterinin intiharıdır. Böyle kabullendiğimizde bu illetten kurtulmamız mümkündür.

 

08.09.2016, Bornova

Yavuz Atıl

 

 



Paylaş | | Yorum Yaz
405 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı