Site Haritası
Ulusal haberler

Üyelik Girişi
Yavuz Atıl
atilyav@gmail.com
AT GÖZLÜĞÜ…
16/07/2017
AT GÖZLÜĞÜ…
 
Bizim evin yan tarafında aylarca metruk halde bulunan eve yeni taşınmışlardı. Kısa sürede evin dışını tertemiz yaptılar. Bahçeye birbirinden güzel çiçekler dikip adeta bir park havasına bürüdüler. Her vesilede dile getirdiğim  gibi; şehirleri evlerin içi değil, dışları güzelleştirir. İşte yeni komşumuz da bunun bilincindeydi.
 
Yeni komşumuz, ya biraz çekingen, içine kapanık biriydi ya da kimselere yüz vermeyen o suratsız kendini beğenmişler grubundandı diye düşündüm. Neden böyle düşündüğümü merak etmişsinizdir; aynen düşündüm işte. Zira, her sabah bahçesinde deli gibi  çalışan komşumuza, “Günaydın komşu” dediğimde, tenezzül edip de  sırtını dönüp, yanıt verme nezaketinde bulunmuyordu.
 
Bir türlü gözgöze gelemediğimiz komşumuza artık günaydın demekten vazgeçmeye karar vermiştim.  Ne var ki,bu davranışına da bir anlam veremiyordum.  Mutlaka kapılarını  çalıp,  bunun nedenini sormalıydım.
 
Akşamın serinliğinde, komşumuzu eşiyle birlikte balkonlarında otururken farkettiğimde, “Tam zamanı..” diye düşündüm. “Galiba işleri hafiflettiniz.” ardından da sitemkâr bir ses tonuyla,  “Artık selamımızı alırsınız..” dedim. Komşumuz bey bir tepki göstermezken, eşi eliyle işaret ederek, “Benim bey duymaz, doğuştan engellidir.” dediğinde başımdan kaynar sular dökülmüştü.
 
Önyargı, beni bir kez daha aldatmıştı. Yaşantımızda kaç kez düşmedik ki önyargının tuzağına. Komşumuz hakkındaki düşüncelerimden mi yoksa önyargıya teslimiyetimden mi hangisinden utanmalıydım.
 
Bilindiği gibi önyargı, kişi ya da gelişen bir olay  hakkında yeterli bilgi donanımına sahip olunmadan bir karara varma durumudur. Buna yargısız infaz da denilebilinir.
 
Ne yaman bir düşünce kirliliğidir bu önyargı. Çevremizdeki canlı cansız ne varsa, onlar hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığında, almış olduğumuz eğitim orantısında ortaya koyacağımız düşünce biçimi, önyargının dostudur. Önyargı, bilgisizlikle beslenir.
 
Önyargı konusu, öylesine geniş bir alanı kapsamaktadır ki, bunun tuzağına düşmemek pek mümkün olmamaktadır. Bazı önyargılar, affedilir, telâfi edilebilir düzeyde olabilir. Bazı önyargılar ise insanlık tarihinde kara bir leke olarak kalabilmektedir. Bunun en yakın örneği insan ayırımcılığıdır.
 
Yemeğin tadına bakmadan tuz atan bir kişiye ya da ilk çağlardan kalma, artık günümüzde hiç bir anlam ifade etmeyen  hurafelere sırtını dayayıp, peşin hükümler verenlere önyargılı damgasını vurmamız ağır bir suçlama sayılır. Bu tip insanların kendilerine zararları vardır. Toplumsal bir tehlike yaratmazlar. Esas tehlikeli olanı, kişi veya toplumlara önyargılı  olan insan/toplum  tipleridir.
 
