Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
Duygu dolabı..
15/11/2016
 
Oldum olalı doğaya karşı özel bir ilgim vardır. Bir ağaca sarıldığımda heyecanlanırım. Arının vızıldaması kulağımda senfoniler çaldırır, kelebeğin dansı bale gösterilerine götürür beni.
 
Yazı, baharı, kışı ayrı ayrı yaşarım kısacası; ben doğaya aşığım. Zira, doğa, bize duygularımızı kullanmamızı öğretir. Bir papatyanın gelinlik giymesi, sümbülün dizi dizi yaprakları, lâlenin al elbisesi,   denizin maviliği, dolunayı, sayısız yıldızları, güzelim hayvanları, böcekleri, kuşları duygularımızı harekete geçirip, mutlu bir yaşam sürmemizi sağlar. Doğadaki mucizevi olayların etkisinde kalıp, şiirler yazar, şarkılar besteleriz.
 
Doğa, duygularımızın kurgucusudur. En temiz ve saf duygularımız doğanın sunduğu güzellikleredir. En şiddetli fırtınalarda, sicim gibi yağan yağmurlarda, lâpa lâpa karlarda duygularımızla yaşarız.
 
Doğanın afetlerine gelince; işte burada duygular devreden çıkar, akıl çalıştırmaya başlarız. Afetten kurtulma yolları arar, doğadan nefret ederiz.
 
İnsanoğlunun yapısında vardır ; güzelliklere karşı duygulanmak, kötülüklere karşı nefret duymak.
 
Oysa, sadece güzelliklere karşı duygularımızı devreye soksak, olabilecek kötülüklere karşı da aklımızı kullansak, nefreti kovsak daha yapıcı olmaz mı?
 
Sevdalandık, aşık olduk, sevdik. Sevgiliyle geçen o mutlu günlerin duygularımız üzerindeki etkisini hepimiz yaşamışızdır kuşkusuz. Duygularımız bize güzel sözler söyletir, karşımızdakini sevdirir, elimizden geleni yapmak isteriz sevdiklerimize. Zira, güzellikler karşısında duygularımız bizi yönetir.
Duygularımızın esiri olalım derim; sadece, güzelliklere karşı olan duyguların tabii ki. Duygularımızı olumlu yönde etkileyecek sevgi, dostluk, yardımseverlik, barış formülü içeren kimyasını, olumsuz olaylar etkileyebilir. Bu durumda akıl laboratuvarının kapılarını açarak, sorunlara mantıklı davranışlarla yaklaşılmalıdır. Zira, duygularımız güzellikler için vardır, varolmalıdır. Elimizde akıl gibi kuvvetli bir savunma mekanizmamız olduğu müddetçe, duygularımızı kötülüklere karşı kullanarak   kirletmenin anlamı yoktur.
 
Duygu bir mücadeledir. Ummadığımız bir anda bizi yakalar, günlerce meşgul eder. İç dünyamızda üstüste gelen duygular selinde boğulmamak için ne savaşlar vermişizdir. Ömer Seyfettin’in dediği gibi: “Akla karşı koyabilen tek şey, duygulardır.” Güzel olanlarına diyecek yok, şeytani duygularımızla mücadele yorucudur.
 
Pozitif duygularımız bizi gökyüzündeki bulutlar üzerinde gezmeye götürürken, olumsuz duygularımız yerin dibine batırır. İşte o zaman mantık ve aklın devreye girmesi kaçınılmazdır. Çin özdeyişinde söylenildiği gibi: ” Duygularınızı kontrol edin, yoksa onlar size kontrol eder.” Duyguları kullanmak bir beceridir.
 
Duygularımız gizlenemez; sevinç, üzüntü, heyecan, şüphe ayrı ayrı şekle sokar yüzümüzü ve davranışlarımızı. Onları saklamak olanaksızdır. Karşı tarafa istem dışı ipuçları verdirir duygularımız. Bukalemun gibi değişik olaylar karşısında renk değiştirir. Bu renkler davranışlarımızdır. “Mevcut duygularımızı gizlemek, olmayanları var gibi göstermekten daha güçtür.”(François de La Rochefaucauld)
 
Duygularımızı tanımamız gerekmektedir. Ummadığımız bir zamanda ortaya çıkabilecek olaylar karşısında vereceğimiz tepkilere istem dışı olarak önce duygularımız yanıt verir. Öylesine hızlı hareket ederler ki, aklımızın buna müdahale etmesine fırsat vermezler. Kendimizi tanımanın en kestirme yolu duygularımızı tanımaktan geçer.
Duygularımızın, gerçekleşmiş olaylara tepki vermekle kalmayıp, olabilecek vakalardan da bizi önceden uyarma güçleri vardır. “Bugün sıkıntılı geçeçek.” diye telaşlandığımız, hepimizin başından geçmiştir. Bu bağlamda, şimdiki ve gelecek zaman dilimlerinde davranışlarımızı yönlendirmeye yetkili bir soyut organımızdır duygularımız.
 
Yaşadığımız toplumda, toplumun bireyleriyle olan karşılıklı ilişkilerimizde duygularımızın kontrolü son derece önemlidir. Akıldan hızlı çalıştığından dolayı onları frenlemek, dilimizin ucundan düşmesini engellemek, fiziki vahşetimizi kontrol altına almak, kısacası duygularımızı ehlileştirmek ancak, sevgi, barış, hoşgörü ile olur.
 
Asırlık bir çınara sarılıp, gelinlik giymiş kızımızı kucaklar gibi duygulanalım. Gonca gülü koklarken sevdalımızdan bir buse alır gibi heyecanlanalım. Nereden gelip nereye gideceği belli olmayan tül elbisesini giymiş kelebeğe hayranlıkla bakalım. Kuşlarla sohbet edip, balıklarla yüzelim. Bunları yaparken de duygularımızın en doruk noktasına gelmesini sağlayıp onun keyfini yaşayalım.
 
Kötülüklere karşı o güzelim duygularımızı korumaya alıp, aklımızı kullanalım. Ne dersiniz…
 
  .

  
 


423 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
AT GÖZLÜĞÜ… - 16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 Devamı