Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Nuray Yoltaş
nurayyoltas@gmail.com
İTİCİ GÜÇ
28/11/2016
 İTİCİ GÜÇ...
 
- Haydi  bakalım kalkma vakti… Kahvaltı hazır.
 
Erol, annesinin sevecen ama ısrarlı seslenişini hiç duymamışçasına yorganını yüzüne çekerek, uyumanın o güzel rehavetine kendini bırakmıştı ki, annesinin daha yüksek perdeden, kararlı:
 
- Haydi kalk!.. Dershaneye yine geç kalacaksın.
 
Komutuyla hiç istemeyerek kalktı. Yatağın içine oturdu, miskin bir edayla:
 
- Anne bugün hiç gitmek istemiyorum. Daha senenin başı. Yağmur da yağıyor… Bir Cumartesi-Pazarım var zaten!..
 
Annesi Fitnat hanım bıkkın:
 
- Geçen hafta da gitmemiştin zaten oğlum…
 
Ama, Erol annesinden daha bıkkındı. Elleriyle saçlarını karıştırarak:
 
- Bu dershane de neyin nesi oluyor… Her hafta, her hafta. Bu sene üniversiteyi kazanmayıvereyim.
 
Erol, zaten okulda da duygusal tükenme içinde duyarsızlaşmış, dolayısıyla başarısını düşürmüştü. Annesi elindeki peçeteyi öfkeyle ovuştururken “Peki” dedi, “Gitme, yine gitme…”
 
Fitnat hanım, içini daraltan ve neredeyse her hafta sonu tekrarlanan bu diyaloğun ardından çaresiz, düşünceli aşağı indi. Tembellik ve hayata karşı bir boşvermişlik içindeydi oğlu.
 
Aradan geçen haftalar içinde, zaman zaman dershaneye gitmişti Erol, annesinin zorlamaları ile. O hafta sonu sabahı, içinde oluşan sıkıntı ile beraber kalktı yatağından Fitnat hanım. Doğruca oğlunun odasına yöneldi. Kâh öğüt vererek, kâh kendine has tehditlerle onu uyandıracaktı. İçeri girdiğinde Erol’un odasını boş görünce “Herhalde lavaboya gitti.” diyerek aşağıya kahvaltı sofrasını hazırlamaya indi. Hazırlığın sonunda mutfaktan elinde reçel tabağı ile çıkarken olduğu yerde kalakaldı. Oğlu karşısında, gözleri pırıl pırıl, aydınlık yüzü ve özenli giysileri ile annesine gülümsüyordu. Telaşla:
 
- Anne çabuk… Dershaneye geç kalmamalıyım..!
 
Oğlunun karşısında, şaşkınlıkla açılan ağzını eliyle kapadı. “A-aa!..” diyebildi. Sevinememişti bile. Masaya reçeli bıraktı, şüpheli bakışlarla oğlunu süzerken “Acaba” dedi kendi kendine, argo tabirle “Dershaneyi mi kıracak”. Erol bu arada masaya oturmadan kahvaltıdan atıştırmaya başlamıştı bile. Fitnat hanım merakla:
 
- Oğlum sen iyi misin?
 
- İyiyim, iyiyim…
 
Çayından bir yudum daha alırken:
 
- Sevinmelisin… Artık her hafta sonu böyle!
 
Kendisine şaşkınlıkla bakan annesine aldırmadan, adeta uçarcasına kapıdan hızla çıktı. Bu durumu anlamaya çalışan Fitnat hanım “Sevinmeli miyim?” diyerek, aklında oğlu, gündelik işlerine döndü.
 
Öğleden sonra eve geldiğinde yanakları al al olmuş, sevinçli bir telaş içindeydi Erol. Adeta kanat takmış uçuyordu.
 
- Anne bu kitaplar bana yetmiyor. Yeni ek kitaplar almalıyım. Çok çalışmalıyım…
 
Heyecanla odasına girdi, üstünü değiştirdi, masaya oturdu ve test kitaplarını açtı. Kitap yaprağı çevirmek aczindeki oğlunun olağandışı gösterdiği bu çabadan dolayı, övgüde bulunmak istediyse de şaşkınlıkla ona öylece bakakalmıştı Fitnat hanım. Ders çalışma kavramından bihaber olan çocuğunun bu hali onu sevindirmekten öte meraklandırmıştı. “Bu işin içinde bir iş var ama ne?” diye düşündü. Ne var ki Erol renk veriyor sır vermiyordu.
 