Gelişmiş ülkeler, ekonomik gücü olmayan ülke insanlarına aşağılayıcı bir gözle bakarlar. Ülke hakkındaki önyargıları, o ülkenin insanlarına da yansımıştır. Tam tersi olarak, gelişmemiş ülke insanları, gelişmiş ülke toplumlarına hayranlık ve saygı beslerler. Oysa, ortada bir insan tipi vardır.  İnsan, her zaman saygı hakeden bir varlıktır. Yaşadığı ülkenin yoksullukla savaşması veya zengin olması onun kişiliği üzerinde gerçek anlamda bir etki yaratmamalıdır. Daha da baside indirgenecek olunursa, aynı ülkenin halkı arasında dahi gelir düzeylerine, meslek sınıflarına göre bir ayırım olduğu gözden kaçmamaktadır. Bir doktor ile fabrika işçisi arasında ayırım yapılabilinmektedir. Önyargının en tehlikeli boyutu da burada ortaya çıkmaktadır. İnsana, varlığından dolayı saygı duymayı öğrenen toplumlar, başarıyı yakalamış demektir. Önyargı, ayırımcı düşüncenin temel taşıdır.
 
Önyargının toplumsal boyutunun meydana getirdiği felaketler, insanlık tarihi boyunca yapılan savaşlarda yaşamını yitirenlerin çürümüş bedenlerinde gizlidir.
 
İkili ilişkilerde de önyargının önemi ortaya çıkmaktadır. Bir insanı tam anlamıyla anlamadan, dinlemeden hakkında karar vermek; “Bu adamda iş yok, bu adam beş para etmez.” damgasını vurmak önyargının esiri olmaktır. İnsanların, giyiniş tarzları, kurduğu cümlelerdeki ifade biçimleri, bir yemek esnasındaki davranışları, olaylara farklı bakış açıları, sanata olan ilgileri birbirinden farklılık gösterebilir. Çağımızın gereklerine uymayan, toplumun bazı kesimlerinde yerlerini almış olan kişiler sözkonusu olduğunda, önyargı sinsi bir yılan gibi beynimize sızarak o kişiler hakkında bizi yanlış düşünmeye sevkeder.  Bunların tersi olduğu zamanlarda da, önyargı bir bahane bulacaktır. Bizlere çocukluk çağlarımızdan beri öğretilenler önyargının kirli çekmecelerinde kalan yanlış verilmiş eğitim çöpleridir. Einstein’ın “Ne kadar hazin bir çağda yaşıyoruz, bir önyargıyı ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha güç.” düşüncesi bu durumu pek güzel dile getirmektedir.
 
Haksızlığı savunanların kendilerine göre haklı sepepleri vardır. Önyargıda da durum böyledir. Önyargıyı kendi benliğimizden, yaşadığımız toplumdan hatta dünyadan kovalamanın tek yolunun, dünyamızı paylaşan biz insanların eşit koşullarda, kardeşçe, barış içinde yaşamak olduğunu, bunun da yönetici kadroların desteklemesiyle gerçekleşebileceğini  düşünüyorum.
 
“Bir kişi hakkında karar vermeden üç güneş batımı bekle.” diyen Kızılderili düşünürler, modern çağ denilen zamanımızdaki yaşantı biçimini paylaşan, önyargının müebbet hapsiyle cezalandırılmış  olanlardan ne kadar üstün ve asil düşünceli olduklarını ortaya koymuşlardır.
 
16.07.2017, Mazı
Yavuz Atıl
 


Paylaş | | Yorum Yaz
255 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI… - 31/01/2019
DÜRÜSTLÜĞÜN ZAFER ÇIĞLIĞI…
CESARET… - 18/11/2018
CESARET…
HER DÖNEMİN SANATI - 20/09/2018
HER DÖNEMİN SANATI
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK - 07/05/2018
BOYNU OKŞANAN KURBANLIK
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI? - 22/02/2018
SIRDAŞ MI, DÜŞMAN MI?
Güzeli kullanmak… - 09/01/2018
Güzeli kullanmak…
Ateeeeş… - 21/11/2017
Ateeeeş…
Biz kimseye kin tutmayız.. - 12/09/2017
Biz kimseye kin tutmayız..
Benim Sadık Dostlarım…. - 25/04/2017
Benim Sadık Dostlarım….
 Devamı