Günler günleri, haftalar haftaları kovalarken, zaman zaman oflayıp puflasa da, düzenli ve azimli çalışmalarından ödün vermemişti Erol. Tabi ki bunun sonucu hep dershane birinciliği oluyordu. Anne ve babası akıllarındaki soru işareti ile birlikte, onun böyle kabuk değiştirmesine alışmışlar, gururla ve mutlulukla çocuklarının başarısını izliyorlardı.
 
O gün eve geldiğinde Erol’un gözlerindeki aylardır süregelen ışıltı, neşe, heyecan solmuş, yüzü adeta kararmıştı. Tam tabiriyle asık bir suratla oturdu sofraya. Evladının sıkıntısını yüreğinde hisseden Fitnat hanım endişe içeren merakla oğlunun yanına oturdu.
 
- Oğlum neyin var? Ne oldu?
 
- Hiç…
 
Hemen ardından:
 
- İlkin
 
- Ne olmuş İlkin’e?
 
Yüzü kızarmış boğazı düğümlenmişti Erol’un.
 
- O değil, sınavda yine ben birinci olmalıydım. Her zaman olduğu gibi… Şimdi beni sevmeyecek.
 
Hızla masadan kalktı. Çakmak çakmak olan gözlerinden dökülmek üzere olan yaşları annesine göstermemek için odasına kapandı. Fitnat hanım arkasından koştuysa da yüzüne kapanan kapının ardında öylece kaldı. Sessizce, düşünceli, oradan uzaklaştı.
 
Ertesi gün çocuğunun kendisini anlatmak istediğinde, Fitnat hanım onu dinlemeye hazırdı. Erol utana sıkıla da olsa dili döndüğünce İlkin’in, senenin ortalarına doğru dershaneye geldiğini, çok çalışkan ve oldukça güzel bir göçmen kızı olduğunu, her başarısında ondan övgüler aldığını söylerken gömleğinin yakasını bir iki düğme açarak heyecanla anlatmaya devam etti. Haftalar içinde İlkin ile aralarında gizli bir yarış başlamıştı. Zamanla kendilerine sınavda yüksek bir not almak yetmemiş, sıralamalarda en üst sıralarda olabilmek adına kıran kırana bir rekabet başlamış, son sınava kadar da bayrağı yakalayan hep Erol olmuştu. Bu rekabet gayri ihtiyari bu iki genci birbirine yaklaştırmıştı.
 
Annesi benlik saygısını negatif yönde etkilememek adına Erol’u sorgulamadan ciddiyetle dinledi. Çocuğunun derslerinde gösterdiği çabanın ve başarısının, İlkin’e duyduğu ilgiden kaynaklandığını öğrendiğinde, yılın ortalarından beri zihninde beliren sorunun da cevabını bulmuştu.
 
Erol duygularını annesine aktarmanın hafifliğiyle, çalışmak, daha çok çalışmak üzere odasına döndüğünde, Fitnat hanım da, oğlunun doğanın bu en önemli döngüsünü yaşarken, sonunu hesaplamadığı kontrolsüz ilişkiler yaşayıp, başına tüm geleceğini olumsuz etkileyecek sorunlar açmadığına şükrederek mutlu, müstehzi bir tebessümle işlerine daldı.
 
28.11.2016, Bornova
Nuray Yoltaş
 
 
 
 


Paylaş | | Yorum Yaz
451 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MESERRET ABLA - 08/03/2019
MESERRET ABLA
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN - 25/12/2018
HÜZÜNLÜ ŞARKILARIN BESTECİSİ YALNIZ BİR KADIN
ÇOCUĞUN FENDİ - 22/10/2018
ÇOCUĞUN FENDİ
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK - 29/06/2018
BİR RENKTİR TAKIM TUTMAK
GECENİN MATEMİ - 20/03/2018
GECENİN MATEMİ
DAMGA… - 02/01/2018
DAMGA…
Bir Arakan Hikayesi - 17/10/2017
Bir Arakan Hikayesi
MAVİ KELEBEKLER - 10/07/2017
MAVİ KELEBEKLER
ÇOCUK (H)AKLI - 22/04/2017
ÇOCUK (H)AKLI
 Devamı